1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Şeyh Ahmed-i Hıdraveyh’in (k.s.) Hakk’ın ilhamıyla borçlular için helva satın alması
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Şeyh Ahmed-i Hıdraveyh’in (k.s.) Hakk’ın ilhamıyla borçlular için helva satın alması

A+A-

Bir şeyh vardı. Cömertlikle tanınmıştı, o yüzden de daima borçluydu. Zenginlerden on binlerce lira borç alıp yoksullara dağıtmıştı. Bu kadar borca rağmen bir de tekke kurmuş, canını da, malını da, tekkesini de Hak yoluna feda etmişti. Yüce Allah, Halil İbrahim Peygambere nasıl kumu un etmişse onun da borcunu öyleher taraftan öderdi.

Hazreti Peygamber Şöyle buyurmuştu: ““Her Allah’ın günü iki melek iner. Bunlardan biri  Allah’ım! Malını verene yenisini ver! diye dua eder. Diğeri de: Allahım! Cimrilik edenin malını yok et! diye beddua eder.”  (Buhârî, Zekât 27; Müslim, Zekât 57) Borçlu Şeyh, yıllarca bu işte bulundu, vazifesi buymuş gibi halktan borç almakta, halka vermekteydi.   Şeyh’in ömrü sona erip de vücudunda ölüm alâmetlerini görünce, borçlular etrafına toplandı. Şeyh, mum gibi kendi kendine eriyip gidiyordu. Alacaklıların ümidi kesilmişti. Suratları ekşidi,dertlerine dert katıldı. Şeyh:”Şu kötü şüpheye düşenlere bak! Rabbimin dört yüz dinar altını yok mu ki?” dedi. Bu sırada dışarıdan bir çocuk, birkaç para kazanmak ümidiyle “Helvaa” diye bağırdı. Şeyh, hizmetçiye, “Git helvanın hepsini al da gel. Borçlular yesinler de bir müddetçik olsun bana acı, acı bakmasınlar” diye başıyla işaret etti. Hizmetçi, helvanın hepsini almak üzere hemen dışarı çıktı. Helvacıya ,”Bu helvanın hepsi kaça?” diye sordu. Çocuk “Yarım küsur dinar” dedi. Hizmetçi, “Yoo, Sofilerden çok isteme. Sana yarım dinar veriyorum, artık söylenme!” dedi. Helvayı alıp bir tabağa koydurdu ve tabağı getirip Şeyh Efendinin önüne koydu. Sır sahibi Şeyh’in esrarına bak! Borçlulara:  Buyurun, şu mübarek helvayı helâlinden bir güzelce yiyin, diye işaret etti. Helvayı yediler. Tabak boşalınca, çocuk tabağını aldı ve:  Ey kâmil kişi, paramı ver dedi. Şeyh:  Parayı nerden bulayım? Ben borçlu bir adamım, aynı zamanda ölüyorum, dedi. Çocuk üzüntüsünden tabağı yere vurdu, feryat ve figana başladı. Üzüntüsünden yüksek sesle ağlamaya başladı. “Keşke iki ayağım da kırılaydı, Keşke külhan’a gideydim de tekkenin kapısından geçmez olaydım” diyordu.   Çocuğun feryadından birçok kişi başına toplandı. Çocuk: Ey kötü Şeyh, beni ustam muhakkak öldürür. Eğer yanına eli boş gidersem beni keser, buna razı mısın, diyordu. Alacaklılar da inkâra düşüp Şeyh’den yüz çevirerek:  Bu ne oyun ki? Bizim malımızı yedin, borçlu gidiyorsun. Böyle olduğu halde neden başka bir zulümde daha bulundun?, diyorlardı.   Çocuk ikindi namazı vaktine kadar ağladı. Şeyh’e gelince o, gözlerini yummuş, ona hiç bakmıyordu. Bu cefaya, bu aykırı işe aldırış etmemekteydi. Ay gibi yüzünü yorganın içine çekmişti. Ezelle hoş, ecelle sevinçli. Havas ve avamın kınamasından, dedikodusundan el ayak çekmişti! Çocuğun parası, orada bulunanlara eşit oranda taksim edilseydi herkese birkaç akçe düşerdi, çocuk da parasını alırdı. Fakat Şeyh’in himmeti bu cömertliğe de engel oldu. Bu suretle kimse çocuğa bir şey veremedi.

İkindi vakti oldu. Hizmetçi, Hatem gibi cömert birisinin verdiği bir tabak altını getirdi.

Mal sahibi zengin bir kişi, Şeyh’in halini biliyordu, ona hediye göndermişti. Tabağın bir köşesinde dört yüz dinar vardı, bir tarafında da kâğıda sarılı yarım dinar.  Hizmetçi gelip Şeyh’i ağırladı, o misli bulunmaz Şeyh’in önüne o tabağı koydu. Tabağın üstünden örtü kaldırılınca halk Şeyh’in kerametini gördü. Hepsinden de feryat yükseldi: “ Ey şeyhlerin de başı, şahların da. Bu nedir? Bu ne sır, bu ne sultanlık? Ey sır sahiplerinin efendisi! Biz bilemedik, affet; saçma sapan, uluorta hayli söylendik durduk, demeye başladılar.  Şeyh “Bütün o sözleri size helâl ettim. Bunun sırrı şuydu. Ben Rabbimden bunu diledim, O da bana doğru yolu gösterdi. O dinar gerçi az bir paraydı. Fakat gelmesi çocuğun ağlamasına bağlıydı. Helva satan çocuk ağlamasaydı, rahmet denizi coşmazdı” dedi. Yorum: Bu kıssada anlatılan çocuk sensin. Şunu iyice bil ki muradına erişmen de, cenneti elde etmen de ağlamana bağlı. O mertebeyi elde etmek istersen cesedindeki göz çocuğunu ağlat! (Mesneviden: 2. Cilt 375 nolu beyit ve devamı) Süleyman Çelebi merhum şöyle der: Her kim bunda bir damla yaş indire, gözü yaşı cehennemi söndüre. Hazreti Peygamber (s.) de hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur: “İki göze cehennem ateşi dokunmaz: Allah’ın azametini büyüklüğünü düşünerek ağlayan göz; Allah yolunda geceleri uyanık kalan göz”(Tirmizi Fezailü’l-cihad/12) “Allah katında hiçbir şey, iki damla ve iki izden daha sevimli değildir: Allah korkusuyla akıtılan gözyaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. (Tirmizi Fezailü’l-cihad/26)

Bu yazı toplam 240 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.