1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Tarikat nedir?
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Tarikat nedir?

A+A-

Sözlükte “gidilecek yol, izlenecek usul, hal ve gidiş” anlamındaki tarîkat (çoğulu tarâik) terim olarak “Allah’a ulaşmak isteyenlere mahsus âdet, hal ve davranış” demektir.

Şeriat İslam’ın temelidir, tarikat bu temel üstünde yükselen binadır. Temelsiz bina nasıl ki yıkılmaya mahkûmsa, şeriatsız tarikat da öyledir. Bu konuda Bursa’da medfun büyük Hak dostu Üftâde’nin keşif ve mârifetle ilgili görüşlerini şu sözüyle ifade etmiştir: “Mülk ve melekût âleminde bulunan şeylerin tamamı size keşif yoluyla görünse, şeriata uygun biçimde izah etmeye gücünüz yetmiyorsa o keşfi terk edin, fakat şeriatı terk etmeyin”

Tarikat kelimesi kur’an-ı Kerim’de Tâ Hâ suresinin 63 ve 104. Ayetlerinde geçmektedir.

“ Dediler ki: "Bunlar(Musa ile Harun) her halde iki sihirbazdır, sizi sihirleriyle yurdunuzdan sürüp çıkarmak ve örnek olarak tutturduğunuz yolunuzu (dininizi) yok etmek istemektedirler." (Tâ hâ/63)

“Onların sözünü ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: "Siz yalnızca bir gün kaldınız" derler”. (Tâ hâ/104

Yunus Emre de bir beyitinde şöyle der:

Severim seni ben candan içeru, yol mu vardır bu erkândan içeru

Şerîat, Tarîkat yoldur varana, Hakîkat, marifet andan içeru

Beni bana sorma, ben ben değilem; Bir başka ben vardır benden içeru

Takatim kesildi dizde derman yok, Bu ne mezheb imiş dinden içeru.

Süleyman kuş dilin bilir dediler; Süleyman var Süleyman’dan içeru.

Yunus’un sözleri hundur ateştir, Kapında kul var sultandan içeru.

Tarîkatı, “sâliki (Hak yolcusunu) hakikate götüren yol” şeklinde tanımlayan sûfîler, dinin zâhirî ve şeklî kısmı olan şeriatın kurallarına uyulmadan tarikatla hakikate ulaşılamayacağını vurgulamıştır. Bunu ifade etmek için meselâ şeriatı gemiye, tarikatı denize, hakikati inciye; şeriatı cevizin dış kabuğuna, tarikatı iç kabuğuna, hakikati meyvesine; şeriatı meşaleye, tarikatı bu meşale ile yol almaya, hakikati maksada ulaşmaya; şeriatı dört şeritli bir otobanın en sağdaki şeridine, tarikatı ikinci, hakikati üçüncü, marifeti de dördüncü şeridine benzetmişlerdir. Bu yolların hepsi de aynı menzile, yani cennete çıkar. Alâüddevle-i Simnânî tarikatı şeriatsız, mârifeti ibadetsiz gerçekleştirmeye çalışmayı dinin sınırları dışında bir davranış olarak değerlendirmektedir. İmâm-ı Rabbânî de şeriatın tahakkuku (gerçekleşmesi) açısından tarikatın yardımcı ve tamamlayıcı bir unsur teşkil ettiğini belirtmektedir.

Tarih boyunca şeriat kurallarına tam anlamıyla uyan yüzlerce tarikatın yanı sıra bu kurallara riayet etmeyen, sapıtan ve saptıran bazı tarikatlar da mevcuttur.

Tarikatlar uyguladıkları zikir şekillerine göre de gruplara ayrılmıştır. Hz. Ali kanalıyla gelen Kadrî tarikatlar sesli ve hareketli zikri benimsedikleri için cehrî (turuk-ı cehriyye), Hazreti Ebû Bekir kanalıyla gelen Nakşibendiyye ve kolları genellikle kalbî, sessiz ve hareketsiz zikir uyguladıklarından hafî (turuk-ı hafiyye) diye isimlendirilir.

Nefsini olgunlaştırmak isteyerek bir mürşid-i kâmil’e intisab eden kimseye Mürid denir. Mürid intisap ettiği tarikatın âdâb, erkân ve usullerini şeyhinin rehberliğinde gerçekleştirir. Şeyhi hiç görmeden onun ruhaniyeti vasıtasıyla eğitilmek de mümkündür. Buna, Veysel Karanî’nin Hz. Peygamber’i görmediği halde mânen eğitilmesi ve kendisine peygamber tarafından hırka bırakılmasından dolayı Üveysî tarik / Üveysîlik adı verilmektedir.

Devamı var.

Bu yazı toplam 355 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.