1. HABERLER

  2. SPOR

  3. TARİHİ FARK - Kemal Ulusoy
TARİHİ FARK  - Kemal Ulusoy

TARİHİ FARK - Kemal Ulusoy

Bu hafta Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe AŞ- Gençlerbirliği maçı tarihi bir farkla 6-1 sonuçlandı. Aslında bu maçtan önce...

A+A-
Bu hafta Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı’nda oynanan Fenerbahçe AŞ- Gençlerbirliği maçı tarihi bir farkla 6-1 sonuçlandı. Aslında bu maçtan önce böyle bir farkı bırakın Gençlerbirliği’nin 3 puana bile uzak olmadığını düşünüyordum kendi adıma. Maçın analizi iki takımın da geçmiş maçları üzerinden yapılamayacak kadar ironik aslında. Fenerbahçe her ne kadar iç sahada deplasman fobisinden çok uzak ve rahat gözüken maçlar çıkarıyor olsa da kolay gol yiyen ve seyircinin yarattığı atmosferin baskısıyla maç kazanan bir görünüme sahipti. Yani iyi oyun değil baskı ve kondisyonu Fenerbahçe’ye maç kazandırıyordu. Tüm bu söylenenler bir tarafa bana göre Fenerbahçe belki de bu sezonun en iyi, en mücadeleci ve en çok koşan maçını yaşadı. Teknik taktik becerisi ayrı bir artısıydı. Ancak KaraKızılların teknik direktörü Fuat Çapa’nın da 4. golü kastederek vurguladığı gibi bunda sahada eli ayağına dolaşan ve mücadele etme gücü zayıflamış Gençlerbirliği takımının da payı büyüktü. Maç Fenerbahçe açısından çok hızlı başladı. Sanırız kimse daha maçın ilk dakikasında Stockh’un golünü görmeyi beklemiyordu. Gol enfes bir seyir zevki veriyorsa da kaleci Ramazan’ın kolunu uzatsa tutabileceği bir toptu. Son haftalarda Ramazan’ın hatalı goller yediği ve saç baş yolduran çıkışlar yaptığı da bir gerçek. Gençlerbirliği futbolcularının stadın atmosferinden etkilendiğini söylemek yanlış olmaz. Sonuçta Süper Lig’in en genç takımlarının başında geliyor Gençlerbirliği. İlk golden sonra da ikinci ve üçüncü gol çok çabuk geldi. Daha ilk golün şokunu ve Fenerbahçe’nin inanılmaz hırslı oyununu ve presini karşılayamayan KaraKızıllar bu gollerle adeta bozguna uğradı. Orta sahada görev yapan Özgür dün gece gününde değildi. Tabi bunda Alex’in inanılmaz diri ve güçlü futbolunun etkisi vardı. Alex’i tutmayı beceremedi Özgür. Aynı şekilde dün gecenin bir diğer enerjisi bitmeyen futbolcusu Fenerbahçe adına Gökhan Gönül’dü. Gençlerbirliği sol kanadı Gökhan’ın futboluna cevap üretemedi. Mehmet Sedef ile Özgür’ün ilk yarının sonuna doğru oyundan çıkması bence yanlıştı. Oyundan çıkması gereken oyuncu bence dün gece hiçbir varlık gösteremeyen Yasin’di. Yasin son haftalarda ciddi bir fiziksel düşüş içerisinde bana göre. Fuat Çapa’nın aynı Beşiktaş maçında olduğu gibi Zec tercihi ile başlaması gerekiyordu bence. Çünkü Zec, topun arkasına geçerek rakip atakları karşılama özelliği daha iyi olan ve defansına daha fazla yardım eden bir görünüme sahip. Ayrıca Azofeifa’nın atacağı ara toplara Zec’in koşularının daha iyi olduğu muhakkak böyle deplasmanlarda. Bu nedenle maç boyu sahada kalan ancak bir kez bile Gökhan Gönül’ü geçemeyen ve fiziksel bir düşüş içerisinde olan Yasin’le başlamak hataydı. Bu anlamda orta sahadan kötü bir gününde de olsa Özgür gibi kesici özelliği olup, top dağıtan bir oyuncuyu alıp, onun yerine Oktay gibi siplinter ancak savunma özelliği olmayan ve geri dönüşleri beceremeyen bir oyuncu almak yanlıştı. Yine eğer bir sakatlığı yoksa Mehmet Sedef’in oyundan çıkması da yanlıştı. Çünkü atakların Gençlerbirliği sol kanadından fırtına gibi gelmesinin ve buna çare bulunamamasının nedeni Sedef’in kötü gününde olmasından çok Yasin’in geri dönüşlerdeki ve pozisyon alışındaki hatasıydı. Zaten oyuna Sedef’in yerine giren Ergün’ün de yaraya ilaç olmadığı maç içerisinde görüldü. Tek tek kötü gününde olmanın ötesinde KaraKızıllar takım olarak çok iyi değillerdi dün akşam. İkinci yarıda mücadele eden bir Hurşut, ileride top alamadığı için fazla geriye gelen Tum ve pas dağıtıp pres yapan ama maçın 70. dakikasından sonra dağılan Azofeifa dışında takımda ayakta kalabilen oyuncu yoktu. Maç 3-0 iken Ramazan’ın serbest vuruştaki hatası konsantrasyon bozukluğunun ifadesiydi. Ancak bu golün bence iptal edilmesi gerekliydi. Çünkü Ramazan her ne kadar hata yapmış olsa da serbest vuruşlarda rakip oyuncunun 9,15 metre uzaklaşmadan topa müdahalesi söz konusu olamaz. Kural bu kadar açıkken ve Alex sağ bacağı ile topa müdahale ederken bu yan ve orta hakemin gözü önünde olurken herkesin elinin ayağının dolaşması bir gariplikti. KaraKızılların bu pozisyona itiraz etmemesi, hakemlerin oralı dahi olmaması maçın tarihi fark açısından kopma anı olduğu gibi, atmosferden herkesin ne kadar etkilendiğinin de açık belirtisiydi. Eklemek gerekir ki Saraçoğlu Stadı’nda büyük boşluklar bulunuyordu. Sonuçta 4-0’dan sonra gelen ve penaltı da olmayan pozisyon sonrası atılan bir gol KaraKızılları farktan kurtaramadı. Böyle maçlar ve skorlar her takımın başına gelebilir. Bu her şeyin sonu değildir. Ancak mücadele etmeden puan kazanmaya çalışmak ve son maçlardan ders almadan sahaya çıkmak, işte bu Gençlerbirliği için en büyük yenilgidir. Önümüzdeki hafta KaraKızıl yine İstanbul deplasmanında Galatasaray ile oynayacak. Maçın oldukça zor geçeceği muhakkak. Hatta sürekli vurguladığımız fikstür dezavantajının son 5 haftada Gençlerbirliği’ni ilk 8’den bile edebileceği bir dönemdeyiz. Takımın moralini bozmaması ve elinden gelen mücadeleyi son 5 maçta göstermesi gerekiyor. Önemli olan böyle sonuçlardan sonra toparlanabilmek ve mücadele edip iyi sonuçlar elde edebilmektir. Gençlerbirliği oyuncularında bu potansiyel vardır, yeter ki ruhumuzu yeniden kazanalım.   Kemal Ulusoy - kemalulusoyy@gmail.com    
Bu haber toplam 182 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.