1. HABERLER

  2. OTOMOBİL

  3. Türk edebiyatında “Nasrettin Hoca”
Türk edebiyatında  “Nasrettin Hoca”

Türk edebiyatında “Nasrettin Hoca”

Türk edebiyatında boy gösteren Nasrettin Hoca yüzyıllar boyunca Türk halklarının bilge, şakacı mizahı ile sevip itibar ettiği bir kişilik olmuştur....

A+A-
Türk edebiyatında boy gösteren Nasrettin Hoca yüzyıllar boyunca Türk halklarının bilge, şakacı mizahı ile sevip itibar ettiği bir kişilik olmuştur. O, Anadolu ve Balkanlar başta olmak üzere Kırgız, Özbek, Kazak, Türkmen gibi Türk kavimlerinin edebiyatına nüfuz etmiştir. Doğu ve Batı edebiyatı başta olmak üzere farklı kültürlerde de Nasrettin Hoca’nın saygın bir yeri vardır. Hoca Nasrettin, 1208 yılında Eskişehir ili Sivrihisar ilçesinin Hortu köyünde doğdu. Babası Abdullah Efendi köyün imamı idi. Babasının ölümünden sonra Hoca köyünde imamlık yaptı. Annesi ise aynı köyden Sıdıka Hatun’dur. 1236’da Konya’nın Akşehir ilçesine göçtü ve 1284 yılında orada öldü. Türbesi de oradadır. Nasrettin Hoca’nın yaşadığı Sivrihisar Anadolu Selçukluları ile Bizans arasında sınır oluşturmuştur. Nasrettin Hoca, Sivrihisar ve Akşehir’de, imamlık, hatiplik, vaizlik, müezzinlik, müderrislik ve kadılık yapmıştır. Nasrettin Hoca kadar milli kültürümüze mal olmuş ikinci bir kişi yoktur. O, 250 milyonluk Türk dünyasında, İslam âleminde bilinir ve sevilir. Azerbaycan’da Molla Nasrettin, Kazakistan’da Koja Nasrettin ve Özbekistan’da da Nasrettin Efendi adıyla anılır. Nasrettin Hoca, efsaneleşmiş bir halk filozofudur. Fıkraları, mantıklı ve akılcıdır. Yıkıcı değil yapıcıdır. İnsanı önce güldürür sonra ise düşündürür. Her sözünde bir hikmet vardır. Günlük hayatın her yerinde onun fıkralarını görebiliriz. Nasrettin Hoca’nın değeri, yaşadığı o Nasrettin Hoca, bilge sözlerini söylerken bilgin, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik kişiliklere bürünür. Olaylarla değil, halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Nasrettin Hoca, adeta yaşadığı dönem değil, Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergisinin tercümanı olmuştur. Onun fıkralarında sevgi, yergi, övgü, alaya alma, gülünç duruma düşürme, kendi kendisiyle çelişme ve şeriatın katılığı karşısında ince, iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğleme vardır. Nasreddin Hoca, güç durumlardan kurtulmak için küçük hesaplara başvurmaz. Her yaptığı sağduyuya, ahlak esasına dayanır. Olayın başında zekâsını ustalıkla gizler. Hoca sağlam, becerikli ve çalışkandır. Odun keser, hayvan yükler, buğdayını değirmene götürür, eşeğiyle pazara gider, alışveriş yapar. İmamlık ve kadılık da yaptığı işler arasındadır. Davetlerde bulunur. Her taşın altında vardır. Kanunlara, devlete, geleneğe saygılıdır. Sabırlı ve hoşgörülüdür. İnsanları sever. Dar gelirli olduğu halde iyimserliğini hiç yitirmez. Zarara uğrayınca hiç telaşlanmaz. Kartal, ciğeri kaçırdığında “Tarifesi bende kaldı.” diyerek yürek soğutur. Nasreddin Hoca, fıkralarında kişiler pek kalabalık değildir. Başkahraman her zaman kendisidir. Etrafında en çok görülenler karısı, eşeği ve komşularıdır. Hoca’nın fıkralarından atasözleri gibi bazı hikmetli sonuçlar da çıkmıştır: “Parayı veren düdüğü çalar.”, “Acemi bülbül bu kadar öter.”, “Yorgan gitti, kavga bitti.” “Vermeye gönlü olmayan ipe un serer.”, “Ye kürküm dünyası.” gibi. Nasrettin Hoca, Türk Milletinin mizah anlayışının ve kıvrak zekâsının bir sembolüdür. Bu nedenle her çağda adeta kendini yenileyerek ortaya çıkmakta, kendine ait olmayan fıkralar bile onun adıyla nakledilmektedir. Hocaya ait fıkraların toplamının 500’ün üzerinde olduğunu söyleyebiliriz.
Bu haber toplam 423 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.