1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Turizm Haftası Etkinliklerinden…
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Turizm Haftası Etkinliklerinden…

A+A-

(Ustalar Topluluğu)

(2)

alaattin-karaer-kose-yazisi-003.jpg

Salon biraz olsun dolmuştu!    

     Sunucu; sözleri Karacaoğlan’a ait, müziği anonim olan eseri okumak için emektar Seyit Çevik’i sahneye davet etti.  77 yaşındaki Seyit Çevik, iyice yaşlanmış ve yürümekte zorlanıyordu. Yerini aldıktan sonra Keman’ını akort ettikten sonra; sağlığının son zamanlarda olmadığını, gözlerinin iyi görmediğini, Keskin Kaymakamı Muammer Köken ve Kırıkkale Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Süleyman Köstekli’ye ilgi ve yardımlarından dolayı teşekkür etti.

Gam kasavet çekme divane gönlüm

Her zaman da dünya başa dar olmaz

Yıkılıp düşene gülme sakın sen

Yiğit düşüp kalkmayınca belli olmaz

 

Avluda bağlıdır yiğidin atı

Her nere varırsan söylenir medhi

Altına batırsan eyi olmaz kötü

Aslı ham demirden cevherden olmaz…

 

     Hastalığına ve görmesindeki sorunlara rağmen, kemanını konuşturuyordu. İşleyen demir pas tutmazmış. Bir türkü söyleyeceği yerde, arka arkaya devam etti türkülerine…

     Ustalar Topluluğu ekibi gittikçe azalıyor muydu? Kim alacaktı yerlerini. Eksilmelerine rağmen yeniliklerle karşımızda, Kırıkkale’de doğup, yetişen Nurhan İner’le birlikte;

     Bahçe Duvarı, Menevşe Goymuşlar Gülün Adını, Kesik Çayır, Erik Dalı… eserlerini davul zurna eşliğinde coşturdular…

     Sunucu Türker Yurtsever;

     Türküler yüreğimizin dili, başımızın sevda yelidir. Anadır bacıdır, kardeştir, gurbete gidip dönmeyen oğul, hasret çeken yavukludur. Anadır, Anadolu’dur türküler.

     Türkülerin olmadığı yerde çiçekler açmaz, kuşlar cıvıldamaz, akmaz derin-dingin ırmak hasrete; bahçeye dikilen fidanlar yeşermez türküler olmadıkça…

     Çiçekler kokmaz türkülerin geçmediği yollarda…

     Türküler umuttur, hasrettir, vefadır, dostluktur ve yüreğimizde kıvrım kıvrım dolanan ince bir yoldur sılaya uzanan gurbet ellerde. Dermandır dermansız kalanlara…

     Yüreğin gurbetinde büyüyen, özlemleri kor kor, demet demet sunan iki damla hasret çiçeğidir türküler…

     Yüreğimizdeki sevgi kıpırtılarıdır, sevgi pınarıdır gürül gürül hasrete akan… diyordu.

     “Ah Yalan Dünya” Neşet Ertaş’ın iç dünyasını ve düşüncelerini belli etmektedir. Dünya’ya bakış açısını bu türküyle çok net anlayabiliyoruz. Neşet Ertaş bu türküyü “cebinde para var mı” diye sorulduğunda dile getirmiştir. Para, pul, mal, milk, şöhret gibi unsurların hepsinin yalan olduğunu söylemiştir. Kendisi de bu kadar sevilen biri olmasına rağmen, paradan uzak bir insan olmuştur ve başkalarına yardım etmesiyle mutlu olmuştur. Daha sonra “mutlu musun” diye sorulduğunda ise hüzünlenmiş ve “Ah Yalan Dünya” türküsünü söylemeye başlamıştır.

      Verdi Taşan, Aşık Mahzuni’den bir eser okuduktan sonra;

 

Hep sen mi ağladın hep sen mi yandın,

Bende gülemedim yalan dünyada

Sen beni gönlümce mutlumu sandın

Ömrümü boş yere çalan dünyada.

 

Ah yalan dünyada, yalan dünyada

Yalandan yüzüme gülen dünyada…

 

    Valimiz Sayın İlker Haktankaçmaz’ın babası, şair, müzik ve hat sanatlarıyla uğraşan, köşe yazarlığı da yapan emekli öğretmen Abdullah Haktankaçmaz sahneye davet edildi.

    Keskin ve Kırıkkale için yazdığı şiirlerini okudu.

    “Keskin Karşılaması” şiirini program başladığında,  Taşan Kardeşlerden dinlemiştik.

    Uzun olan “Kırıkkale” şiirinden bir bölüm yazalım. Daha sonra, şiirin tamamını ve Abdullah Haktankaçmaz’ın hayatını sizlerle paylaşalım.

     

Kırıkkale

Kırıkköyü'nün kırığı,
Kaletepe'nin kalesi,
Osmanlı'da Kırıkkal'a,
En son olmuş Kırıkkale.

 

Yaylaların, bağların var,
Küre, denek dağların var,
Mert yörükler diyarı, hey!
Şehit olmuş sağların var.

 

 

     İki bölüm halinde hazırlanan program, bazı aksamalardan dolayı bir bölümde bitiverdi.

     Yöre oyunlarıyla, davul- zurna ile halay ekibiyle sahneye misafirler davet edilecekti. Artık başka bir programda olur inşallah!

     Bal yiyen, baldan usanırmış. Anadolu’nun Kültür Mozaiği olan Keskin’in Abdal’lar, uzun süredir “Ustalar Topluluğu” isimle tanıdığımız sanatçıları, hiç mi hiç usanmıyorlar. Demek ki “müzik” ruhun gıdası.

     Hüzünlü yüzlerinde, gülen gözleriyle, dudaklarındaki tebessümün hiç eksik olmadı.   Anadolu’nun Keskin’in yoksulluk içinde, imkansızlıklar içinde kendini yetiştiren çileli abdalları gerçekten takdir edilecek bir topluluktu.

 

    Onlar Çekiç Ali’nin,

   Muharrem Ertaş’ın,

   Erol Coke’nin,

   Neşet Ertaş’ın,

   Doğduğu topraklarda doğdular.

   Aynı güneşte ısındılar.

   Aynı rüzgarda üşüdüler.

   Aynı yağmurda ıslandılar.

   Onlar Ustalar topluluğu. Yürekten alkış. Sanatçının ekmeği, suyudur alkış!

     Sunucu konserin bittiğini belirterek, sayın vali yardımcımızı davet etti.

     Sanatçıları tek tek kutlayarak çiçek takdim etti.

     Bizlerde, Anadolu’nun tüm kır çiçeklerini sizlere armağan ediyoruz. Çileli abdallar, çileli Ustalar Topluluğu.

     Anadolu’nun Kültür Mozaiği sizlersiniz.

     Kulağımızın pasını sildiniz…

     Serin bir bahar akşamı, içimizi, gönlümüzü ısıttınız...

     Sağ olun, var olun!

     Tüm emeği geçen ve katkıları olan herkese teşekkür ediyoruz.

 

 

 

Bu yazı toplam 721 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.