1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. VAN Tren Gezimiz! (5)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

VAN Tren Gezimiz! (5)

A+A-

SANAT KALEMİ

alaattin-karaer--kose-yazisi1-048.jpg

     23 Ekim ve 9 Kasım 2011 tarihlerinde meydana gelen depremlerde 644 vatandaşımızın hayatını kaybettiği, 1966 vatandaşımızın yaralandığı, 252 vatandaşımızın ise enkazlardan sağ olarak kurtarıldığı;

     Van’a doğru ilerlemeye başladık.

     İlk durağımız Gevaş olacak. Gevaş’ta teknelere bineceğiz. Gevaş-Tatvan arası 103 km kadar.

     Türkiye sınırları içerisinde görebileceğiniz en güzel kiliselerden bir tanesi olan Kutsal Haç kilisesine gideceğiz. Günümüzde bilinen adı ise Akdamar Kilisesi, Bölgenin en eski kiliselerinden de birisidir.

     Yolculuğumuz süresince rehberimiz bölge hakkında genel bilgiler vermeye devam etti.

     “Van Gölü solumuzda kalacak bu bölgede Van gölü denilmez, Deniz denir. Van Denizi!

     Biraz daha yukarılara çıktığımızda zaman sizlerde göreceksiniz gerçekten uçsuz bucaksız bir deniz. Tatvan ilçesi sınırları içerisinde bulunan Nemrut volkanik dağının patlaması sonucu oluşan kraterde biriken suların oluşturduğu varsayılan volkanik bir göldür. Gölün doğu bölümünde dört ada vardır. Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuşadası… 1990 yılında Arkeolojik Sit alanı ilan edilmişlerdir. Tarihi ve turistik özelliğe sahiptirler.

     Kuzeyden – güneye 120 km.

     Doğu-batı olarak 80 km. dir. Gerçekten deniz gibidir. Marmara Deniz’inin de üçte biri kadardır.

     Şöyle sağ tarafınıza doğru baktığınızda arka taraflarda Sündüz ve Nemrut dağları.

     Bu dağlar bu bölgenin oluşmasına sebep olan yerlerdir, Volkanik dağlardır ve 4. 5. 6. Jeolojik zamandaki patlamalarıyla beraber şu andaki gördüğümüz yeryüzü şekilleri oluşmuştur.

Van Gölü tamamen kapalı bir havzadır. Türkiye’nin en büyük havzası olarak geçen bir yerdir.

     Burası bütün Anadolu toprakları olarak Akdeniz ile bağlantısı olan bir deniz olarak geçer.

     En derin noktası yaklaşık 400 metre olan bir denizdir. Bir göldür.

     Soda oranı yüksek, tuz oranı yüksek olduğundan dolayı özellikle ışığın çok saatlerde suyun rengini tamamen Turkuza renginde görürsünüz.

     Bunun yanı sıra, tuz ve soda oranı yüksek olduğundan dolayı da, canlı yaşamı için uygun değildir.

     Sadece 20 civarında mikroorganizma ve bunun dışında bir tane balık türü yaşamaktadır. O da, İnci kefali balığıdır.

     İnci kefali meşhurdur buranın. Mayıs-Haziran-Temmuz başlarında gelirseniz, İnci Kefalin uçarken görürsünüz. 

     Uçan balık olarak da geçer ve her yıl o dönemlerde uçan balık festivali düzenlenir. İnci kefalinin uçmasından dolayı…

      UÇAN BALIK İNCİ KEFALİ; Van Denizi’nin tuzlu-sodalı sularında yaşayabilen tek canlı türüdür. Adında kefal bulunmasına rağmen, sazangillerin bir üyesidir. Dünyada sadece bu kapalı havzada bulunmaktadır. 20 cm. boya ve 80-90 gram ağırlığına sahiptir. Torpil görünümünde vücudu parlak gümüş renkli pullarla kaplıdır. Kış aylarında gölün 75 m. derinliklerine kadar inebilirken, yaz aylarında 10-15 m. derinliklerde beslenmeyi tercih eder. Eşsiz bir yaşam döngüsü Uçan Balık İnci Kefali, her yıl büyük sürüler halinde göç eder. Çünkü Van Denizi’nin tuzlu-sodalı suları üremesine imkan vermez. Akarsuların sıcaklıkları 13 dereceyi bulduğu zaman balık derelere girer ve yumurtasını bıraktıktan sonra tekrar göle döner. Bu eşsiz yaşam döngüsü her yıl Nisan ayında başlayıp Temmuz ayına kadar devam eder. İnci Kefali bu yolculukta akarsuya karşı büyük mücadele verir. Şelaleleri uçarak aşar. Yurt içi ve yurt dışından binlerce insan bu büyük yolculuğa tanıklık etmek için Van’a akın etmektedir. Geleceği güvence altında İnci Kefali’nin göç mevsimi, aynı zamanda balıkların avlanma karşısındaki en çaresiz zamanlarıdır. Nehirlerin sığ sularına yığılan balık sürülerinin kolay avalanabilirliği, kaçak avcılara cazip gelmektedir. Kaçak avlanmayla mücadele kapsamında balıkların üremek için çıktıkları göç yolculuğunda 75 günlük avlanma yasağı sıkı bir şekilde denetlenmektedir. Alınan tedbirlerle kıyı çevresinde bilinçli balıkçılık yapılması sağlanmıştır. İnci Kefali’nin geleceği güvence altındadır. Geleneksel hale gelen Uçan Balık Festivali her yıl Haziranın ilk haftasında Erciş ilçesindeki Deliçay suyu kenarında bir karnaval havasında kutlanmaktadır. Kalori deposu İnci Kafeli’nin eti beyaz ve lezzetlidir. Diğer balıklarda ortalama 15-20 olan kalori miktarı İnci Kefali’nde 28-45 kaloriye kadar çıkmaktadır. Az kılçıklıdır. Kurutulmuş olarak tandırda ve yağda pişirilmiş havyarı başta olmak üzere yöre halkı tarafından pek çok şekilde tüketilmektedir. Uçan Balık İnci Kefali, Van’ın doğal, kültürel ve ekonomik değerlerinden biridir. Yöre halkından binlerce insan, geçimini İnci Kefali avcılığıyla sağlamaktadır

      Şimdilik dağların arasından geçiyoruz. Artık Bitlis’ten başlayıp, Torosların devamı olan dağlardan arasından geçiyoruz.

      2001 Yılmaz Erdoğan’ın 2001 yılında çekimlerini yaptığı Vizontele filminin hikayesinin de geçtiği Gevaş ilçesi. Güneydoğu Toroslar’ın uzantısı olan Kavuşşahap dağlarının en yükseği Artos Dağının eteklerinde bulunuyor.

      Vadiden geçiyoruz. Vadinin şöyle üst taraflarına baktığımızda, çorak alanlar görürüz.

Ağacın bile yetişmediği, çok nadir yetiştiği alanlar görürüz.

Şu andaki rakımımız, 1750 metre civarındadır. Bu bakımdan zaten ağacın yetişmesi pek mümkün değil. Fakat günümüzde bu bölgesinin çok fazla ağacının olmamasının, belli yerlerde hiç ağaçların olmamasının nedeni ise tamamen insanların Ağaç varken onlara gereken değeri göstermemiş olmasındandır. Yakıt bulamadıkça ağaçlar kesilmiş, savaşlar oldukça ağaçlar kesilmiş, ev yapılırken ağaçlar kesilmiş.

      Kestikleri ağaçların yerine ağaç dikilmemiş ve bugünkü görünüme kavuşmuştur.

      1600’lar da buraya gelen Evliya Çelebi Erzurum ve Bitlis arasında, bir Maymunun hiç yere düşmeden ağaçtan ağaca tutunarak geçtiğini, geçebildiğini söylemiştir…

      Rehberimiz konuşmasına devam ederken;

      2004 yılında temeli atılan ve 7 yıl sonra açılan 2306 metre uzunluğundaki Kuskunkıran tünelinden geçiyoruz.

      Akdamar Kilisesine gideceğimiz iskeleye geldiğimizde saat; 17.30’ gösteriyordu. Çok geç kalınmıştı. Hava kararmadan görmek gerekliydi. Bizleri Adadaki Kiliseye götürecek tekne hazırdı. Zaman kaybetmeden yerleşip hareket ettik. 4 km. mesafelik yolumuz…

 

devam edecek…

alaattin-karaer--kose-yazisi2-044.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi3-027.jpg

Bu yazı toplam 305 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.