1. YAZARLAR

  2. ALİ AYDEMİR

  3. SİGARADAN NEDEN BU KADAR NEFRET ETTİM?
ALİ AYDEMİR

ALİ AYDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

SİGARADAN NEDEN BU KADAR NEFRET ETTİM?

A+A-

            Özentiye kapılarak, arkadaş hatırına, onları kırmayarak başladığımız sigara bizleri nereden nereye getiriyor? Neler çektiriyor biliyor musunuz?

           

Nasihatlerin kar etmediği, musibetlerin ders olmadığı, tiryakilerin hala içmekte ısrar ettikleri bu illete dur demek için herkes üzerine düşen görevi yapmak zorundadır.

           

Neden sigaraya alışamadım? Neden bu baş belasını içmedim? Sizlere yaşadığım bazı olayları nakletmeyi bir görev biliyorum.

           

Çocukluk yıllarım, köyümüz Gökçeviran’da şimdi rahmetli olan Hüseyin Toker’in düğünü; düğün odasında Aptallar saz ekibi çalıyor, köçek ortada oynuyor. Odada bulunanların çoğu sigara içiyor. İçtikleri sigaranın izmaritlerini de kapışmak ve içmek bizlere düşüyor. Özenti buya izmarit alıp içmek kar addediliyordu.

           

Birkaç izmarit içtiğimi hatırlıyorum. Başımın döndüğünü, midemin bulandığını kardeşim Ömer de anladı. Kolumdan tutup beni dışarı çıkardı. Dışarıda bir köşeye midemdekileri boşattım.

           

Eve geldiğimizde babam bizleri bekliyormuş.”Açın ağzınızı koklayacağım. Nerdesiniz bu zamana kadar eve gelmediniz?”deyip tokatlar yüzümüze şaklamaya başladı. Zaten ayakta zor duruyordum. Tokatlarıda yiyince yere yapıştım. Her zaman olduğu gibi koruma kalkanımız rahmetli Gülbahar babaannem, aramıza girip daha fazla dayak yememizi önledi.

            Sigaradan nefret etmemde bu olay çok etkili olmuştur.

           

1970 li yıllarda Çeltikli Köyü’nde düğünlerde sigara iç veya içme düğün sahipleri sırayla herkesin önüne sigaraları atarlardı. Bazen bir pakete yakın sigara birikirdi. Arkadaşların ısrarıyla filtreli sigaralardan arada sırada yakardım. İçsem de bir tat alamazdım.

           

Çeltikli’de çok sevdiğimiz ve herkes tarafından da sevilen Hacı Osman Yıldırım, çok sigara içerdi. Okulu ve bizi de çok severdi. Hasta olduğunu ve acilen doktora gittiğini öğrendiğimizde üzülmüştük. Doktordan geldiğinde ziyaretine gittiğimizde gördüğümüz manzara bizi son derecede üzmüştü. Gırtlak kanserine yakalanmış ve boğazı delinmişti. Konuşurken boğazındaki deliği kapatarak konuşuyor ama konuştuklarının çoğu anlaşılmıyordu. Sigaranın yaptığı bu gaddarlığa içimde bir nefret uyanmıştı.

           

Hacı Osman Dayı son olarak okula geldiğinde çok acı çekiyor ve Azrail’e sitemde bulunuyordu. Bu cıvıl cıvıl tatlı insanın ölümü bizleri epey sarsmıştı.

           

Yine çocukluğumda Mucur’un Pazaryerinde bir olayda bana epey ders vermişti. İlaç tanıtımını yapan şahıs önce elindeki lekesiz bembeyaz pamuğu bizlere gösterdi. Sonra bir sigara yakıp pamuğa birkaç defa üfledi. Tabi ki pamuğun orta kısmı sapsarı olmuştu. İnsan ciğerlerinin de tertemiz olduğu halde sigara ile ne hale geldiğini anlatması; bizde sigaranın verdiği zararlar hakkındaki olumsuz düşüncelerimi pekiştirmişti.

           

Görev yaptığım birçok yerde bu deneyi öğrencilerimin huzurunda, Yeşilay Haftasında yaptım. Öğrencilerimden bazılarının sigara içen babalarını ikna ettiklerini öğrendim.

           

Kardeşlerimden biri olan pastacı Ahmet’in sigara macerasını anlatmadan geçemeyeceğim.

           

Ahmet, tam bir sigara tiryakisiydi. Ne kadar zararlarından bahsetsem, yan bakıyor, gülüp geçiyordu. Öyle bir zaman geldi ki; Ahmet, yatıp uyuyamaz durumdaydı. Benzi bembeyazdı ve soluk alıp vermede güçlük çekiyordu. Üstelik iyice de zayıflamıştı.

           

Doktora gitmesi için sonunda ikna ettik. Rötgen ve muayeneden sonra doktorun sözleri Ahmet’i adeta şok etmişti. Akciğerlerin yarısına kadar macunla dolu olduğunu, sigara içerse on beş günlük bir ömrünün kaldığını doktordan öğrenen Ahmet, verilen iğne ve ilaçları doktorun tavsiyesine göre kullanıp, sigaraya da o günden itibaren son veriyor. Ahmet’in ciğerlerinde un, nişasta ve sigara tam bir macun oluşturmuş. Verilen iğneler o macunu ciğerlerden söküp atmıştı.

           

Ahmet sanki dünya’ya yeniden gelmiş gibi sağlığına kavuşmuştu.

            Hayatta sigara tiryakiliğim hiç olmamıştır. Kendi düğünümde ve bayramlarda misafirlere tutmak için evde sigara bulundururdum. Bu alışkanlığı da son vermem 1992 yılında Kütüphane Müdürü Faruk Irmak,’ın evine Sadi Köksal ile ailece ziyarete gittiğimde olmuştur. Zorla bana bir sigara içmemi dayatmışlar. Bende bu son sigara olsun diyerek; bundan sonra içmemeye ve evde de bulundurmamaya söz vermiştim.

           

Çevremizdeki tiryakileri izliyorum. Kendilerine bırakmaları için telkinlerde bulunuyorum. Kısada olsa zararlarından örneklerinden bahsediyorum. Ne yazık ki; çoğu bildiğinden geri kalmıyor. Üstelik zararlarını da gayet iyi biliyorlar.

           

Gırtlak kanserine yakalanmış insanlar çoğalmakta, akciğer, mide, kemik, kan kanserleri artmakta; ani, zamansız ölümler, kesilen bacaklar bizlere ders olmayacak mı?

           

Sevgili dostlarıma, arkadaşlarıma, akrabalarıma ve tüm sigara kullananlara dileğim şu; mübarek Ramazan Ayı’nı iyi değerlendirip kendilerini zorlasınlar, sabretsinler, azmetsinler ve bu beladan biran önce kurtulsunlar.

            Dertler sarmadan, tabipler yarmadan, dostlarınız yanmadan bu illetten kurtulun.

           

Sigarasız, sağlıklı, huzurlu ve hayırlı ramazanlar dileklerimle.

                                                                                                                      Ali Aydemir    

                                                                                              

 

                                                                                       

 

 

                                                                                                                         

 

 

 

Bu yazı toplam 326 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.