1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. VAN Tren Gezimiz!  (7)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

VAN Tren Gezimiz!  (7)

A+A-

SANAT KALEMİ

img_7796.jpg

     Akdamar Kilisesinden ayrıldığımızda hava kararmıştı. İskeleye yanaştığımızda, elektrikler kesilmişti. Hanımlar, İskelenin girişindeki hediyelik eşya satanlar mağazalara dalacaklardı yoksa!

Midibüsümüzde yerlerimizi alarak 40 km lik Van’a hareket ettik. Van’a girişte şaşırdık birden! Sanki bir Avrupa şehrine giriyorduk. Her yer ışıklandırılmış, sol tarafımız deniz manzarası…

     Akıllı telefonum çok akıllı olmasa da; Yalnız bende olan ve benim telefonla çekmiş olduğum Van fotoğrafı güzel çıkmıştı. Van sanat alanında da bayağı bir yol alan illerimizden birisiydi. Başta Doğu ve Güney Doğu olmak üzere Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde temsiller vermiş ve vermeye devam eden Devlet Tiyatrosunun, turne kapsamında geçen yıllarda, Kırıkkale Kültür Merkezi salonunda da izleme olanağı bulmuştuk. Son izlediğim oyunları; “gece O kadar Kirliydi ki İkisi de Kayboldular”

     Sanatçılarında o kadar özverili olduğunu öğrenmişti o zaman.

     2011 yılında meydana gelen depremlerde binaları orta derecede hasar gören Van Devlet Tiyatrosu, binanın güçlendirilmesi süresince, oyunlarını çadırda, oyuncular ise zor şartlar altında sahnelemişler. 

     Kalacağımız Double Tree By Hilton 5 yıldızlı otelin önündeyiz. Güzel görünüşlü bir otel. Yemek, odalara yerleşme, sabah saat 08.00’de Doğubayazıt İshak Paşa Sarayı’na gitmek üzere hareket edilmek üzere dağıldık.

     Güzel bir günün sabahı, kahvaltı sonrası midibüslerde yerlerimiz aldık. Genelde binişteki iki kişilik koltuk, rehberler için ayrıldığı için, Şoför arkasındaki diğer koltuğa oturmak için, beklemeler olur turlarda…

     Bu sefer ben yerimi aldım. Çünkü fotoğraf çekmeliydim. Çekilen fotoğraflar paylaşıldıkça anlam taşırdı. Fotoğraf konusunda kimseye güvenim yoktu artık, bugüne kadar yaptığımız gezilerden dolayı. Herkes, paylaşırız, göndeririz derler o günkü havada! Ancak ne gelen olur ne giden. O nedenle, kendin pişir kendin ye misali…

     Van gerçekten bizlerde şok etkisi yaptı. Akşam girişindeki ışıklandırma ile mi hoşumuza gitmişti.

     Hayır! Öyle değilmiş. Gündüz gözüyle de, bu kadar hoş ve güzel olacağını kimse beklemiyormuş.   Yapılaşma ve yollarına göre günümüz Türkiye’sindeki çarpık kentleşmeye göre bir tık ileride görünüyordu.

     Yolumuz uzundu. 250 km lik bir yolumuz vardı.

     İlk durağımız, Van’a 90 km kadar olan Muradiye Şelalesi olacaktı. Rehberimiz, şelalede çalışma olduğunu, şansımızdan açık olup olmadığı ikilemini yaşadı. İki saat sonra Muradiye Şelalesindeydik. Şansımızdan çalışma olmasına rağmen açıktı. Tahtadan yapılmış kısa bir köprüden geçmemiz gerekiyordu. Köprü çok ilkel olduğu için, geçerken sallanıp duruyordu. Bende biraz yükseklik korkusu vardır. Diğer turlarımızdan bilirim, Yeşim Demirci bendende kötüydü!

     Manzara görmek, tüm korkuları yeniyordu sanırım. Bir baktım, Yeşim Demirci’de eşi Sait Demirci ile köprünün ortasında poz veriyordu!

     Fakat fotoğraf çekmek için, bacaklarım titreye titreye de olsa köprünün öbür yanına geçmeyi başardım. Fotoğraf çekmedim bir süre, canım sıkılmıştı eşimin dediklerine! Neymiş efendim toplu çekim yapayım dediğimde, sanki emir verir gibi tavır alıyormuşum…

     Fotoğraf çekmediğimi fark eden Oya Uygur, neden çekmiyorsun diye seslendi. Bende sizleri rahatsız ediyorum sanırım dedim. Olur mu öyle şey, bizim çok hoşumuza gidiyor. Benim küskünlüğüm gitti. Böyle turlarda kısa küsüşmeler olur haberiniz olsun!

     Ben her turun sonunda eşime; bu son olsun bir daha tur mur yok diye kızarım, parlarım! MURADİYE ŞELALESİ; Bend-i Mahi üzerinde görkemli Muradiye Şelalesi, Muradiye ilçe sınırlarında yer alır. Van merkezine 80 km. uzaklıktadır. Adını Bağdat seferine çıkan Osmanlı Padişahı IV. Murat’tan almıştır. Tendürek Dağı’ndan beslenen Bend-i Mahi çayı üzerindedir. Şelalenin yüksekliği 50 metredir.

      Her mevsim ayrı manzara bir şelale için çok da yüksek sayılmayan Muradiye, Bend-i Mahi çayının kuvvetli akış gücünden dolayı görkemli bir manzara sunar. Muradiye Şelalesi, sadece görüntüsü ile değil çevresini güzelleştiren tabiatıyla da görülmeye değerdir. Her mevsim ayrı bir manzaraya bürünür. Bahar aylarında rengarenk çiçekler Muradiye Şelalesi’nin güzelliğine güzellik katar. Kış aylarında ise donan şelale suları buzdan kristallere dönüşür. Doğanın yaptığı bir beste Muradiye Şelalesini dinlemek insana eşsiz duygular yaşatır. Doğanın yaptığı her beste gibi insana huzur verir. Özellikle yaz aylarında giderseniz, şelalenin altına iner inmez doğal bir beste ve müthiş bir serinlik sizi karşılayacaktır. Muradiye Şelalesi kamp yapmak için de ideal bir mekandır.

      Muradiye Şelalesine uğramamızla çıkmamış 15 dakika sürmedi. Çevresinde yenileme çalışmalarından dolayı çalışmalar vardı. Görmek yetti zaten, satın alacak değildik ya!

      Yolculuğumuz devam ediyor. Deniz dedikleri kadar var. Biz nerden bileceğiz, deniz mi göl mü. Bize göre deniz!

      Deniz manzaralı karayolunda ilerlerken, rehberimiz karşı kıyıda görülen yerleşim yerinin,     28 Şubat 2015 tarihinde aramızdan ayrılan, romancı, senaryo ve öykü yazarlımız Yaşar Kemal’i köyü olduğunu söyledi. Ben, Osmaniye-Hemite doğumlu olarak biliyordu bu zamana kadar. Rehberimin açıklamalarından öğreniyoruz ki; Yaşar Kemal, Van Gölü’ne yakın Muradiye ilçesine bağlı, bugün ki adı Ünseli olan Ernis köyünden olan bir ailenin çocuğu, ancak Yaşar Kemal’in doğum yerinin Osmaniye- Hemite olduğunun doğru olduğunu da yeniden öğrenmiş oluyorduk.

   img_7737.jpgimg_7786.jpgimg_7797.jpgimg_7798.jpgimg_7801.jpgimg_7803.jpgimg_7806.jpgvan.jpg

devam edecek…

Bu yazı toplam 546 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.