1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!” (2)-Burcu Muynak
“Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!”  (2)-Burcu Muynak

“Uğur abiyi öldürdüler! Uğur abiyi öldürdüler!” (2)-Burcu Muynak

 (Bir Öykü)   21 yıl geçmişti. Oğuz emekli oldu. Songül tam gün olmasa da hala çalışıyordu. O akşam camla kapatılmış balkonlarında...

A+A-

 (Bir Öykü)

bbbb

  21 yıl geçmişti. Oğuz emekli oldu. Songül tam gün olmasa da hala çalışıyordu. O akşam camla kapatılmış balkonlarında yemek yediler. Uğur Mumcu’nun ölümünün 21.yılıydı. Yine Karlı Sokak’ta mum yakıp nöbet tutmuşlardı. Oğuz her zamankinden sessizdi. Yemekte dalıp dalıp gidiyordu. Songül: ”Oğuz ne oldu bir tanem? Neden hiç konuşmuyorsun?“ dedi. Oğuz: “Tam 21 yıl oldu be Songül. Hala Uğur Mumcu cinayeti çözülemedi. Her yıl aynı acıyı yaşıyoruz. Ama hiçbir şey değişmiyor. Tabi seni gördüğüm ilk günün kıymeti de. Seninle büyüyen o koca sevdamız da. Ne tuhaf değil mi? Bir yanda dayanılmaz bir acı, bir yanda yıllara meydan okuyan bir sevda.” “Haklısın Oğuz, Uğur abi sadece gazeteciliğini, eserlerini bırakmadı bize. Bir ömür yetecek sevda da bıraktı. İyi ki varsın.” Songül, Oğuz’un ellerini tuttu. Elleri soğuktu. Elleri terliydi. Gözlerinde bir uzaklık vardı. Yüzü solgundu. Sesi titriyordu. Oğuz erkenden yattı. Songül bir yazısını yetiştirebilmek için gece yarısına kadar oturdu. Kocasını uyandırmamak için yorganı usulca kaldırdı. Yorgundu. Hemen kapandı gözleri… Ankara yine ayazdı. Camlar yine buğuluydu. Songül içinde bir sıkıntı ile uyandı. Mutfağa gitti. Çaydanlığı doldurdu. Her nedense yatağına dönmek istedi. Kapıyı açtı. Oğuz yan yatmıştı. Songül yorganı çekti. Korkarak “Oğuz” diye seslendi. Bir kere daha. Bir kere daha. Oğuz ses vermedi. Songül kocasının yanına yattı. Arkasından sarıldı. Henüz Oğuz’un bedeni sıcacıktı. Eliyle kocasının burnunun altına dokundu. Hiçbir sıcaklık yoktu. Sessizce ağladı. Gözlerini kapadı. Mırıldanmaya başladı ”Uğurlar olsun, hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun…” Oğuz’un cenazesi Karlı Sokaktan da geçti. Oğuz öleli 1 yıl olmuştu. Yıl 2015 idi. 24 Ocak’tı. Bu yıl ilk defa Songül tek başına Uğur Mumcu için mum yakacaktı. Kalınca giyindi. Kırmızı karanfiller aldı. Önce Oğuz’un mezarına gitti. Bir demet karanfili mezarın üzerine bıraktı. Sonra Karlı Sokağa vardı. Akşam oluyordu. Gençler mum yakmışlardı. Ünlü siyasetçiler, iş adamları, üniversiteliler, herkes oradaydı. Songül kalbini tutuyordu. Oğuz’un yokluğu daha da derinden yakıyordu canını. Kısa adımlarla Oğuz ile sırtını dayadıkları duvarın dibine geldi. 22 yıl önce yaptığı gibi yere oturdu. Uğur abisinin ve Oğuz’un gülümseyen o güzel yüzleri gökyüzüne çizilmişti sanki.  Bitmeyen bir sevda ile bitmeyen mücadeleci bir ruhla yaşanan ömrün onuruyla dinledi yüreğini. 6 ay önce yakalandığı amansız bir hastalığın pençesindeydi. Zayıflamıştı. Bütün bedenini sarmıştı hastalık. Nefes almakta zorlanıyordu. Oğuz ile Uğur abi, üzerlerinde beyaz gömlek beyaz pantolonlarla ellerinde meşalelerde üniversite gençlerinin hemen ardından yürüyorlardı. Songül gülümsedi. Gençler bağırarak söylüyorlardı.

Uğurlar olsun, uğurlar olsun

Hüzünlü bulutlar yoldaş olsun

Bir keskin kalem

Bir kırık gözlük

Yürekli yiğitlere hatıran olsun…”

       Songül de beyaz bir elbiseyle bu gençlerin arasına karıştı… Elbet öleceklerdi bir gün her canlı gibi. Ama tükenmeyecek bir sevdayla, şerefle anılacak bir isimle ölmek başkaydı…  
Bu haber toplam 175 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.