1. HABERLER

  2. SPOR

  3. TEBLİĞİN ÖNEMİ (3)-KAYA SAK
TEBLİĞİN ÖNEMİ (3)-KAYA SAK

TEBLİĞİN ÖNEMİ (3)-KAYA SAK

Değerli Can Dostlarım !.. Geçen hafta hatırlarsanız Allah’a inanan her ferdin Allah katında mümin kabul edilebilmesi garantisinin üzerindeki bu tebliğ...

A+A-
Değerli Can Dostlarım !..KAYA SAK-sohbet-i canan Geçen hafta hatırlarsanız Allah’a inanan her ferdin Allah katında mümin kabul edilebilmesi garantisinin üzerindeki bu tebliğ vazifesini hakkıyla ifa etmesi ile yakından alakalı olduğunu, yine Allah’a inanan fert ve toplumların varlıklarını ancak bu vazifeyi hakkıyla yerine getirdikleri takdirde sürdürebileceklerini, Hak ve hakikate tercüman olma, haksızlık karşısında dilsiz şeytan kesilip susmama, her zaman hayatı ve ölümü hafife alıp hiçe sayma, daima sahabe anlayışı içinde olma ve bu kutsi vazifeyi hayatın gayesi bilme gibi hasletlerin mümin kalmanın şartı olduğunu, bunlar yaşanmadan geçen günlerimizin zararımıza olduğunu, böyle korkunç bir zarardan da Allah’a sığınmamız gerektiğini arz etmiştim. Muhterem Can Dostlarım !.. Fert bu mukaddes vazifeyi yaparken hem inandığı ve uğruna baş koyduğu düşüncelerini hayata geçirme imkânını elde edecek hem de bu sayede sahip olduğu iman havada kalmamış olacaktır. Bir mümin için korunması gereken beş esastan birincisi “Din”dir . Mümin; Irzını, namusunu,canını ve malını elbette ki koruyacaktır ama evvelâ dinini koruyacaktır.Tabii bu da onun dinine verdiği önemin bir işaretidir. Ferdin Allah ile olan irtibatının kuvvet derecesini gösteren en çarpıcı tablo, onun dini koruma adına gösterdiği gayreti ve çalışmasıdır.Şu da katiyen unutulmamalıdır ki ; Dinini koruyamayanın diğer dört esası da lâyık’ı ile koruması imkânsızdır.Tarihin bize verdiği en ibretli ve isabetli derslerden biri de budur.İşte size en yakın tarihten bir örnek; Sevgili Can Dostlarım !.. Amerika’nın Irak’a müdahalesini ve dini korumanın önemini anlayamamış, anlayabilenlerin de tebliğ görevini hakkıyla yapamamış Irak halkının Amerikan askerleri önünde sergiledikleri pespaye ve onur kırıcı asla bir Müslüman’ın yapmaması gereken hareketler onurlu Müslüman olan herkesi derinden yaralamıştır.Hatta o manzarayı televizyonda seyrederken yüreğimin sızısına dayanamadım hıçkıra hıçkıra ağladım ve gayri ihtiyari dudaklarımdan şu cümleler döküldü : “İZZET NİMETİNİN ŞÜKRÜNÜ HAKKIYLA EDA EDEMEYEN MİLLETLER , ZİLLETE DÜŞMEYE MAHKÛM DURLAR.” Ve işte bu günkü Irak !.. Allah (cellecelâluhu) bizi kendisini ifade edelim yani anlatalım diye yarattı.Yaratılışımızdaki ilâhi maksat budur.Bu ilâhi maksada uygun yaşamak bize “saadet-i dareyn.”dediğimiz iki cihan saadetini getirecektir yani hem dünyamız hem de ahretimiz mamur olacaktır.Aksi halde hem dünyevi hem de ebedi varlığımızın teminatı bu maksadın tokat ‘ını yer; hafizanallah hem millet olarak hem cemiyet olarak fitne ve fesadın ağına itilmiş oluruz..  Aziz Can Dostlarım !.. Bu önemli vazife yani Tebliğ vazifesi yapılmadığı takdirde toplumun maruz kalacağı muhtemel musibetleri, Efendimiz (s.a.v.) şöyle dile getirmişlerdir: Bir gün etrafında sahabe halka olmuş pür dikkat O’nu dinliyorlardı.Ancak bugün o nezih dilden ve lâl ü Güher (Paha biçilmez cevher kıymetindeki söz.) dökülen lisandan bir kısım tehdit ve tehlike ifadeleri de sadır oluyordu. Ebû Ya’lâ ve İbn.Ebi’d-Dünya (radıyallahu anhuma ) rivayetlerine göre Allah Resulü (s.a.v.) “Nasıl olacak haliniz? O gün kadınların baş kaldırdığı, sere serpe açılıp saçılarak sokağa döküldüğü , kötülüklerin her tarafta yayıldığı ve hakkı ifadenin terk edildiği gün ?” Sahabe bu sözler karşısında dehşete kapılmıştı zira onların böyle bir durumu akılları almıyor ve kabullenemiyorlardı.Onlar tek bir mü’min dahi olsa bir toplumda bu tür hallerin olabileceğine asla ihtimal vermiyorlar ve inanmak istemiyorlardı.Bunun içindir ki şaşkınlıkları doruğa çıkmış ve sormuşlardı, “Bunlar olacak mı ey Allah’ın Resulü?” Bunu hem şaşkınlık içinde hem de meselenin mahiyetini öğrenme amaçlı soruyorlardı. Ve Allah Resulü :”Nefsim kudret elinde olan Allaha yemin ederim ki daha şiddetlisi olacak!”buyurunca etrafa çok garip bir hava çökmüş,insanlar mahviyet içinde , bakışlar bulanmış ve dehşet içinde “Bundan daha şiddetlisi nedir ya Resulullah?”diyebilmişlerdi. Bunun üzerine İnsanlığın iftihar tablosu, önderimiz , Efendimiz şöyle devam etti;“Bütün kötülükleri iyi ve bütün iyilikleri kötü gördüğünüz gün haliniz nice olacak bir bilseniz!”buyurdular. Saygıdeğer Can Dostlarım!.. İsterseniz biz hadisin bu bölümünden günümüzdeki genel duruma işaret etmesi yönüyle bir kesit alalım: Evet, hadis-i şerif , bir gün her şeyin tersine dönüp insani değerlerin alt üst olacağına, iyilikler ve iyiler kötü, kötülükler ve kötüler iyi görüleceğine, zinanın terviç edileceğine yani revaç bulacağına daha da açık ifadesi ile kabul göreceğine, terör, anarşi bazı kılıflarla revaç bulup istediği gibi hareket edeceğine, iman ve Kur’an’ın aşağılanacağına ve ayetleri ile alay edileceğine, Allah Resulünün küçümsenip aşağılanacağına, kardeşin kardeşe düşman olacağına, Allah’a inananların hor ve hakir görüleceğine, bir çok kötülük bizzat devletler tarafından kanunlarla korumaya alınacağına, dine ait hakikatler gericilik addedileceğine, rüşvete “hediyeleşmek sünnettir.”,adam kayırmacılığa “Allah akrabaya yardım etmeyi emrediyor.”kılıfları ile revaç kazandırılacağına, hasılı bu münkerat saymakla bitecek gibi değil. İşte değerlerin alt üst olması budur.Çağın insanı bunu onlar misliyle yaşadı ve zannediyorum daha bir süre de yaşayacak.Evet tebliğ vazifesi yapılmaz ise şayet  İzzet, Şeref ve haysiyetin yerini zillet ve hakaretin alacağı muhakkaktır. Fıtrat kanunları çiğnenirse, bunların sonuçlarına da katlanmak gerekir! Bu hep böyle olmuştur, akl-ı selim sahibi kimselerin başka bir sonuç beklemeleri de düşünülemez.bu yüzdendir ki bunları vicdanına ve aklına sığdıramayan sahabe tekrar hayretle sorar, “Bu da olacak mı yâ Resûlallah? Yani iyilikler menedilip, kötülükler emredilecek mi?” “Daha şiddetlisi bile olacak!” “Bundan daha şiddetlisi de nedir ey Allahın Resulü? “Münkerat karşısında susup ve bizzat onu teşvik ettiğiniz gün vay halinize!” Yani çoluk çocuğunuzu akıntıya saldığınız,onları başıboş bıraktığınız,hatta onlara dilinizle,hal ve davranışlarınızla,yaşadığınız münkerat dolu hayatınızla kötülüğü emrettiğiniz,daha da  kötüsü neslinize Allah ‘ı unutturduğunuz, Peygamberi gönüllerden sildiğiniz,Hayat kataloğunuz olan Kur’an’dan uzaklaştırdığınız gün haliniz içler acısı demektir. Artık sahabede hayret ve şaşkınlık son haddini bulmuş, dizlerde derman kalmamış, göğüsler daralıp nefesler tıkanmaya başlamıştı ki, dermansız,bitkin ve titrek bir sesle; “Bu da mı olacak ya Resulallah? dediler. “Evet hatta daha şiddetlisi olacak !” Ve tam bu esnada Allah Resulü , Allah’a kasem ederek O’ndan şu sözü nakletti ;”Celâlime yemin olsun ki bu duruma gelmiş bir cemiyetin içine çağlayanlar gibi fitneleri salıvereceğim…” Değerli Can Dostlarım!.. İşte Allah Resulü, bu önemli mükellefiyetin idrak edilip yerine getirilmediği takdirde, bunun gelecekte ümmete nelere mal olacağını sanki perde açılmış ve her şeyi en ince teferruatına kadar görüp müşahede etmiş ve sahabeye aynen mucizevi bir şekilde aktarmış. Aslında bizim de böyle bir mükellefiyet altıda olduğumuz muhakkaktır. Kalbimizin en hassas yerinde üç asırdır devam ede gelen bir vebalin sızısı var.Şüphesiz bu ağrı ve sızıları dindirmenin tek çaresi de, nebilere ait bu vazifenin hep birlikte ümmetçe idrak edilip yapılmasıdır.Vesselâm.   (Cumanız mübarek olsun.)    
Bu haber toplam 192 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.