1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!”(1) (Bir Öykü)- Burcu Muynak
“Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!”(1) (Bir Öykü)- Burcu Muynak

“Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!”(1) (Bir Öykü)- Burcu Muynak

       Ankara o gün puslu, soğuk bir güne uyanacaktı. Songül, bir türlü yataktan kalkmak istemiyordu. Saat daha 5 idi. Ankara’nın ayazı battaniyenin...

A+A-

aaa

       Ankara o gün puslu, soğuk bir güne uyanacaktı. Songül, bir türlü yataktan kalkmak istemiyordu. Saat daha 5 idi. Ankara’nın ayazı battaniyenin üzerine kadar uzanmıştı. Soba çoktan sönmüştü. Camlar buğuluydu. Aylardan Ocaktı. Yıl 1993… Songül biraz daha yattıktan sonra içindeki sıkıntı ile mutfağa doğru ilerledi. Çaydanlığı doldurdu. Ocak bir türlü yanmadı. Çakmağın gazı da bitmişti, ocağın tüpü de. “Hay aksi” dedi kendi kendine. Nasıl bir gün bu?” Tekrar yatağa döndü. Battaniyeyi göz hizasına kadar çekti. Uyuyamadı. Bir an önce gazeteye gitmek istedi. Giyindi. Sokağın başında dolmuşu beklemeye koyuldu… Hemen arka sokakta oturan doktor Oğuz da huzursuz bir yüz ifadesiyle durağa geldi. Tam o sırada yolun karşısından biri koşarak ve ağlayarak geliyordu. “Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!” Songül’ün kalp atışları hızlandı.  Karlı sokak çok yakındı. Ölen Uğur Mumcu olabilir miydi? Songül can havliyle adamın kolundan tuttu. ”Hangi Uğur? Hangi Uğur?” Adam boğuk sesiyle “Uğur Mumcu” diyebildi. Oğuz ile Songül göz göze geldiler. Aynı anda ikisinin de önce sol gözünden yaşlar aktı. Karlı sokağa doğru koştular. Gördükleri manzara tarifsizdi. Her yerde patlatılan arabanın parçaları. Korkunç bir sessizlik. Şaşkınlık. Dayanılmaz bir acı… Kan tüm sokağı sarmıştı. Songül gazeteci refleksiyle çantasından fotoğraf makinesini çıkardı. Oğuz ise baygınlık geçiren mahalle sakinlerine ilk müdahaleleri yaptı. Tüm gün Songül ile Oğuz; Karlı sokakta kaldılar.  Akşam oluyordu. Bir duvarın dibine oturdular. Yan yanaydılar. Sırtlarını duvara dayamışlardı. Dizleri bükülmüştü. İkisinin de gözleri kızarmış ve şişmişti. Tek kelime etmediler. Ortak bir acıyla bir araya gelmiş iki yürek olarak öylece kaldılar. Saatler geçiyordu. Songül hiç tanımadığı bu adamın omzuna başını koydu. Oğuz ise hiç kıpırdamadı. İkisi de gözlerini kapadı. İçlerindeki acı fırtınaya kulak vermek istercesine sadece susuyorlardı. Neden sonra ayağa kalktılar ve yürümeye başladılar. Songül apartmanın kapısına geldi. “Uğur abiyi tanıyordum. Birkaç kez benim çalıştığım gazeteye gelmişti. Öldüğüne inanamıyorum. Tehditler aldığını biliyorduk ama… Giden sadece bir can değil. Giden bir düşünce, giden bir inanç, giden bir ufuk…” “Uğur abiyi ben de tanıyordum. Bir gece nöbetteyken gelmişti. Ben muayene etmiştim. Haklısınız.  Kaybolan sadece bir beden ve bir ruh değil. Türkiye bu kaybı çok sonraları anlayacak.” Sonraki günler Songül ve Oğuz dolmuşu beklerken sohbet etmeye başladılar. Songül 30’unda, Oğuz 43’ündeydi. İkisi de hiç evlenmemişlerdi. Yıllar geçmişti. Evlendiler. Çocukları olmadı. Buna hiç üzülmediler. Birbirlerini çok sevdiler. Her yıl Uğur Mumcu için Karlı Sokak’ta nöbet tuttular.  

                                                                                                                                      devam edecek…

Bu haber toplam 176 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.