1. HABERLER

  2. SPOR

  3. SEVİM(siz)-SEVİM(li) GÜNLERİM (3)
SEVİM(siz)-SEVİM(li) GÜNLERİM (3)

SEVİM(siz)-SEVİM(li) GÜNLERİM (3)

“Yürüyen Duran”       “Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” sözündeki ilmin mesajını, ancak diplomamı elime alınca ve...

A+A-

“Yürüyen Duran”

      “Hz. Ali’nin “Bana bir harf öğretenin kölesi olurum” sözündeki ilmin mesajını, ancak diplomamı elime alınca ve maaşım birkaç lira artınca anladım. Tasarrufun nasıl yapılacağını Vehbi Koç’u dinlerken kavradım; insan nasıl başarılı olabiliri Sakıp Sabancı’dan öğrendim.  Okumanın ve yazmanın toplumdaki kazanımlarını Çocuk Hastalıkları Mütehassısı manevî babam, yazar Dr. İhsan Yalbır’dan; azmin-iradenin önüne konan engellerin sabırla nasıl kaldırılacağını Samanpazarı’ndaki kundura boyacısı Ömer Yılmaz’dan; insana sevginin, saygının, hürmetin efdal bir ibadet olduğunu da  Numune Hastanesi hizmetlisi (hademe) Ali Sert’ten öğrendim. İnsana, gönlünü kırarak, aşağılayıp ders ve nasihat vermenin, eğitimin bir parçası olmadığını da Fadime Bacı’mın davranışlarından öğrendim. Mevlâna Hazretlerinin deyimiyle: “Hamdım, yandım, piştim!” Hasılı; hayatta ve ayakta kalabilmek için Napoléon Bonaparte’ın deyişiyle; “Yenile-yenile yenmeyi öğrendim!” Girizgâhı daha fazla uzatmadan, bizzat yaşadığım bazı unutulmazları sizlerle paylaşmamın doğru davranış olacağını düşünüyorum: Dört emmi’mden ikisi Kurtuluş Savaşı’nda şehit olunca, Hasan emmimin yetim kızı Fadime bizim evde büyümüş, bizim evde gelin olmuş. Fadime’ye bu nedenle “Bacı” derim. Yıllar sonra Fadime’nin de kocası ölür ve üç çocukla dul kalır. Köylerinde okul olmadığı için Fadime, üç oğlu, oğulluğundan olan bir çocukla birlikte beş kişi, babamın maddî ve manevî desteğiyle yine bizim evde tam beş yıl kaldılar; ilkokulu da çocuklarıyla birlikte okudum. Okumak aşkıyla, 1965 yılının Ocak ayının ilk haftasının çetin kışında Ankara’ya kaçtığımda Fadime Bacı’mın evine sığındım. Sırtımda yırtık-pırtık elbise, ayağımda lastik ayakkabı var. Yedek giysiyi nereden bulacağım. Zaten, baba ocağından apar-topar kaçmışım.  Bir hemşerim Noter’e adam alınacağını, tanıdığı kâtipten öğrenmiş ve beni önermiş. Hemşerim “Bu halinle seni işe almazlar, üstüne düzgün bir şeyler giy de öyle git” deyip, beni uyardı. Ben de köylüm ve komşumuz Cenap’tan elbisesini birkaç saatliğine ödünç istedim; vermedi. Dolayısıyla iş görüşmesine gidemedim. Birkaç gün sonra bir hışımla Cenap içeriye girdi ve bana: “Ver lan elbisemi!” diyerek, en galiz küfürler, sözler söyledi. Kısacası, beni hırsız yaptı. Ben dondum, kaldım... Fadime Bacı’mın oğulları benim dürüstlüğüme inandıkları için, iftiracı Cenap’a “Eşek sudan gelinceye kadar, bir güzel dayak attılar.” Soluğu karakolda alan Cenap; karakolda, komşu bakkalla birlikte, tanıdık bekâr ev arkadaşına rastlar. Meğer bekâr ev arkadaşı bakkalı soyarken yakalanmış ve üstündeki de Cenap’ın kaybolan takım elbisesiymiş. Cenap bizlerden davacı olamadı. Adalet yerini buldu. Ben hırsızlıktan zanlı olmaktan, Cenap’ı dövenler de polis dayağından böylece yırttık. İskitler Sanayi Sitesindeki bir bisküvi fabrikasında, kış ortasında iş buldum,  yaklaşık bir aydır çalışıyorum.  Kendime ‘üst-baş-ayakkabı’ alacak kadar biraz para hak etmiştim. Fadime Bacım, bir sabah sofrasında çayımı yudumlarken: “Baban, işinde elin adamlarını çalıştırırken, Sen de burda başkalarının işinde, sürtüp, geziyon. Buraya benim çocuklarımın kazancını yemeye mi geldin. Çek git, doğru köye” dedi ve beni sofradan kovdu. Dünya başıma yıkıldı. Kızılırmak dolusu su içtim, ama o son sofrada boğazıma düğümlenen lokmalar tam kırk yıldır dizili duruyor; yutamadım bir türlü… Kendime “Yürü Duran; Yürü, dostun yoğumuş.” dedim; ardıma bakmadan Fadime Bacı’mın evini terk edip, sığınacak yer aramak için başka âleme gittim. Vay be! Sözün özü: Başarılı olmak ve ibretlik yaşanmışlardan ders almak için, hayat bir üniversitedir; bunu anlatmaya çalışıyorum.  Hz. Peygamber: “Her olanda bir hayır var” diyorsa;  arz etmeye çalıştığım kişisel örnekler ‘Yunusça’ yorumlanmalı. Köyümde: “Duran” idim. Sabır, tecrübe, irade, dürüstlüğü kural edinişim ve çalışkanlığım sayesinde Başşehir’de: “Yürüyen Duran” oldum. Hoşça kalınız.        

 
Bu haber toplam 166 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.