1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Sevaplar, iyilikler günahları silerler (Düzeltme)
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Sevaplar, iyilikler günahları silerler (Düzeltme)

A+A-

19 Aralık 19 tarihli yazımda hadis-i şerifin anlamında eksiklik olmuş, düzeltiyorum. Özür dilerim. Biz insanlar olarak bilerek ya da bilmeyerek birçok hata yapar, günahlar işleriz. Müslümanlar olarak da bir gün (ahirette) yaptıklarımız bu günahlardan hesaba çekileceğimize inanırız. Öyleyse bu işlediğimiz günahların kirini bu dünyada iken temizlemenin bir çaresi yok mudur? Elbette vardır. Bizim her halimizi, tînetimizi  bilen Rabbimiz, yaptığımız bu hatalardan nasıl temizleneceğimizi  bize gerek ayetlerle gerek Efendimiz  (sav) hadisleri ile öğretmişlerdir. Bu yollardan birisi yapılan günaha tevbe etmek, bir daha o günahı işlememeye azmetmek. İkincisi bir kötülük yaptıysak hemen arkasından bir iyilik yaparak, bir sevap işleyerek onu telafi etmektir. Üçüncüsü ise eğer kul hakkı ile ilgili ise hak sahibi ile helallaşmaktır. Bunların üçü ile ilgili ayet ve hadisleri arz ediyorum:  Sahabe-i kiramdan  Ebü’l-Yüsr olayı şöyle anlatmaktadır:  Hurma satın almak için bana bir kadın geldi. Ona evde daha iyisi var dedim. İçeriye benimle beraber girdi. Ben de üzerine saldırıp öptüm.  Daha sonra, duramadım bu yaptığımı Hz. Ebû Bekir’e anlattım. “Tövbe et, kendini dile düşürme” dedi.  Ömer’e anlattım. O da aynı şekilde: “Tövbe et, kendini dile düşürme” dedi.  Bu cevaplardan tatmin olmadım, daha sonra Resûlullah’a gelip durumu arzettim.  - “Allah yolunda savaşa gitmiş bir müslümanın hanımına böyle mi bakarsın?” buyurdu.  Bunun üzerine ben içimden: “Keşke şu ana kadar Müslüman olmamış olsaydım” diye temennide bulundum. Resûlullah uzun süre başını eğip sessiz kaldı. Nihâyet kendisine Hûd sûresinin 114. âyeti vahyolundu.  ”Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceye yakın üç vakitte (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) gereği üzre namaz kıl. Doğrusu bu hasenat (beş vakit namazın sevabı, küçük) günahları mahveder, Bu, ibretle düşünenlere bir nasihattır.” (Hud suresi/114) Ebü’l-Yüsr şöyle devam etti: Hazreti Peygamber (s.) Bu ayeti bana okuyunca sahabeler: Ya Rasûlallah! Bu (müjde) sadece buna mı mahsustur, yoksa bütün insanlara da şamil midir, diye sordular. Hazreti Peygamber (s.):  (Bel linnasi âmmeten) bilakis bütün insanlara da şamildir, buyurdular. Ebü’l-Yüsr’ün bu davranışında sanki şu âyet-i kerimeye ittiba gayreti vardır:  “Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’dan bağışlanmayı dileseler, Resul de onlar için istiğfar etseydi Allah’ı ziyâdesiyle affedici, esirgeyici bulurlardı” [Nisâ sûresi / 64]. Sabah, öğle ve ikindi namazları gündüzün iki ucunda, akşam ve yatsı namazları da gecenin gündüze yakın olan kısmında olan namazlardır. Böylece Hûd sûresi’nin 114. âyetinde beş vakit namazın kılınması istenmiş olmaktadır.

Âyet-i kerîme, beş vakit farz namazın, bu namazlar arasında işlenen (küçük) günahlar için kefâret olduğunu belirlemektedir. “İyilikler, kötülükleri yok eder” âyeti ile Kur’an, hadd denilen cezâları gerektiren büyük günahlar dışında kalan hata ve kötülüklerin ibadetler ve daha başka iyilikler ile ortadan kaldırılabileceğini bildirmektedir. Nitekim Hz. Peygamber de bir hadîs-i şerîfinde “İşlediğin kötülüğün peşinden hemen bir iyilik yap ki, bu iyilik o kötülüğü silsin süpürsün!” buyurmuştur  Olayın kahramanının âyet-i kerîme’deki müjdenin sadece kendisi için mi olduğunu sorması, hükmün bütün ümmete yönelik olduğunun açıklanmasına vesile olmuştur. Bu da hiç şüphesiz müslümanlar için son derece büyük bir lutuf ve ümit kaynağıdır. Zira hadisin bu şekildeki vürûdundan anlaşılan odur ki, iyiliklerin kötülükleri ortadan kaldırması, Ümmet-i Muhammed’e mahsus bir ilâhî ikrâmdır.  Hadisten Öğrendiklerimiz 1. Cinsel ilişki söz konusu olmadığı sürece öpmek, tutmak ve kucaklamak gibi fiiller için belirlenmiş bir cezâ yoktur. Bu gibi fiillerin cezasını (ta’zîr) hâkimler takdir eder.

2. Kendisi için belli bir cezâ tayin edilmemiş suçlar, işlenecek iyilikler ile ortadan kaldırılabilir. 3. Beş vakit namaz, küçük günahlara kefârettir. 4. Tövbe kapısı her zaman açıktır. 5. Belli olaylar vesilesiyle vahyolunmuş hükümler, aynı türden olayların tamamı için geçerlidir. Bir başka ifade ile, sebebin husûsî /özel olması, hükmün umûmî /genel olmasına mâni değildir. (Tirmizî/Tefsîru sûre (11), 12 H. No: 3115)

 

Bu yazı toplam 352 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.