1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Süleyman (a.s.)a bir yanılgısı yüzünden rüzgârın eğri esmesi.
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Süleyman (a.s.)a bir yanılgısı yüzünden rüzgârın eğri esmesi.

A+A-

 Rüzgar Süleyman (a.s.)ın tahtına eğri esti. Bunun üzerine Hazreti Süleyman “Eğilme ey rüzgâr” dedi. Rüzgar: “Ey Süleyman sen eğri gitme! Sen eğri gidersen benim eğriliğime öfkelenme!” dedi.

Süleyman’ın tahtı da eğrildi. Dedi, ey taç başımdan eğri durma!

O, eliyle tacı düzeltiyor, taç ise her defasında yeniden eğriliyordu. Sekiz kez düzeltti, taç yine eğrildi. Süleyman: ey taç, niye eğriliyorsun, sorun nedir, eğrilme artık, dedi. Taç: Yüz kez düzeltsen gene eğrilirim, çünkü sen eğri gidiyorsun!.

Bunun üzerine Hazreti Süleyman içini doğrulttu ve taşıdığı arzudan kalbini soğuttu. Bundan sonra taç anında düzeldi ve onun istediği gibi oldu. Hazreti Süleyman denemek için taı sekiz kez eğriltti, her defasında taç kendi kendine doğruldu. Taç dile gelip şöyle dedi: Sevin ey padişah, kanadındaki çamuru silkelediğine göre uç artık.

Alınacak ibret. Başına gelen bir sıkıntıdan dolayı üzüldüğünde kimseyi suçlama, kendine bak. (Mesnevî 4. Defter 1900-1910 no’lu beyitlerin tercümesi)

Hazreti Mevlana’nın bu sözleri bana bir hadis-i şerifi hatırlattı. Hazreti Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem’in gününde, bir sahabî yolda giderken yolun karşı tarafından bir kadın geliyormuş. Bu da o kadını gözüyle takip ediyormuş. Karşıya baktığı için önünü görmediğinden, kendisini bir hurma ağacına toslamış, yüzü yaralanmış. Yarası sardıktan sonra Hazreti Peygamber (s.)in yanına geldiğinde “yüzüne ne oldu” diye sormuş Hazreti Peygamber. Adam doğruyu söyleyip olduğu gibi anlatmış. Bunun üzerine Hazreti Peygamber (s.) şöyle buyurmuştur:   

Enes İbni Mâlik radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Allah, iyiliğini dilediği kulunun cezasını dünyada verir. Fenalığını dilediği kulunun cezasını da, kıyamet günü günahını yüklenip gelsin diye, dünyada vermez.”

Nebî sallallahu aleyhi ve sellem (yine) şöyle buyurmuştur:

“Mükâfâtın büyüklüğü, belânın şiddetine göredir. Allah, sevdiği topluluğu belâya uğratır. Kim başına gelene rızâ gösterirse Allah ondan hoşnut olur. Kim de rızâ göstermezse, Allahın gazabına uğrar.” (Tirmizî, Zühd 57. Ayrıca bk. İbnî Mâce, Fiten 23)  

Hadisten öğrendiğimiz:

1. İnsana bir musibet geldiğinde önce kendini bir hesaba çekmelidir. Bir hata işlemişse hemen tövbe etmelidir. Bir hata işlediğini hatırlamıyorsa, başa gelen sıkıntı ve hastalıklara sabretmek, günahlardan arınmaya sebep olduğu için bunun bir imtihan olduğunu düşünerek sabır etmelidir. Çünkü musibet ve belâ her zaman ceza anlamında değildir. Allah sevdiği kulunu da belâ ve musibetlere uğratır.

Bu yazı toplam 308 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.