1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Türk Olmak Zordur
Türk Olmak Zordur

Türk Olmak Zordur

Padişah Sultan Aziz’in Paris gezisi sırasında Fransa İmparatoru 3.Napolyon, Dışişleri Bakanı Keçecizade Fuat Paşa’ya isteklerini sıralar… “Süveyş...

A+A-

Padişah Sultan Aziz’in Paris gezisi sırasında Fransa İmparatoru 3.Napolyon, Dışişleri Bakanı Keçecizade Fuat Paşa’ya isteklerini sıralar… “Süveyş Kanalı açılmalı, Girit, Osmanlılardan alınıp Yunanistan’a verilmeli, Kudüs’teki kutsal yerlerin Katoliklere ait olanların yönetimi Fransızlara verilmeli”… Osmanlı Devletinin bunlara kolay kolay razı olmayacağını bilen İmparator, aba altından sopa gösterir: “Bu sorunlar sizin için dert… Yorgun omuzlarınızdan bunları atınız… Devletinizin ne kadar zayıfladığı bütün dünyada biliniyor.” Keçecizade Fuat Paşa, gülerek karşılık verir: “Haşmetmeab, siz, bendenize, başka bir devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz senedir, dışarıdan sizlerin, içeriden bizlerin, devamlı tahribine direnebilmiş! Evet, üç yüz senedir, siz dışarıdan, biz içeriden, bu devleti yıkamadık!” Evet, dostlarım Keçecizade Fuat Paşa’nın Fransa İmparatoruna söylediği bu sözlerden sonra 149 yıl geçti. Türkiye hala içerde ve dışarıda gelişen sorunlarla boğuşuyor. 1980 öncesinde ülkeyi sağ ve sol kamplara bölerek Türk’ü Türk’e kırdırtma geleneğini devam ettiren dış düşmanlarımız ve onların satılmış yerli işbirlikçileri bu oyunları yıllarca sahneye koymayı sürdürdüler. Kıbrıs’ta İngilizlerce de desteklenen Kıbrıslı Rumlar Türk kardeşlerimizi telef ederken Rahmetli Bülent Ecevit’in gözü karalığı ile 1974 yılında Türkiye devleti olarak Kıbrıs Barış Harekâtını gerçekleştirdik. Kıbrıs Barış Harekâtı öncesi ve sonrasıyla Aziz milletimizin gözünü açtı ve kenetlenerek birlik ve beraberliğimizi tekrar sağladık. Batının çirkin ve riyakâr yüzünü nihayet görmüştük. Kıbrıs Barış Harekâtından sonra ne oldu? Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerce işgalci ilan edildik. ABD, parasını ödediğimiz Savaş uçağı ve bunlara ait yedek parçaları bile bize teslim etmedi. Karayollarının ABD’den ithal ettiği iş makineleri yedek parça yokluğu nedeniyle çalışamadığı gördük. Ülke ekonomisi bu kötü durumdan nasibini aldı ve başta akaryakıt olmak üzere birçok ihtiyaç maddelerinin temininde büyük güçlükler çıktı. Sonrası malum. Halkımızın girip beklediği Uzun uzun kuyruklar. Türk düşmanları boş durmadı. Bu sefer Sünni-Alevi mezhep çatışmalarının fitili ateşlendi. Kahramanmaraş’ta istediklerini alan karanlık güçler, bu kez kanlı oyunu Çorum’da sahneye koydu. MHP genel başkan yardımcısı Gün Sazak’ın 27 Mayıs 1980’de öldürülmesi üzerine Çorum’da gerginlik arttı. Alevi ve Sünni mahaller arasında çatışmalar çıktı. Olayların yatıştırılabildiği 10 Temmuz tarihine gelindiğinde resmi rakamlara göre 26 kişi yaşamını yitirmiş, çok sayıda vatandaşımız yaralanmış, evler, işyerleri yakılıp yıkılmıştı. Alevi de bizim kardeşimiz Sünni de… Kendi kendimizi mahvetmiştik. Fakat aklıselim galip geldi ve bu kötü olaylar zihnimizde acı bir iz bırakarak tarihin tozlu raflarında yerini aldı. Altıncı Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ün yerine TBMM’de 124 tur yapılmasına rağmen yeni Cumhurbaşkanı seçilemedi. İç ve dış tehditleri gören Silahlı kuvvetlerde 12.Eylül 1980 yılında askeri darbe yaparak yönetime el koydu. Bu dönemde kurunun yanında yaşında yandığı bir dönem olarak tarihe geçti. 1983 yılında yapılan çok partili seçimden sonra dış güçler bu sefer de Abdullah Öcalan önderliğinde PKK terör örgütünü başımıza bela ettiler. Yıl 2010 yılı Türkiye olarak hala bu terör belasıyla uğraşıyoruz. 25 yıldır devam eden bir kardeş kavgası. Ölen 30 binin üzerinde ölen masum vatandaşımız ve terör için harcandığı söylenen para en az 300 milyar ABD Doları. 22 Haziran 2010. İstanbul Halkalı’da askeri servise saldırıda şehit düşen Uzman Çavuş Mehmet Çağlar Bölük’ün eşi Kardelen öğretmen Elif Bölük: “Yarın yine şehit olacak. Ben Muş’luyum.  Babam ve annemde Kürt’tür. Bende Kürt’üm. Size mi kaldı bizim hakkımızı savunmak. Biz bu ülkeye şerefsizlik yapmadık. Bu bayrak hiç inmesin” diyordu. Elif Öğretmen kızımızı alnından öpüyorum. O yaşadığı onca acıya rağmen vatansever bir Türk kızı olarak meselenin etnik kimlikle bir alakasının olmadığını kamuoyuna sade ve veciz bir şekilde ifade etti. Elif öğretmen biliyordu ki Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK “ Ne mutlu Türk’üm diyene” demişti, Türk olana değil. İstanbul’da İstiklal Marşı Okuma yarışmasında Beyoğlu ilçesi birinciliğini kazanan Rum asıllı kızımız Marina Sözde : “İstiklal Marşını okurken çok duygulanıyorum. Çok güzel bir şiir” diyor. Marina’yı da alnından öpüyorum. Etnik kökeni kullanarak bu ülkeyi bölmek isteyen cibilliyetsizlere en anlamlı cevabı veriyor. Eşi şehit olmasına rağmen, “ağlamayacağım, vatan hainlerini sevindirmeyeceğim” diyerek acısını yüreğine gömen şehit eşlerini ve başınız sağ olsun taziyelerine “VATAN SAĞ OLSUN” diyebilen anne ve babaların da ellerinden öpüyorum. Bu sözleri ancak asil ve yüce bir milletin fertleri söyleyebilir. Onun içinde değerli dostlarım,  “TÜRK OLMAK ZORDUR”

Bu haber toplam 243 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.