1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Tamahın zararı, kanaatin değeri
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Tamahın zararı, kanaatin değeri

A+A-

İnsan oğlu bir çok zaman elindeki nimetlerin kadrini bilmez de hep gözü yukarılardadır. Bu durumun iyi olmadığını Hazreti Mevlana  “Oduncunun eşeğinin, has ahırdaki arap atlarının şevketini görünce o devleti dilemesi” başlıklı hikayesi ile dile getiriyor.

Bu hikâyeden alınacak ibret ise, Allah’tan bağışlanma ve inayetten başka bir şey istemenin doğru olmadığıdır. Çünkü yüz çeşit zahmet, yarlığanma (bağışlanma) lezzeti gibi olsa o zahmetlerin hepsi de tatlıdır. Fakat denenmeyen devleti istersen o devletin bir de zahmeti vardır, sen onu göremezsin. Nitekim her tuzakta tane görünür ama tuzak görünmez. Sen ise şu bir tek tuzağa tutulmuşsun, o tanelerin hep senin olmasını ister, keşke oraya varsam onların hepsini toplasam dersin. Sanırsın ki o taneler, tuzaksızdır.

Evvel zaman içinde bir saka vardı. Onun da bir eşeği vardı. Mihnetten, çileden dolayı çember gibi iki büklüm olmuştu. Sırtında ağır yükten açılmış birçok yara vardı. Ölüm gününe âdeta âşıktı, ölümünü arayıp duruyordu. Arpa nerde? Kuru otu bile bulamıyor, onunla bile karnını doyuramıyordu. Bir yandan sırtında yara vardı, bir yandan da sahibi demir bir şişle onu nodullayıp duruyordu.

İmrahor (ahır sorumlusu) onu görüp acıdı. Eşeğin sahibiyle dostluğu vardı. Ona selâm verdi, bu eşek neden böyle dal gibi iki kat olmuş diye sordu.

Adam: benim yoksulluğumdan, benim taksiratımdan. Bu ağzı dili bağlı mahlûk saman bulamıyor dedi.

İmrahor dedi ki: Sen, birkaç gün onu bana ver de padişahın ahırında kuvvetlensin.

Adam, eşeği o merhametli kişiye verdi. O da onu padişahın ahırına bağladı. Eşek, her yanda tavlı, semiz, güzel ve taze arap atlarını gördü. Bak tı ki, ayak bastıkları yerler süpürülmüş, yıkanmış, saman tam vaktinde geliyordu, arpa da tam vaktinde. Atların tımarını, bakımını da görünce başını göğe kaldırdı da dedi ki: Ey ulu Tanrı! Tutalım eşeğim, senin mahlûkun değil miyim? Neden böyle perişanım, neden sırtım yaralı, neden zayıfım? Geceleri arkamın acısından, karnımın acılığından her an ölümümü istiyorum. Bu atların halleri böyle mükemmel, Peki, neden azap ve belâ, yalnız bana mahsus?

Derken ansızın savaş koptu. Arap atlarına eğerleri vurup savaşa sürdüler. Onlar, düşmandan oklar yediler. Her yanlarına temrenler sapladı. Savaştan geri dönüp hepsi de perişan bir halde ahıra düştüler. Ayakları sağlam iplerle mükemmel bağlandı. Nalbantlar sıra sıra dizildi. Hançerlerle bedenlerini yarıyor, yaralardan temrenleri çıkarıyorlardı.

 Eşek bunları görünce dedi ki: Yarabbi, ben yoksullukla süregeldiğim şu afiyete razıyım.

O gıdadan da bizarım, o çirkin yaradan da. Beni at yaratmadığın için binlerce şükürler olsun.

 Afiyet dileyen, dünyayı terk eder. Bunun için sevgili Peygamber (s.) şöyle buyurmuştur:

“Hayat şartları sizinkinden daha aşağı olanlara bakınız; sizden daha iyi olanlara bakmayınız. Bu, Allah’ın üzerinizdeki nimetini hor görmemenize daha uygun bir davranıştır.”  (Müslim, Zühd 9, Tirmizî, Kıyamet 58)

Buhârî’nin rivayeti şöyledir:

“Sizden biriniz mal ve yaratılış itibariyle kendisinden üstün olan kimseye bakarsa, ardından kendinden daha düşük derecede olana baksın.”  da elindeki nimetlerin kıymetlerini bilsin, durumuna şükretsin.

 

Bu yazı toplam 439 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.