1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. TRT spikeri Mertcan: Darbe olduğunu bildiriyi okuyunca anladım
TRT spikeri Mertcan: Darbe olduğunu bildiriyi okuyunca anladım

TRT spikeri Mertcan: Darbe olduğunu bildiriyi okuyunca anladım

12 Eylül 1980 askeri darbesinin bildirisini TRT’den duyuran spiker Mesut Mertcan, bildiriyi okuduğu için kendisine ’12 Eylül’ün borazancıbaşı’ suçlamasının...

A+A-
12 Eylül 1980 askeri darbesinin bildirisini TRT’den duyuran spiker Mesut Mertcan, bildiriyi okuduğu için kendisine ’12 Eylül’ün borazancıbaşı’ suçlamasının yapıldığını söyledi. Kendisinin darbeye karşı olduğunu ve demokrasi aşığı bir insan olduğunu dile getiren Mertcan, darbe olduğunu bildiriyi okuyunca anladığını ifade etti. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin bildirisini TRT’den duyuran o zamanın spikeri Mesut Mertcan, bildiri okumaya değil gazinoya bir düğününe çağrıldığını zannetmiş. Silahların gölgesinde TRT Radyo’dan bildiriyi okuyan Mertcan’a komutanlar bildiri okunduktan sonra ‘Hayırlı olsun’ demişler. Cihan Haber Ajansı’nın sorularını yanıtlayan Mertcan, bildiriyi okuduğu tarihin üzerinden 31 yıl geçmesine rağmen o günleri unutamadığını söylüyor. Konuşmasında darbelere karşı olduğunu sık sık vurgulayan Mertcan, bildiriyi okuduğu için çok eleştiri aldığını dile getiriyor. Bildirinin yazılı olduğu kağıdı eline alıncaya kadar hiçbir şeyden haberi olmadığını söyleyen Mertcan, o zamanları şöyle anlattı: “O zamanlar televizyon siyah beyazdı. Şimdi televizyon renkli ben siyah beyazım. 11 Eylül 1980 Perşembe günü Türkiye radyolarında ben 23.00 bültenini okudum. Bülten 15 dakika sürdü ve ben evime geldim. Ertesi gün izinliydim. Yemek yiyeceğim sırada telefonum çaldı. Arayan haberlerden sorumlu genel müdür yardımcısı Muammer Yaşar Bostancı’ydı. Evime gelmek istediklerini söylediler. Şaşırdım. Çünkü beni o saatte arayıp evime gelerek isteklerini iletmesi alışılmış bir şey değildi. Daha sonra evime gelmekten vazgeçtiler. Muammer bey ikinci kez aradı ve bir araba göndereceklerini ve kendilerinin bulundukları yere gelmemin daha uygun olacağını söyledi. Bir süre sonra televizyon haberler müdürü Özden Vardar geldi. Bu arada o zamanki eşimle aram iyi değildi. Parçalı bulutluydu. Şöyle düşündüm. Doğan bey ve Muammer bey bir gazinodalar. Bir misafirleri var. Beni sahneye çıkartacaklar. Şiir okutacaklar. Fıkra anlattıracaklar diye düşündüm. Takım elbise giyeyim mi? Diye sordum. ‘Giy’ dedi. Tıraş olayım mı? ‘Ol’ dedi. Televizyon haberler müdürü Özden Vardar geldi. ‘Hazır mısın Mesut?’ dedi. ‘Hazırım’ dedim. Eşim pencereden baktı ‘askeri bir araba var’ dedi. Genel müdür tabiî ki bir paşa ile beraberdir diye düşündüm. Taksi durağından araba gönderecek hali yok. Arabaya bindim. ‘Özden abi hayırola!’ Dedim. ‘Ya bir organizasyon konusu var. Bir kadro yükseltme olayı var. Seninle görüşmek istiyorlar. Kavaklıdere’de bir yere gittik. Arkada da iki tane asker var. ‘Nereden geliyorsunuz?’ diye sordum şoföre ‘Genelkurmay’dan’ dedi. Ben bir gazinoya gideceğimi zannediyordum. Belki bir paşanın çocuğunun düğünü var diye düşündüm. Genelkurmay’a geldik. Bir odaya aldılar bizi. İçeride general dolu. Fikret Küpeli paşa hiç unutmuyorum. ‘Hoş geldin Mesut’ dedi. ‘Ya Mesut bu kez bildiriyi bir askerin okumasını istemedik. Seni seçtik. Mesut’a bildiriyi verin' dedi ve elime bildiri geldi. Milli Güvenlik Konseyi’nin bir numaralı bildirisi. 'Yüce Türk milleti' diye başlıyordu. İşte ben o zaman anladım darbe var. Oradan Sıhhiye inzibat karakoluna gittik. Çok iyi ağırlanıyoruz ama pastalar limonatalar. Bir süre sonra TRT Ankara radyosu önüne geldik. Radyonun önü tanklarla çevrili. Servet Bilgi paşa arkamızdan geldi. ‘Arkadaşlar nasılsınız ? Türk Silahlı Kuvvetleri yönetime el koydu. Telefon olmayan bir odada istirahatınıza bakın’ dedi. Göstereceğiniz anlayıştan dolayı teşekkür ediyorum. Saat 4’e 5 kala İstiklal Marşı. Ardından ben girdim ve birinci bildiriyi okudum. Subaylar sarıldılar hayırlı uğurlu olsun dediler.” Bildiriyi okuduğu için kendisini eleştirenleri de ucuz kahramanlar olarak niteleyen Mertcan, “Bildirinin ertesi gün ben bir espri yaptım. Beni evden o kadar güzel aldılar ki gazinoya gideceğim diye kafayı çektim gittim. Kendimi Genelkurmay’da buldum. Fakat benim yaptığım bu espri saptırıldı. Bir söz vardır, ‘bülbülün çektiği dilindendir’ ‘Mesut Mercan 12 eylül bildirisi sarhoş okudu’ Ardından bildiriyi niye okudun? diye çok eleştiri aldım. Bu kadar ucuz kahramanlık var mı? Ordu yönetime el koyuyor. O zaman bir tuğgeneralin bir tümgeneralin emrine karşı gelme hakkı bile yok. Emir komuta zinciri içinde yapılıyor. Ben bir devlet memuruyum. Bunlar ucuz solculuk. Bir süre ben bocaladım. O dönemde de Uluslararası Af Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu üyesiydim. Ben darbelere karşı bir insanım. Demokrasi aşığı bir insanım. Saçımla beraber anılarım da yaşlanıyor artık. Çünkü bir darbe demokrasiyi 50 sene geriye götürüyor. Ekonomiyi toplumu geriye götürüyor.” diye konuştu. Bildiriyi okumasının kendisi açısından bir ayrıcalığı olmadığını kaydeden Mertcan, “Ben bir devlet memuruydum. Görevim gereği bunu yaptım. Bir siyasi partiden aday olduğumda bana ‘12 Eylül’ün borazancıbaşı’ dediler. Ne ilgisi var? Ben bir darbe savunucusu olsam. Kalkıp senin partinden neden adaylığımı koyayım?” şeklinde konuştu.
Bu haber toplam 218 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.