1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Tabiatın Fedakâr Dostu ve İlhamcısı
Tabiatın Fedakâr Dostu ve İlhamcısı

Tabiatın Fedakâr Dostu ve İlhamcısı

Azerbaycan’da Tarihi Abideler, Tabiat Varlıkları Devlet Denetimindedir Cumhurbaşkanı Destek Verdi ve “Kür-Hazar” Hayriye Cemiyeti Gerçekleştirdi:...

A+A-
Azerbaycan’da Tarihi Abideler, Tabiat Varlıkları Devlet Denetimindedir Cumhurbaşkanı Destek Verdi ve “Kür-Hazar” Hayriye Cemiyeti Gerçekleştirdi: (2) DR. AKİF KERİMOV “Bin yıllarla bize ulaşan bu tabiat varlıklarının sadece devletin koruması yeterli olmaz, hepimizin koruması gerekir. Bunu vicdanımızla, şerefimizle, milli hassasiyetimizle yapmak durumundayız. Aksi halde gelecek nesiller bizleri lanetleyeceklerdir, bizleri hain, cellât ve gaddar adlandıracaklardır”. Akif Kerimov Tabiatın Fedakâr Dostu ve İlhamcısı Dünya basını, özellikle Rus basını ünlü yazar Lev Tolstoy hakkında şöyle der: “Tolstoy Rus tabiatının aynasıdır”. Dünya literatüründe hiçbir yazar Tolstoy kadar tabiatın esrarengizliğini, lacivert semanın özüne mahsus varlığını, Rus ormanlarındaki çam, kavak ağaçlarının güzelliğini, payızda (son baharda) ağaçlardan uçan çeşit çeşit renklerle donatılmış yaprakların uçarak toprağı dünyadaki tüm renkleriyle nasıl boyadığını Tolstoy usta kalemiyle yazıyordur. Dağları, kayaları, tarihi değeri olan mimari özelliğini koruyan binaları, Kaleleri, gölleri, ırmakları ve denizleri… Sonra bu işi Çehov da güzelce hikâyelerinde romantik diliyle beziyordur. Fakat tabiat tasvirinde Tolstoy zirvede duruyor. Tabiatı sevmemek, manevi yönden yoksun olmak demektir. Ana tabiat bizleri koynunda besliyor, oksijeniyle bizleri depoluyor, temiz, saf olmasıyla ruhlarımızı okşuyor, sağlamlığımızın teminatıdır. Tabiatsız yaşamak demek, sudan çıkarılmış balığa benzeriz, demektir. Yavru annesiz, balık susuz, insan tabiatsız kalamaz. Şimdi ne oldu da durup dururken tüm özel işlerini, iş adamı olmayı kenara bırakıp tabiatı korumakla meşgul oluyor sevgili Akif Kerimov? Ve arkasında devletin gücünü ve dayanaklığını his ederek elbette? Azerbaycan Cumhurbaşkanının “Qeyri Hökümət Təşkilatlarına Dövlət Dəstəyi Şurasının Maliyə Yardimi” kararını bütün iş adamları biliyordur ve hiç kimse adımını ileri atmadı da, Dr. Akif Kerimov sinesini ileriye vermiş, arkasında devletin gücünü alarak tabiatın korunmasına kalmıştır? Bunun sebeplerini Bakü’de de aradım, doğru cevabı kimseden alamadım. Tabiat İnsan Ruhunun Dominantıdır Ben şöyle bir kanata vardım: tabiatı seven adam onunla iç içe yaşamalıdır. Tabiatı idrak etmek için insani ilişkiler kurmalısın, halk ve toplumla kaynaşmalısın; ruhun temiz ve pak olacaktır; ana toprağının, vatanının ve milletinin fedaisi, müsellem askeri olacaksın; vatan ve milli ruhun derin olacaktır; halkının geçmiş tarihini, örf adetlerini, milli özelliklerini içten anlayacaksın; topraklarının değerini, vüsatını, varlığın kadar seveceksin, milletinin hassasiyetini derinden idrak edeceksin ve saire… Milli ruha sonradan nail olmak çok zor. Çünkü bu ruh doğuştan insan vücudunda, insan ruhunda, mayasında oluyor, büyüdükçe formalaşır, pekişir, karakterin terkibine erişiyor, insanın olgun dönemlerinde ona yön gösteriyor. Bazen diyorlar ya, bu adamda milli ruh sağlamdır, ya da bu adam millet fedaisidir ve ilahır. Bak, işte Akif Bey böyle bir şahsiyettir, millilik onun mayasında vardır, ruhunda ve dâhilinde pekişmiş, pelit ağacı gücünde tüm varlığına hâkim olmuştur. Kıyaslamış olsak o bir pelit ağacına benzer, çünkü ağaçların Aslanı ormanda pelit sayılıyor. Akif Beyde milli ruh sağlamdır, millilik onun ruhunun aynası sayılır. Milli ruh insanda vatan toprağına, vatandaki tabiata, Doğaya olan merakını yüceltiyor. Bana göre bu özelliğiyle Akif Bey Azerbaycan aydınları arasında seçilen bir şahsiyet olarak seviliyordur. Bakınız ona kadar hiç kimsenin aklına bile gelmedi ki, tabiatımız yok olmaya, silinmeye doğru adımlıyor ve yardıma muhtaçtır. Çünkü ormanları, parkları yok ediyorlar, yerinde yollar, evler inşa ediyorlar. Tabiata zarar veriliyor ve hiç kimse bunu fark etmiyor. Kür-Hazar Cemiyetinin Fedakâr Başkanı Sağ olsun Cumhurbaşkanımız, Sayın İlham Aliyev, tam zamanında tabiatın muhafazasıyla ilgili karar alıyor ve Akif Bey derhal kendini ateşe atıyor. Ateş diyorum, çünkü kıskananlar, gözü götürmeyen cahiller her yerde vardır, onu kıskanacaklar, zaten kokusunu alıyordur. Her ağacın bozuk meyveleri oluyor, Azerbaycan’da cahil kafalılar vardır. Neyse ki, Başkanı olduğu “Kür-Hazar” Hayriye Cemiyeti vardır, bu Cemiyetin ülkenin ve dünyanın pek çok ülkelerinde şubeleri açılıyor ki Akif Bey mantalitesini, hayal ettiği ideaları ve düşünceleri yaysınlar diye. Şimdi “Kür-Hazar” Cemiyeti aktivitesini baya yükseltmiştir ve yapmış olduğu icraatlarla Azerbaycan’da tanınıyor. Azerbaycan’ı görmüş seyyahlar, bilim uzmanları, turistler biliyorlar ki, Azerbaycan’ın nefis, esrarenksiz tabiatı mevcuttur. Ve bu tabiat dünya insanlarını hayran bıraktığı gibi manevi yönden de onlarda ilham kaynağı, dirilik mekânı izlenimini bırakmıştır. Bu nedendendir ki, Azerbaycan’a bir defa gelen turistler devamlı gezmeyi arzu ediyorlar. Ulu Kız Kalesi, Koşa Kale kapısı, Şirvanşahlar Sarayı, Şeki Han Sarayı, mavi semaya eşdeğer Köy-Göl, NizamiGencevi megberesi ve daha neler, neler yoktur ki topraklarımızda. Binlerle tabiat abideleri devletimiz tarafından korunmuş olsa da, buna rağmen zaman zaman cahil insanlarımız tarihi abidelere zarar veriyorlar. Bazı iş adamlarının ihtiyaçlarına kurban ediliyor, lüzumsuz yere tabiat abideleri peşkeş ediliyor. Hayret ediyorum, bin yıllarca uzanan bir yol ile bizlere gelip ulaşan tabiatın bu misilsiz, kıymetsiz abideleri neden yok ediliyor? İllerin Valileri, muhtarlarının gözleri önünde neden kurban ediliyor? Bir insanın eli tabiatın üzerine nasıl kalka bilir? O el göklerde kırılmadı mı? O insan ki tabiata zarar veriyor, Tanrının yarattıklarını yok ediyordur, evinde nasıl uyuya bilir, merak ediyorum? Hadi, tabiata zarar vermiş bir insanın bir elini kesmiş olsak gece nasıl uyuyacaktır? Bu kişi uyumadan önce bunları aklından geçire biliyor mu? Çünkü bir tarihi ırmak, tarihi abide, tarihi ağaç bin yıllardan süzülerek, yapılarak, büyüyerek günümüze dek gelip çatmıştır. Peki, tabiat düşmanı bir kişi bu ırmağın, bu abidenin, bu ağacın gelecek nesillere ulaşması için her türlü yardım etmesi gerekmez mi? Bir bina, bir yol, bir köprü inşa ediliyorken tabiatı vahşice sarkıtmak, parçalamak, yok etmek gerekiyor mu? Örneğin, bir ağacı kesmek yerine ağacı yerinden teknik vasıtalarla çıkarılıp başka bir mekâna ekmek mümkün olmaz mı? Bir ağaç beslemek, büyütmek, en azından kırk, elli yıl, bazen de çok yıllar gerekiyor. Ama cahil bir kafa sahibi testereyle kesip atıyor kenara, bu kadar. Tabiat Tanrının Kıymetli Eseridir Onu Korumak Namus ve Şeref İşidir “Kür-Hazar” Hayriye Cemiyeti Genel Başkanı, Akif Kerimov bu tür insanlara olan hiddetini ve kızgınlığın şöyle ifade ediyor: “Tabiat abidelerinin ve bu bölgelerin korunması, gelecek nesillere ulaştırılması Azerbaycan’ın ve ayriyeten dünyanın ekolojisine vereceğimiz en büyük hediyemiz olacaktır. Bin yıllarla bize ulaşan bu tabiat varlıklarının sadece devletin koruması yeterli olmaz, hepimizin koruması gerekir. Bunu vicdanımızla, şerefimizle, milli hassasiyetimizle yapmak durumundayız. Aksi halde gelecek nesiller bizleri lanetleyeceklerdir, bizleri hain, cellât ve gaddar adlandıracaklardır. Unutmamalıyız ki, ellerimizdeki tabiat varlıkları Tanrının bizlere emaneti olarak kabul etmeliyiz. Tabiat varlıklarına gözlerimiz, aklımız ve vicdanımız kadar saygı göstermeli, sevmeli ve kucaklamalıyız. Tıpkı evlatlarımız, aile fertlerimiz gibi. Çünkü bunlar milli varlıklarımızdır, milli servetimiz ve onurumuz sayılmalıdır”. Evet, Akif Bey tabiatı onurumuz, şerefimiz sayıyor ve Tanrının yaratmış olduğu ilahi bir varlık kadar övüyor. Ayrıca tabiat insan yaşamının da teminatı ve mekânı değil mi? Bir sıkıntı, bir problem ve ya olumsuz bir hadiseyi yaşayan biri, “bir havaya çıkayım, bir ormana gideyim de içim rahatlasın” demez mi? Der ve gerçekten de bir ırmağın koynunda, bir Göl kenarında, yeşil çemenlerin, yemyeşil yüce dağların sinesine tırmandığında insan nasıl da rahatlıyor, ruhu nasıl da dinlenir. Demek ki, tabiat insanın gergin ve üzüntülü anlarında, yaşamında dominant rolüne üstlenir, bizleri her türlü pisliklerden koruyordur. Hal böyle iken bizler ana toprağın üzerindeki bu Tanrı yadigârlarına saygısız nasıl yaklaşıyoruz? Mehz buna göredir ki, Haydar Aliyev Fondünün Başkanı, JUNESCO’NUN İyi Niyetli Sefiresi, Milletvekili, Sayın Mehriban Hanım Aliyeva tüm yurda çağrıda bulunmuştur: “Her Birey Bir Ağaç Eksin”:Mehriban Aliyeva “Her birey bir ağaç eksin”. Kısa ve net. Fevkalade güzel bir idea, zamanında olan teklif, tam yerine düşmüştür. Nüfusumuz ne kadar? Dokuz milyon. Tasavvur edin ki, her yıl 9 milyon ağaç ekmiş olsak topraklarımız beş yılda yemyeşil çemene dönüşe bilir. Hadi 9 değil de, 5 milyon ağaç ekelim, yine kardır, memleketimiz, ülkemiz cennete dönüşecektir. Zaten her gün dirçelişte olan, güzelleşen, ekonomisi hızla yükselen Azerbaycan, neden yemyeşil yorgana bürünmesin? Şimdi Akif Beyin hedefinde neler vardır, bir bakalım. Tabiat abideleri derken, Akif bey neleri hedefliyor? Kıymetli meşe alanları, paleontoloji ve jeoloji bölgeler, yaşları 200 yıldan fazla olan kadim ağaçlar, mağaralar, volkanik mekânlar dağa yükselen merdivenler ve saire. Projeye göre Akif Bey Azerbaycan topraklarındaki bu tarihi tabiat hazinesini dört bölgeye ayırıyor. Şimdilik ilk aşamanın çalışmaları bitmiştir: Gence, Samux, Naftalan, Yevlax, Gazax, Gedebey, Akstafa, GöyüGöl, Goranboy, Tovuz, Şemkir, Qazax rayonlarının (illeri) tapuları hazırlanacaktır ve devletin denetimi altında korunacaktır. Sadece Azerbaycan vatandaşları için değil, dünya turizmine töfhe olarak korunup saklanacaktır. İleride kalan üç bölgenin de tapuları hazırlanacak ve dünyaya açılan manzaralı pencere olacaktır. Azerbaycan, her gün yükselişe doğru tırmanıştadır. Ekonomi yükselir, petrolümüz, gazımız Avrupa’ya akıyordur. Yeni tarihi özellikleriyle yücelen binalarımız Bakü’nün parlak geleceğinin teminatıdır. Geniş sokaklarıyla, otobanlarıyla, güzel ve geniş köprüleriyle güzelleşen ülkemizin tabiat varlıkları da devletimiz tarafından unutulmamıştır. Evet, binalar yücele bilir, köprüler inşa edile bilir ama tabiatın korumamış olsak, vatanın tabiat hazinemiz boşalacaktır, cahiller tarafından yok edilecek ve sahralara dönüşecektir. Tıpkı Arap sahraları gibi olacağız. Buna göre Cumhurbaşkanımız, Sayın İlham Aliyev’in almış olduğu karar ve Haydar Aliyev Fondu’nun Başkanı, Milletvekili, Sayın Mehriban Aliyevanın halkımıza yapmış olduğu Çağrı ışığında “Kür-Hazar” Cemiyeti Genel Başkanı, Akif Kerimov’un tabiat varlıklarına sahiplenmesi ve koruma altına alınmasındaki kahraman davranışı alkışlamalıyız. Aynı olayı Türkiye’de de yapmak fevkalade olacaktır, çünkü Türkiye toprakları mitolojilerle donatılmış zengin topraklardır. Türkiye’de her taşın altında bir tarih vardır, eski uygarlıklarla dopdolu bir efsaneler diyarıdır. Bu tarih kadimlerde meskûnlaşmış Türklerin yaşam öyküsünü günümüze taşıyordur. Ve bu tarih tüm Türklerin tarihi sayılır. Tarihimizin derinliklerine inmeliyiz, oradan günümüze ulaşmış kıymetli hazineleri geleceğe uğurla yolcu etmeliyiz. SON Prof. Dr. Eflatun NEİMETZADE Yeni Azerbaycan Yardımlaşma Ve Kültür Derneği (YAYDER) Genel Başkanı, “NAXÇIVAN” Gazetesi, ATXEM ve KÜR-XAZAR Cemiyetleri Türkiye Temsilcisi. Ankara.
Bu haber toplam 345 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.