1. HABERLER

  2. FOTO GALERİ

  3. Sıkıntıdan sonra 'Colman'bastı
Sıkıntıdan sonra 'Colman'bastı

Sıkıntıdan sonra 'Colman'bastı

Trabzonspor, Lille'le 1-1 berabere kalarak Devler Ligi'nde liderliğini sürdürdü. Bordo-Mavi-liler'e bir puanı Colman'ın penaltısı getirdi. işte, tarihi...

A+A-

Trabzonspor, Lille'le 1-1 berabere kalarak Devler Ligi'nde liderliğini sürdürdü. Bordo-Mavi-liler'e bir puanı Colman'ın penaltısı getirdi. işte, tarihi Trabzonspor Lille maçıyla ilgili Radikal yazarı Bağış Erten'in yorumları... Şenol Güneş pazartesi günü basın toplantısında ne kadar veciz ifade etti: “Yaşam biçimi futbola odaklanmış bir şehir...” Peki ya o şehre bir de Şampiyonlar Ligi gelirse... Açık söyleyeyim, stadın saatler önce dolmasını, tribünlerin hiç susmamasını bekliyordum. Gün boyu Karadeniz tepesinde fink atan onca uçak, yedi düvelden pek çok taraftar getirmiş olmalıydı kente. Tamam, biletler pahalı. Ama hepsi kombineli kale arkalarında bile neden küçük boşluklar vardı, anlamadım. Oysa futbol aşkının belki de en güzel parkuru olan Şampiyonlar Ligi’nde bu cümbüş kaçmazdı. Kim bilir, belki de futbolu çok iyi bilmekle övünen Trabzon halkı skoru önceden görmüştür. Aslında Şenol Güneş’in o basın toplantısında en çok şu sözleri sevdim ben: “Taraftarın merak ve ilgisinden çok sevgi ve desteğini bekliyoruz.” Türk futbolu hakkında belki de en derin tespitlerden biri bu. Merak ve ilgi çok, ama koşulsuz sevgi ve destek bazen tökezliyor. İyi başlayan Lille’di Yine de haksızlık etmeyelim. Stat sadece ‘hıncahınç’ değildi, yoksa 20 bin bayraklı tribünler renklilik konusunda hiç sıkıntı çekmiyordu. Farozlusu, Vakfıkebirlisi, Oflusu, Akçaabatlısı, Sürmenelisi için belli ki bu maç çol özeldi. Sırtında “Ha bu sevdalık 7 beni” yazan formalı gencin dahi, aşkından meftun olduğunu sanıyorum. Üstelik bu sayede geçen senenin kızgınlığı da ‘pasiflorize’ edilmişti sanki. O yerleşik öfke, Şampiyonlar Ligi şenliğinde erimiş gitmiş gibiydi. Tribündeki bu ‘yerini yadırgama’ hali sahaya da yansıdı. Lille açtı oyunu ve ilk 15 dakikayı boyunduruğu altına aldı. Ama zararsızdılar, pozisyon çıkaramadılar. Bordo-Mavililer de bunu çabuk gördü ve 28’de ofsaytla kesilen atakla dengeyi kurdu. İşte tam bu anda geldi Lille’in golü. 30’da Sow iğne deliğinden geçirdi: 0-1. Gözüm protokol tribününde oturan Burak Yılmaz’a takıldı. Eliyle dizine vuruyor ve muhtemelen ‘keşke ben de olsaydım’ diyordu. Ama o da olsa işleri zordu çünkü takım bir türlü hücuma kalkamıyordu. Nitekim kaleyi bulan tek şut olmadan geçti ilk yarı. 36’da Fenerbahçe tezahüratı, 37’de Serkan’a tepkiler yükseldi. Oysa Şampiyonlar Ligi’nde bu faza geçmek için biraz erkendi. İkinci yarıyı aynı Serkan’ın 50’de üstten az farkla auta giden şutu açtı. Bu fırsat tribünleri şenlendirmek için yeterliydi. Ama sahadakiler için daha fazlası şarttı. 53’te sahanın en iyilerinden Balmont’un pasıyla arkaya sızan Sow’u iyi durdurdu Bordo-Mavililer. Yine iyi oynamaya başlamışlardı ve yine bir ters şoka daha gerek yoktu. 54’te kaleyi bulan ilk şut geldi Colman’dan. Ardından aynı dakikada Joe Cole büyük fırsatı harcadı. Maç mütekabiliyet esasına geçmişti anlaşılan. Buradan bir gol çıkmalıydı. Ama kontralar giderek keskinleşiyor, Bordo-Mavililerin de dermanı düşüyordu. Tam zamanında geldi penaltı. Halil’in eforu, Adrian’ın ortası derken Colman 75’te köşeyi buldu: 1-1. Son bölüm adeta denge oyunuydu. Bu sonuç kimseyi üzmezeyecekti sonuçta. Öyle de oldu. Beraberliğe rağmen tribünlerin neşesi yerindeydi. Haksız da sayılmazlardı. Devler Ligi’ndeki ikinci maçtan da puan çıkardı Bordo-Mavililer. Artık her şey iki CSKA Moskova maçına bakıyor. Bağış Erten - Radikal

Bu haber toplam 328 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.