1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Turizm Haftası Etkinliklerinden…
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Turizm Haftası Etkinliklerinden…

A+A-

(Ustalar Topluluğu)

(1)

alaattin-karaer--kose-yazisi-055.jpg

     Eşim Pazartesi öğleyin telefon etti;

     - Kültür Merkezindekiler seni bir gün topa tutacaklar. Turizm haftasından dolayı Kültür Merkezi Müdürlüğü hakkında eleştiri yapıyordun,  şu anda önünde geçiyorum, öğleden sonra bir program var. Çarşamba akşamı Ustalar Topluluğunun konseri var…

     Demek ki eleştirimi duyunca yapmışlardır, diye espri yaptım. Gerektiğinde de teşekkür  yazarım dedikten sonra, karşılaştığım herkese söyleyerek ve facebook hesabından duyurusunu yaparak görevimi yapmanın rahatlığı içinde olmakla birlikte, ücretsiz olan konsere her zaman düşündüğüm gibi, içimde rahat değildi, yer bulamazsak diye!

     Eşimle konuştuk yer kalmaz erken gidelim diye!

     Yanılmıyorsam, Kültür Merkezi, balkonuyla 340 kişilik olan bir salondu. Bu kadar küçük bir salonda, ücretsiz olan bir konserde yer bulmak hayal olurdu. 

     Saat 20.00’de başlayacak konser için daha saat 19.30 olmadan eşim arıyor;

     - Ben yaklaştım Kültür Merkezine, sende geç kalma, iki doktor arkadaşta gelecek onlara da yer ayıralım.

     Kendimize yer ayırdıkta dedim kendi kendime…

     Her etkinlikte böyle düşünerek giderim. Bir gün de beni mahcup etseler ne olur

     Salon dolsun da ben ayakta da seyrederim dedim.

     Konser saatine yakın gittiğim de iki üç sıra tam da dolu değildi.

     Eşimle doktor arkadaşı oturmuşlar, çaylarını yudumluyorlardı.

     Doktor hanım;

     - Sanırım iyi duyuru yapılmıyor. Bende sizden duydum. Yoksa niye gelinmesin diye sitemlerini dile getiriyordu.

     Neyse içim kararıyor, böyle bir etkinliklerde salonu boş görünce…

     Bir halk deyimi vardır; “Dökme suyla değirmen dönmez diye!” İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünde mi bir sorun var, binada mı bir sorun var yıllardır anlayamadım gitti. Ayda yılda bir etkinlik olur, salonunu doldurmak mümkün değil! Bir kurşun mu döktürülse ne yapılsa! İşin şakası bir yana gerçektende olmuyor, bu kafayla da bu salon doldurulmuyor.

     Görevli olup, koşturanları görüyorum, bir şeyler yapma çabasındalar.

     Erken gelince de vakit geçmiyor herhalde!

     Daha ne zaman başlayacak gibi sesler duyulmaya başladı. Fakat daha beş dakika vardı.

     Fazla mı uzatıyoruz konuyu.

     Salona girişte karşılaştığım, ayak üstü sohbet ettiğim Duran Taşan’ın tanıştırdığı, Şehit Nebi Gündoğan Anadolu Lisesi Müdürü Türker Yursever sunuculuğu yapacakmış.

    Takdir ediyorum böyle çalışkan görevlileri, gençleri,  insanları…

     Ne güzel mesleğinin yanı sıra güzel özelliklerini de paylaşıyorlar!

     Perde açıldı. Ustalar Topluluğu sazlarıyla, sözleriyle bizlerleydi.

     Sunucu Türker YURTSEVER;

     Bedri  Rahmi Eyüpoğlu’nun  uzun bir şiiri “Türküler Dolusu” n dan birkaç mısra  ile başladı konuşmasına…

Ah bu türküler
Türkülerimiz
Ana sütü gibi candan
Ana sütü gibi temiz
Türkülerde tüter dağ dağ, yayla yayla
Köyümüz, köylümüz, memleketimiz.
Ah bu türküler,
Köy türküleri
Dilimizin tuzu biberi
Memleket ahvalini onlardan sor
Kitaplarda değil, türkülerde ara Yemen'i
Öleni, kalanı, gidip gelmeyeni...
Ben türkülerden aldım haberi.

Ah bu türküler, köy türküleri
Mis gibi insan kokar, mis gibi toprak
Hilesiz hurdasız, çırılçıplak
Dişisi dişi, erkeği erkek
Kaşı kaş, gözü göz, yarası yara
Bıçağı bıçak .
Ah bu türküler köy türküleri
Karanlık kuyularda açılmış çiçekler gibi
Kiminin reyhasından geçilmez
Kimi zehir, kimi zemberek gibi…

    İki bölümden oluşacağı söylenen program, Valimiz İlker Haktankaçmaz’ın babası Abdullah Haktankaçmaz’ın sözlerini yazdığı, müziğini Duran Taşan’ın yaptığı “Keskin Karşılaması” nı Taşan Kardeşlerin sazıyla ve sözüyle başladı.

Cennet’tir Keskin’imiz,

Hacı Taşan pirimiz,

Elde saz, dilde türkü,

Cümleten hoş geldiniz…

 

    Sıradaki eser; Söz ve müziği  Keskin’li Hacı Taşan’dan ait…

Bugün ayın ışığı elinde bal kaşığı
Gine nerden geliyon da mahlenin yakışığı

Vay nerdesin nerdesin kaldır camın perdesin
Diyeceğim çok amma da pek kalaba yerdesin…

 

Söz ve müziği Muharrem Ertaş’a ait “Avşar Elleri Bozlağı”  sazıyla, Duran Taşan, kemanıyla Abidin Taşan seslendirdi.

 

Kalktı Göç Eyledi Avşar Elleri,

Ağır Ağır Giden Eller Bizimdir.

Arap Atlar Yakın Eder ırağı,

Yüce Dağdan Aşan Yollar Bizimdir…

 

    Sunucu Türker Yurtsever güzel hazırladığı kısa ve öz tanıtımlarıyla geçişler yapıyordu.

    Turna, Türk kültüründe, dolayısıyla türkülerde yer alan önemli bir imge olarak karşımıza çıkmaktadır. Onun kutsallığının yanında, duygu aktarımında araç olarak kullanımı da türkülerde çok sıkça karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, turnaların türkülerde haber götüren, haber getiren ve kendileri ile dertleşilen yönleri üzerinde durulmuştur. Muharrem Ertaş’ın çırağı olarak yetişen ve türkülerinde genellikle Anadolu insanlarının yanıklığını, hüznünü ve yer yer de sevincini işleyen Keskinli mahalli sanatçı Hacı Taşan, “Allı Turnam” türküsünde, Turnalarla eşe dosta selam gönderir. “Allı Turnam bizim eve varırsan şeker söyle kaymak söyle bal söyle.” Dedikten sonra, Turnanın sılaya varınca ne söylemesi gerektiği de tembih edilir. Önce güzel şeyler söyleyecek. Umutla bekleyenlerin umutlarını kırmayacaktır. “Eğer bizi sual eden olursa,  boynu bükük benzi soluk yar söyle.” denilecektir. Böylece kendi durumundan eş, dost ve yaran haberdar olacaktır.

    Söz ve müziği Hacı Taşan’a ait olan “Allı Turnam” eserini korodan dinledik…

    Koro, Hacı Taşan’a ait; “Yücedağ Başı” eseriyle devam etti.

Yüce dağ başında yağan kar idim

Yağdı yağmur güneş vurdu eridim

Evvel yarin sevdiği de ben idim

Şimdi uzaklardan bakan ben oldum…

devam edecek…

Bu yazı toplam 817 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.