1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Suç patlaması: Toplumlar, yasalara göre davranırlar!
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Suç patlaması: Toplumlar, yasalara göre davranırlar!

A+A-

Birkaç gün önce yayınlanan ve medyada yer alan TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerine göre; ülkemizde son 10 yılda suç patlamasının yaşandığı görülmektedir. Öyle ki; hırsızlık 7 kat, cinayet 6 kat, cinsel suçlar 10 kat, uyuşturucu 11 kat, yağma 11 kat, trafik suçları 15 kat gibi ürkütücü oranda artış göstermiştir. Cezaevine giren insan sayısı da 3,8 kat artmıştır. Bu veriler toplumun temellerinin bozulduğunu ve çürüdüğünü gözler önüne sermektedir. 2009 yılında cinayet suçu sayısı 1.514 iken bu sayı 6 kat artarak 9 bin 574’e, yaralamada ise 4,5 kat artarak 34 bin 987’ye çıkmıştır.

Toplumumuzda suç işleme hususunda alarm sinyalleri çalmaya başlamıştır. Bu vahim tabloyu sadece ekonomik sıkıntılara ve işsizlik gibi sebeplere dayandırmak mümkün değildir. Temel sebepler arasında; eğitimdeki yanlışlar, ahlaki erozyon ve kötü yasalar gibi faktörler öncelik taşımaktadır. Özellikle son 20 yılda yürürlüğe giren yasalar, bir nevi halkımıza giydirilen deli gömlekleri misali, toplumsal barışı ve huzuru zedelemektedirler.

Üniversitelerde ve hukuk camiasında tartışılmadan, masa başında hazırlanarak 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu, yaşanan sıkıntıların başlıca kaynağını oluşturmaktadır. Belirsiz suç tipleri ile ölçüsüz cezalar verilmektedir. Aydınlar ve ceza hukukçuları toplumu çökerten ceza yasası hakkında onlardan beklenen eleştirileri yapmamaktadırlar.

AK Parti iktidarının erken döneminde hazırlanan ceza yasası, maalesef özlenen ve beklenen muhtevada olamamıştır. 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye’de hükümlü/tutuklu sayısı 50.000 civarında iken 2020’de 300.000 sayısına ulaşmıştır. Cezaevlerinde doluluk oranı % 120’yi aşmıştır. Yeni yapılanlarla birlikte 355 cezaevi, akın akın gönderilen tutuklulara ve hükümlülere yetmemektedir. Türkiye’deki hükümlü ve tutuklu sayısı, nüfusa oran itibariyle Avrupa ülkelerindeki hükümlü ve tutuklu sayısının 3 katını geçmiştir. 

Bu iç karartan verilerin Türk halkının suça meyilli olduğunu göstermediğine inanıyoruz. Sorun, en başta yeni ceza kanunu ve uygulamasından kaynaklanmaktadır. Suç ve ceza siyasetinde amaçlanan; ıslah, caydırıcılık ve tekrar topluma kazandırma hususlarında başarı sağlanamadığı görülmektedir.

Cezaevlerinin dolup taşmasının, birkaç yılda bir çıkarılan infaz yasaları ile boşaltılarak önüne geçilmesine rağmen tekrar dolmasının nedenlerini düşünmemiz gerekmektedir. Malum akademisyene masa başında hazırlatılıp meclise gönderilen, parti disiplini içerisinde yeterince tartışılmadan onaylanan ceza yasasını liyakatli hukukçuların tartışmaya açmasını beklemekteyiz.  

Yeni Ceza Kanununda fuhuş yapmak, kumar oynamak suç olarak kabul edilmezken, “evlilik içinde cinsel suç” tanımı getirilmiştir. Medeni Kanunda eşler arasında karşılıklı yükümlülük olduğu yasal olarak düzenlenmesine rağmen, kadın “Kocam rızam dışında birlikte oldu…” şikâyetinde bulunduğu takdirde kocaya 12 yıl hapis cezası verilmektedir. Ceza yasası ile kamu gücü YATAK ODASINA kadar sokulmuştur.

Kötü yasaların uygulamasından iyi sonuç beklemek mümkün değildir.

Ülkemize ve insanımıza yazık oluyor. Kötü yasalarla yönetilen toplum ve aile çöküntü içerisindedir. Artık milletimizin, inanç değerlerine ve ahlâkına aykırı olmayan yerli ve milli bir ceza yasasına ihtiyacı vardır.

(20 Şubat 2021tarihli Yeni Akit gazetesi Prof. Dr. Sefa Saygılı’nın makalesi)

Bu yazı toplam 448 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.