1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. SUYUN YIKAMA AÇISINDAN SAĞLIĞA ETKİSİ
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

SUYUN YIKAMA AÇISINDAN SAĞLIĞA ETKİSİ

A+A-

Bu gün tüm dünyada yıkanma, sağlık ve dinçliğin vazgeçilmez ilkesi olmuştur. Ne var ki, 70 yıl önce yüzünü dahi yıkamasını bilmeyen Avrupa halkına karşı, biz 1400 küsür yıldır bu nimetlerin farkında bile olmadan hayat kazanıyoruz. Acaba su, yıkanma açısından insan vücuduna neler getiriyor ve ne tarz bir yıkanma seçmelidir?

Bu iki sorunun cevabını vermeden önce normal yaşamımız içinde dolaşan ve savunma sistemimizin karşılaştığı önemli sorunlara kısaca bir göz atalım:

Dolaşım sistemimiz, bilindiği gibi, temiz kanı tüm vücut yüzeyine en uzak noktalara kadar dağıtan, sonra da dokularda biriken kirli kanı alıp böbrekler ve oksijen aracılığı ile arıtan bir mekanizmadır. Bu sistem fevkalâde karışık kompitür sistemlerle yönetilir. Asıl güçlük de, büyük çoğunluğu kıldan ince damarlarla bu akışı sağlama zorunluğundadır. Bu incecik damarların sağlıklı olması için lastikten esnek içyüzleri, artık ve birikintilerden arınmış olması gerekir. Bu uzun yolculuğun minik kanalları, duraklamalar, durgunluklar sonucu tıkanır. Ya da gözle görülemeyecek kadar daralır. Özellikle beyindeki bu olaylar, sonunda bunalımlara neden olacak kadar önemlidir.

Dokularda biriken artık maddeler, bir anlamda zehir etkisi yaptığından yorgunluğa neden olur. Birçok önemli organları da yıpratır ve başka bir deyimle ihtiyarlatır. Dolaşım sistemin bu müşküllerini günlük hayatımız içinde devamlı çözmek zorundayız.

Damarlara bir anlamda jimnastik yaptırmak, onları sık açılır-kapanır bir otomatik tempo ile alıştırmanın tek pratik yolu yıkanmadır. Suyun insan vücuduna temas edince nasıl bir biyolojik olay yarattığını biraz sonra izah edeceğiz. Şimdi çok daha önemli bir konuda bilgi vereceğiz. Acaba savunma sistemimizin sorunları nelerdir?

Dolaşım sistemimiz kadar, hatta bazen ondan daha önemli savunma sistemimizdeki sorunlar da dolaşım sistemimizin sorunlarına benzer.

Savunma sistemimiz, kemik iliğinde yapılan savaşçı hücrelerin özel beyaz kan damarları ile vücudun en uzak noktalarına kadar ulaşması diye tanımlanır. Ancak bu hücreler üç haftalık özel bir eğitimden geçen cinsleri ile bizi kansere karşı korumaktadırlar. Bu hücrelere “T. Lenfositler” denir. Bu hücrelerin vücudun en uzak noktalarına kadar iletilmesi ise, normal damarlardan on kat daha ince , beyaz kan damarları aracılığı ile olur. Ayrıca bu lenf damarları arasında boğaz ve burun altında büyük merkez karakolları vardır.

Korunma sisteminin temelini oluşturan bu lenf dolaşımı, devamlı mücadelelerle sık sık tıkanır. Bazen kızarma ve şişme şeklinde bunları fark ederiz. Bazen da bu tıkanmalar fark edilmez. Fakat orada savunma büyük ölçüde aksar, ya da yok olur.

Bu savunma sisteminin bir kanadı da deri altında gizli bir savunma sistemidir ve tüm vücuda yayılmıştır. İşte bu sistemin de sağlıklı çalışması için yıkanma şarttır. Su deriye temas edince hem deride ısı farkı yaratır, hem de su, deri üzerinde biriken elektronların tümünü alır götürür, oradaki sıkıntılı gerilimleri giderir.

Acaba yıkanmayı nasıl seçmelidir? Bilimsel olarak anlattığımız gerçeklerin ışığı altında bu meseleyi çözelim:

Önce hiç değilse haftada en az iki kez tüm vücut yıkanmalıdır. Bu arada savunma sisteminin yan merkezleri olan boğaz ve burun çok iyi yıkanmalıdır. Her gün vücudumuzun uzak dolaşım merkezleri el, kol ve ayaklar birkaç kere yıkanmalıdır. Bu arada en zor dolaşımların olduğu yüz, ağız, burun ve kulak arkaları yıkanmalıdır.

Evet sevgili okuyucularım!;

a)         Eğer dolaşım aksaklıkları ile, başta beyin dolaşım bozukluğu (atehler) sıkıntıları ile karşı karşıya gelmek istemiyorsak,

b) Sert damarlar sistemi içinde erken yaşlanmak istemiyorsak,

c) Tüm hastalıklara karşı daha dayanıklı olmak istiyorsak,

d) Bir türlü çare bulamadığımız kansere karşı bile daha sağlıklı bir lenf sistemi ile karşı koymak istiyorsak, İlâhî nimete, abdest almaya baş vuralım.

İşte Kur’an ve İslam, Allah’ın öyle bir mucizesidir ki, 15 asır sonra inanmayanlara bile abdest aldıracaktır.

Abdest alma, inananlara Allah’ın hem bir emri, hem de bir lütfüdür. Şüphesiz onun sırrı mânevîdir. Biz onun madde yönünde de ne denli bir mucize taşıdığını dile getirmeye çalıştık. Abdest alan bir kimsenin dolaşım ve savunma sisteminde ortaya çıkan arınma, o kimseyi mutlaka daha bilinçli, madde ve mânâsı ile daha dinç yapar.

İnanmayanlar abdestin bu mucizevî sırrını yakıştırma saymaya kalkamazlar. Zira abdest alma şeklindeki dört temel ilke vardır ki, bunlar abdestin, dolaşım ve savunma sistemine özellikle bir zindelik verme amacı olduğunu kesinlikle ifade eder.

1) Gerek gusül, gerekse günlük abdest almada ön amaç temizlik değildir. Zira dînî emirde evvela “Temizlenin” (hadesten ve necasetten taharet), sonra “abdest alın” denmektedir. O halde amaç, özellikle dolaşım ve savunma sisteminin zindeliğidir. Dolayısıyla bilincin tam idrak düzeyine erişmesidir.

2) Abdest alırken bir kıl dibi dahi, ıslanmamış yer kalmayacaktır. Bunun da amacı, açıkça vücudun her noktasında gerek dolaşım, gerek elektrik birikimi, gerekse savunma açısından tam bir etkinlik sağlamaktır.

3) Özellikle burun ve ağızın yıkanması, dolaşım ve savunma açısından temel merkezlere yöneliktir.

4) Bilhassa cünüp olma halinde artan zehirli maddelerin güçlü bir dolaşım uyarısı ile vücuttan atılması hedef seçilmiştir. (gusül)

İşte sevgili okuyucularım! İslâm, daha kapısından giren  ve ilk adım atan insanoğluna böylesine mucizevî bir sağlık nimeti vermektedir. İman etmenin hamdi ömür boyu bitmez.

 

 

Bu yazı toplam 351 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.