1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. TURİZM HAFTASI-1
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

TURİZM HAFTASI-1

A+A-

(15 - 22 Nisan)

alaattin-karaer--kose-yazisi1-034.jpg

“Turizm hizmetle gelişir, sevgi ile büyür.”

 

     Her haftanın her günün kendine özgü bir değeri vardır. Ancak bu günlerin çoğunun kutlanmasında sürekli masraflar yapılır, ancak ekonomik olarak getirisi yoktur. Bu hafta kutlanan Turizm Haftası ise öyle değildir. Turizm bir ülkenin ekonomisinin temel unsurlarındandır. Bacasız sanayi olarak adlandırılır ve ülke ekonomisi için önem taşır

     Turizm; Ülke dışından veya ülke içinden insan gruplarının tarihi, sosyal, kültürel ve doğal açıdan önem taşıyan bir bölgeyi görmek, tanımak, eğlenmek, dinlenmek ve alışveriş etmek için yapılan geziler olarak da tanımlanır.

     Kültür Turizmi,

     Spor Turizmi,

     Deniz Turizmi,

     Sanat Turizmi,

     Sağlık Turizmi,

     Eğlence Turizmi v.b. diye de sınıflandırabiliriz.

     İlimizde çeşitli etkinlikler düzenlenmeye çalışılsa da, organizasyon bozukluğu ve bilinçsizlik sonucu tam bir fiyasko ile sonuçlanmaktadır. Bu kültür ve sanat etkinliklerinde de, turizm etkinliklerinde de kendini göstermeye devam etmektedir.

     27 Mart Tiyatrolar günüydü. Ne oldu! Kocaman bir hiç!

     Sağ olsunlar, ilimizde kütüphane haftası etkinlikleri biraz olsun yaramıza tuz bastı.

     Yapıtlarıyla edebiyat tarihine katkıda bulunmuş, İngiliz deneme yazarı ve incelemecisi, William Hazlitt, neredeyse 200 yıl öncesinde; “Tiyatrosu olan bir ülkede kötülükler, çirkinlikler, yanlışlıklar sürüp gitmez.”,

     M. Kemal Atatürk; “Bir millet sanattan ve sanatkardan mahrumsa tam bir hayata malik olamaz. Böyle bir millet bir ayağı topal, bir kolu çolak, sakat ve alil bir kimse gibidir. Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş sayılır.” demiştir.

     Söylenenlerin,  Turizm haftası ile ne ilgisi olabilir diye bilirsiniz. Kültür ve turizm birbirinden ayrılmaz bir parçadır. O nedenle de bu iki parça, ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde bir aradalar.

     Ülkemizin çoğu yerini görmekle birlikte, yurt dışında da az değil gidip görmüş olduğum yerler. O denenle de, okumakla, duymakla değil aynı zamanda görmenin ve gezmenin verdiği rahatlıkla eleştirimi yapabilmekteyim.

     Yıllar önce eşimle Paris’e gitmiştik. Dünyaca tanınan Eyfel Kulesinin önündeydik. Hava kapalı ve soğuktu. Bizde kuyruk varda, orada yok mu!

     Evet! Eyfel kulesine çıkmak içindi bu kuyruk. Ben oldum olalı bu kuyruk işinden hoşlanmamışımdır. Eşime istersen sen bekle dedim. Oda vazgeçti. O zaman bu muydu Eyfel Kulesi dedikleri demiştim. Bizde de demir çok. Kaynatalım demirleri yapalım bizde…

     Öyle değil işte!

     1887 ve 1889 yılları arasında Fransız Devrimi’nin yüzüncü yıl kutlamaları anısına Dünya Fuarı için yapılmış. Fakat ne olmuş. Fransa’nın sembolü halini almış. Yılda 6 milyonu geçen turisti çekmeyi başarmış.

     Eyfel Kulesinden vazgeçtik.

     Fransız ihtilâlinden sonra 1793 yılında, açılan ilk devlet müzesi olan, Louvre Müzesi önündeyiz. Paris’te bulunan ve emsalleri arasında en ünlü olan bu müzenin önündeki kuyruk daha da uzun.  Yağmurda başlamıştı. Oradan da vazgeçtik.

     Konuyu nereye getirmek istiyorum anlaşıldı sanırım.

     Kendi ülkemiz açısından bakmak gerekirse, ülkemiz turizm zenginlikleri bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden birisidir. Ülkemizde aynı günde, dört mevsimi yaşayabilmekteyiz.

     Yıllar önce, Sinop’a gitmek için, Kırıkkale’den çıktığımızda mevsim bahar, hava güneşli ve sıcaktı. Çankırı’yı geçip Ilgaz’a yaklaştığımızda havanın soğuk ve yolların karlı olduğunu ve gitmede güçlük çektiğimizi, Sinop’a yaklaşırken dağlık bölgelerde sis’le, Sinop’a girerken de yağmurla karşılaştığımızı hatırlıyorum. 3 saat gibi kısa bir sürede her mevsimi yaşatan, doğal güzellikleri, yabancı ülkelerden gelenleri hayranlıklar içerisinde bırakan ülkemizde, ne yazık ki, turizm’e gerekli önemin verildiği söylenemez. Çarpık yapılaşma, ilgisiz ve basiretsiz yönetim şekilleri, ülkemize gelen turistin rahat olmasını engellemektedir.

     Doğal güzellikleri, yabancı ülkelerden gelenleri hayranlıklar içerisinde bırakan ülkemizde, ne yazık ki, turizm’e gerekli önemin verildiği söylenemez.

     Bir ülkenin gelir kaynaklarının en önemlilerindendir turizm. Ülkemize gelen turist ne amaçla gelirse gelsin para harcamakta ve ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaktadır.

     Bu nedenle de, gelen insanlar, ülkede her şeyden önce huzur ve güven ortamı ararlar. Daha sonra çevre düzeni, bakımlı tesisler, kolay ulaşım, düzgün yollar ve yardımsever, güler yüzlü insanlar isterler.

     Turizm bir ülkenin geleceğidir. Turizm’e sağlanacak her katkı, diğer sektörlerinde gelişmesine yardımcı olur.

     Ülkemizde turizm diğer anlamda tatil alışkanlığı 20 – 25 yıldır süregelen yeni yeni canlanma gösteren bir olaydır. Önceleri insanlar tek tek gezi yaparken, turların gelişmesi rehberli gezilerin daha doyurucu olması, gruplar halinde tatil alışkanlığını geliştirmiştir. Değişik insanları tanıma, yeni dostlukların kurulması sayesinde, kendimizi de ruhen ve fiziksel olarak yenileme olanağı bulmaktayız. 

“Turizmin anahtarı temizlik ve hoşgörüdür.”

 

devam edecek…

alaattin-karaer--kose-yazisi2-033.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi3-020.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi4-016.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi5-021.jpg

alaattin-karaer--kose-yazisi6-008.jpg

Bu yazı toplam 705 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.