1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Sıkılmadık el, çalınmadık kapı
Sıkılmadık el, çalınmadık kapı

Sıkılmadık el, çalınmadık kapı

Türkiye Değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül, geçtiğimiz hafta sonu, hareketin partileşme yolunda ilerlediğini ifade etti. 26 Haziran tarihinde İçişleri...

A+A-

Türkiye Değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül, geçtiğimiz hafta sonu, hareketin partileşme yolunda ilerlediğini ifade etti. 26 Haziran tarihinde İçişleri Bakanlığı’na kuruluş dilekçesi vereceklerini yaptığı toplantıda duygulanarak açıkladı. Sözlerinde partisinin “ne Sağ, ne Sol, ne Alevi, ne Sünni, ne Kürt, ne Çerkez, ne Laz gibi ayırımcılığı olmadan herkesi kucaklayacağı” mesajını verdi. Bu hareketin bir anlamda, özellikle CHP, MHP ve AK Partiden ayrılan, kopan küskünleri birleştirme çağrısında olabileceği söylenebilir. Çünkü bu ifadeler ile Sarıgül, aslında küskünlere açıktan mesaj vermiş oldu. Sarıgül, “çalınmadık kapı, sıkılmadık el bırakmayacağız” diyerek dertlerinin ayırımcılıkla mücadele olduğunu belirtmiş oldu. Referandum için gezilerini hararetle sürdüren, CHP Genel Başkanı Kemal bey, o da “çalınmadık kapı, sıkılmadık el bırakmayacağız” diyor. Siyaset alanında sıklıkla tekrarlanan “sıkılmadık el, çalınmadık kapı bırakmama” söylemi, giderek yaygınlaşıyor. Bu ifade ilk olarak Ak Parti ile başlamış, halkın arasında olma, halktan kopmama anlamında çoklukla vurgulanmakta ve uygulanmakta. İktidar, muhalefet ve diğerleri de şimdilerde aynı söylem üzerinde duruyorlar. Ak Parti farklı bir söylem bulsa, bu kez onun kullanılacağı da kesin. Bu işe yarar mı peki? Vatandaş için elinin sıkılması ve kapısının çalınması önemli midir? Çok önemlidir, ancak bundan daha da önemli olan samimiyettir. Gerçek bir bütünleşme ve kucaklaşma sağlanabilmesidir. “Burada böyle, orada öyle” olmayan sadakati dikkate alır vatandaş. Yoksa ayırımcılık yok der ve eğer ayırımcılığı kendin yapacak isen, o kapıları çalmanın hiçbir anlamı olmaz. Hoş geldin diyerek karşılanır, güle güle diyerek gidersin. Gittiğin kapının derdini dert edinmiyor, orada konuştukların sözlerde kalıyorsa, çözümün yok ise, sen o kapıları hiç çalma, o elleri de hiç sıkma, yapamayacağın balon vaatleri de hiç verme daha iyi. O kapıları çalacaksan, “derin kirli planlar yapanlardan, örgütlerden” memleketi kurtaracağına söz vermen gerekecektir. Bunlar ile mücadele etme niyetin var ise o elleri sıkacaksın ve inandıracaksın. Önemli olan niyettir, hangi niyetle kapılara gideceğindir. Arapçası “men dakka dukka” olan “Çalma kapıyı, çalarlar kapını” manasında olduğu gibi kötü niyetler ile çalarsan bir gün senin kapın da çalınır. Vatandaşın elini sıkmak, kapısını çalmak, el uzatmaktır çünkü. Ayırımcılık, zulüm, haksızlık yapmayacağına, yapılanlar var ise dur diyeceğine, bunlar ile sonunda kadar mücadele edeceğine dair vatandaşa söz vermektir. Vatandaş sonuca, gayrete bakıyor, dertlerine deva arıyor çünkü. İş öyle basit, el sıkma ve kapı çalma kadar kolay olsa, kimler gelirdi şimdiye kadar.

Bu haber toplam 281 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.