1. HABERLER

  2. SPOR

  3. ŞEYTANI EN ÇOK SEVİNDİREN HABER-KAYA SAK
ŞEYTANI EN ÇOK SEVİNDİREN HABER-KAYA SAK

ŞEYTANI EN ÇOK SEVİNDİREN HABER-KAYA SAK

 Saygıdeğer Can Dostlarım !.. Kurbân: Yaklaşma, yakınlaşma, yakınlık manasına gelen Arapça Kurb kelimesinden gelmektedir. Ben bu gün sohbetimde...

A+A-
 Saygıdeğer Can Dostlarım !..KAYA SAK-sohbet-i canan Kurbân: Yaklaşma, yakınlaşma, yakınlık manasına gelen Arapça Kurb kelimesinden gelmektedir. Ben bu gün sohbetimde size Kurbân’ı anlatmayacağım. Kurbiyetten yani yakınlıktan, en yakınlıktan, toplumların çekirdeği hükmündeki en önemli müessese olan aile müessesesinin kurucuları olan karı-koca diye tabir ettiğimiz iki insanın kurbiyetinden, birliğinden, beraberliğinden, samimiyetinden bahsedeceğim. Değerli Dostlar! Yukarıda tarifini yapmaya çalıştığım karı-koca yakınlığı, samimiyeti öylesine kavi olmalıdır ki onu bozmaya hatta zayıflatmaya dahi şeytan dâhil hiç kimsenin gücü yetmemelidir. Malum olduğu üzere şeytan ve yardımcılarının tek bir gayesi vardır: İnsanları doğru olan hak yoldan uzaklaştırıp Allah’ın yapmamızı istemediği işleri yaptırmak. Şurası çok ciddi bir gerçektir ki Şeytan denen mel’un insanı hiç sevmez, Çünkü sebep itibarı ile onun yüzünden ilâhi rahmetten kovulmuştur. Cenab-ı Hakk’ın secde emrine muhalefet eden, hakikat la bütün bağları koparılan ve melekler arasındaki yerini de kaybederek tamamen yalnız kalan şeytan, Bu defa intikam peşine düşmüş, amacına ulaşabilmek için de Allah’tan kıyamete kadar mühlet istemiş. Belirli bir zamana kadar mühlet verilen şeytan hatasını anlayıp tövbe ederek suçunu affettirme yoluna gitmemiş bilâkis daha da azgınlaşmış ve kendisine kıyamete kadar meşgul olacağı bir hedef seçmiştir ve bu hedef de İlâhi Rahmetten uzaklaştırılmasına sebep olan insandır. İç dünyası insana karşı insana karşı intikam duyguları ile dolu olan şeytan yardımcıları ile günlük toplantı yapar, toplantıda onlara değişik taktikler vererek görev yerlerine dağıtır, görev zamanı dolunca görevdeki yardımcılar toplantı yerinde rapor vermek üzere toplanırlar ve herkes sunumunu yapacaktır. Birisi sunuma başlar –Efendim ben bir insana vesvese vererek içki içirmeyi başardım, bu şekilde onu yoldan çıkardım. Bu çalışma şeytana pek cazip gelmediği için sadece başını sallamakla yetindi. -Efendim ben bir insanın kumar oynamasına sebep oldum her şeyini kaybetti bir tek evi kalmıştı ona “Evini de ortaya koy kazanacaksın ve kaybettiklerini de geri alacaksın” diye vesvese verip evini ortaya koydurdum ve kaybetti şimdi çocukları ile sokakta kaldı. Dedi Buda şeytanı fazla memnun etmemişti. O daha büyük, daha etkili arşı ihtizaza getirecek büyük bir icraat bekliyordu. Bir diğer yardımcı söze başladı :-Efendim ben bir adam ile hanımı arasına öyle bir fitne koydum ki yıllardır o beldede herkese örnek olan yuvaları yıkılmanın eşiğine geldiler ve boşanmak üzereler. Birbirlerine öyle hakaretler ettiler ki bir daha bir araya gelmeleri mümkün değil. Bu haber şeytanı ziyadesiyle memnun etmişti. -“İşte beklediğim haber, en iyi vazifeyi sen yapmışsın, seni tebrik ediyorum, beni çok memnun ettin” dedi ve onu yanına çağırıp iltifat ederek yanına oturttu. Bu şekilde davranmakla avane sine şu mesajı vermek istiyordu. –“Benim en sevdiğim işlerden biriside evli çiftlerin arasını bozup yuvalarını yıkmaktır, bunu başaranları yeri benim yanımdır.  Can Dostlarım !.. Mümin Cenab-ı Hakk’ın, kendisini şeytanın şerrinden koruması için çok dua etmelidir. Bu yüzden günde bin defa “Rabbi eûzü bike min hemezâti’ş şeyatîn ve eûzü bike Rabbi en yahdurûn.”-“Ya Rabbi, şeytanların vesveselerinden, onların başıma üşüşmelerinden sana sığınırım.” Diye Rabbimize yalvarsak yine de yetmez diye düşünüyorum. Çünkü şeytanın pek çok hile ve oyunu vardır, kimse onunla başa çıkamaz. Fakat Allah’ın inayeti olursa şeytanın eli kolu bağlanır; Zira o sadece insanların gönlüne vesvese tohumları atar ve şer re sebep olur, ama işin Hâlıkı yaratıcısı o değildir. Hayrı da, Şerri de, Nur’u da, karanlığı da yaratan Allah’tır, onun içindir ki şeytanın hilelerinden daima Rabbimize sığınmalı ve her an tetikte olmalıyız. Bu bir ikincisi: Bütün hayatını İslam inancına göre, ahiret hayatını da birlikte geçirmeye, kederi ve sevinci, varlığı ve yokluğu paylaşmaya söz vermiş ve kelimenin tam anlamı ile bir bütün olmaya karar vermiş çiftlerin, bazen paylaşamadıkları bir şeylerin olduğu dönemler olabilir, işte bu dönemlerde ağızlardan çıkacak kelimelere çok dikkat etmek gerekir. “BAKILACAK YÜZE UTANILACAK SÖZ SÖYLEME” demiş atalarımız. Eşler birbirleri için hem dünyada, hem de ahirette, hem bu gün, hem de yarın bakılacak yüzlerin başında gelmektedir, O yüze “Senin neyin var ki? Ne özelliğin var Allah aşkına? Paran mı? Güzelliğin mi? Yakışıklılığın mı? Makamın mı? Neyin var söyle? Sen çalışıyor kazanıyorsan ben de çalışıp kazanıyorum. Bu evde sen ne isen ben de oyum. Bu günkü aklım olsaydı seninle katiyen evlenmezdim. Ah sersem kafam senin için nelerden vazgeçtim.”gibi sözler sarf etmek eşler arasında kapanması çok zor olan yaralar açar. Her ortamda şuur seviyesini muhafaza ederek, her kelimenin hesabını verme sorumluluğu içerisinde ve mutlaka düşünerek konuşmalıyız. Unutmayalım; DÜŞÜNMEDEN KONUŞMANIN CEZASI, KONUŞTUKTAN SONRA DÜŞÜNMEKTİR. Bugün etrafımızda konuştuktan sonra kara kara düşünen nice DUL insanlar var. Rabbim cümlemizi düşünmeden konuşma gafletinden muhafaza buyursun. Amin…    
Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.