1. HABERLER

  2. DÜNYA

  3. Ulucanlar olması gerektiği gibi
Ulucanlar olması gerektiği gibi

Ulucanlar olması gerektiği gibi

1920 yılında askeri depo olarak yapılan, 1925'te cezaevine dönüştürülen ve sadece mahkûm isyanlarına değil Türk siyasi ve edebi hayatının önemli isimlerine...

A+A-

1920 yılında askeri depo olarak yapılan, 1925'te cezaevine dönüştürülen ve sadece mahkûm isyanlarına değil Türk siyasi ve edebi hayatının önemli isimlerine de ‘ev sahipliği' yapan Ulucanlar Cezaevi, yenilenen koridorlarında artık kültürü, sanatı ve yeni umutları ağırlayacak Türkiye cumhuriyetinin serüvenine en başından beri tanıklık eden birkaç yer varsa bunlardan en önemlisi hiç kuşkusuz Ulucanlar Cezaevi'dir. Soğuk koğuşlarında Bülent Ecevit'ten Leyla Zana'ya, Metin Toker'den Hatip Dicle'ye, Kemal Tahir'den Yaşar Kemal'e, Fakir Baykurt'tan Cüneyt Arcayürek'e kadar pek çok ‘ünlü'yü konuk eden Ulucanlar idamlarına tanıklık ettiği Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan ve Erdal Eren'in ardından hep hüzünle anılır oldu. Çetin koşulları, tekinsizliği ve soğuk yüzüne rağmen, bu yüzün hemen ardına gizlediği ‘insan nüvesi' sayesinde Feride Çiçekoğlu'nun, 'Uçurtmayı Vurmasınlar'ına; Yılmaz Güney'in 'Duvar'ına ilham kaynağı oldu Ulucanlar. Açık kaldığı 83 yıl boyunca değişik görüşlerden birçok sanatçıyı, yazarı ve gazeteciyi ağırlayan Ulucanlar, artık tümüyle eğitim ve kültür merkezine dönüştürülüyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yapılan görüşmeler ve Anıtlar Koruma Yüksek Kurulu'nun projeye onay vermesinin ardından restorasyon çalışmalarına başlayan Altındağ Belediyesi, 2009 Kasım'ında Ankara'nın kültür ve turizm hayatına muazzam bir merkezle katkıda bulunacak. Çalışmalarla ilgili bilgi veren Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki, Ulucanlar'ın kapalı kısmının Sincan'a taşındığını, yarı açık kısmının ise henüz boşatılmadığını hatırlatarak, cezaevini eğitim ve kültür merkezine dönüştürecek projenin uygulamasına, yarı açık cezaevi henüz boşatılmamış olsa bile, kapalı cezaevinden başlanılacağını belirtti. "Adalet Bakanlığı kaplı cezaevini taşıdı ancak yarı açık cezaevi halen kullanımda" diyen Tiryaki sözlerini şöyle sürdürdü: "Cezaevinin olduğu tüm alan ve buradaki yapıların bazıları bir süre önce Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından ‘korunması gereken yapı' olarak tescil edildi. Buralar imar planında da eğitim ve kültürel amaçlı kullanılmak üzere tescil edildi. Bu nedenle buradaki tescilli yapıları yıkmak, yerlerine yeni bina yapmak, başka bir amaçla kullanmak mümkün değil" diye konuştu. KORUNMASI GEREKEN YAPILAR CEZAEVİ MÜZESİ OLACAK Yaklaşık 34 bin metrekarelik alan üzerinde bulunan Ulucanlar Cezaevi'nin kültür merkezine dönüştürülmesinin önemli olduğunu vurgulayan Tiryaki "Koğuşlarıyla, görüşme odalarıyla, hücreleriyle burayı koruyacağız. Koğuşlar, misafir ettikleri ünlülerin bilgilerinin ve fotoğraflarının da yer alacağı biçimde muhafaza edilecek. Yine mahkûmların duvarlara yazdıkları yazıları da fotoğraflar ya da başka biçim ve tekniklerle koruyacağız ve sergileyeceğiz. Kütüphanesi, sanat galerileri, toplantı, konferans salonları ve film platolarıyla burası tam anlamıyla yaşayan bir müze; Türkiye siyasi hayatı için canlı bir hafıza olacak" diye konuştu. Projeye ilk aşamada 3 trilyon liralık kaynak ayrıldığını ancak toplam proje tutarın 10 trilyon lirayı bulacağını kaydeden Tiryaki, "Belediyemizi bu tür restorasyon projelerinde daima destekleyen Ankara Valiliğimiz de özel idare bütçesinden destek sağlıyor. Çalışmaların ilk bölümü 2009 yılının Kasım ayında bitirilecek ve hizmete açılacak. Ulucanlar'ın yeni yüzüyle hem başkentlilerin hem de yerli ve yabancı turistlerin gezip görmek isteyeceği bir yer haline geleceğine, Ankara'ya çok önemli bir eser kazandıracağımıza inanıyoruz" dedi.

Bu haber toplam 320 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.