Para ile saadet olmaz

BEKİR AKDENİZ

                    Evet değerli dostlar bu hikâyeyi okudum gerçekten ibretlik hoşuma gitti sizlerle paylaşıyorum Adam zengindi. Hem de birçoklarının hayal edemeyeceği kadar. Ülkenin en güzel şehirlerinin en güzide semtlerindeki dairelerinin sayısını bile bilmiyordu. Ayrıca bir antika meraklısıydı. Elindeki zengin koleksiyonun değeri de tahminleri zorluyordu. Çiftlikleri ve arabaları da vardı. İşlettiği mağazalarda binlerce insan çalışıyordu.  Herkes  ‘Keşke onun yerinde ben olsam!’ diye düşünüyordu.  Gelin görün ki o bulunduğu yerden hiç memnun değildi. Her şeye sahip olduğu doğruydu. Ancak içinde bir yerde derin bir boşluk vardı.

Kendisine ‘Baba!’ diye sarılacak bir çocuğu yoktu. Yıllardır eşiyle birlikte bu yalnızlığı bu eksikliği içten içe hissetmişlerdi. Ama umutla dua etmeye sabırla beklemeye devam ediyorlardı.  Eşi ressamdı. Kadın hayal ettiği bebekleri çocukları büyük bir ustalıkla yağlı boya tablolara çiziyordu. Ancak resimleri sadece sergiliyordu. Resmini yaptığı bebekleri çocukları kendi çocukları gibi seviyordu. Haliyle çocuklarını para karşılığı bir başkasına satmak aklının ucundan geçmezdi.

                    Sonunda ihtiyarlık günleri gelip çattı. Artık çocuk sahibi olma hayalleri bitmişti. Fakat beklenmedik bir şey geldi başlarına. Ağır bir trafik kazası geçirdiler. Adam hafif yaralı olarak kurtuldu. Ancak karısı ciddi bir beyin hasarı ile yoğun bakımda aylarca yattı.

Adam karısının sağlığı için servetinin önemli bir kısmını harcadı.

Derken doktorlar karısının kısmen iyileştiğini söylediler. Kadın eve döndü. Ama artık eskisi gibi değildi. Adeta bir çocuk gibi yaşıyordu.  Karısının gündelik işlerini yapabilmesi için bir bakıcı hanım çalışıyordu yanlarında. Kocasını savaşta kaybetmiş genç hanımı adam ve eşi çocukları gibi sevdiler. Eve biraz olsun çocuk cıvıltısı getiren iki küçük çocuğunu da torunları bildiler. Bu arada evin hanımı eskiden olduğu gibi resimler yapmaya çalıştı. Bekleneceği gibi tabloları eskisi kadar başarılı değildi. Yine de kadının eski günlerdeki gibi mutlu olmasına yardımcı oluyordu.

                  Yıllar hızla aktı. Kadın bir gün beyin sorunları nedeniyle öldü. Adam bakıcı hanım ve iki yetimini değerli hediyelerle evlerine gönderdi. Çok geçmeden adam da kalp krizi geçirerek hayata veda etti. Böylece hayalleri süsleyen o koca servet sahipsiz kaldı.

İlk olarak paha biçilmez antikalar büyük bir müzayedede satışa sunuldu. İlk parça adamın eşinin beyin özürlüyken yaptığı bir tabloydu. Bir özürlünün umutlarını döktüğü ruhunu ortaya koyduğu bu mütevazı tabloya kimse dönüp bakmadı bile. Herkes az sonra önlerine gelecek paha biçilmez antikaları bekliyordu. Satıcının ‘Artıran var mı?’ diye bağırışına salondan tek yanıt gelmiyordu.

                  Salondaki sessizliği müzayedeye ilk defa gelen bakıcı kadının sesi bozdu. Annesi gibi sevdiği bir kadının çocukları gibi sevdiği tablosuna müzayede salonunda pek alışık olunmayan bir teklifle müşteri oldu. ‘Beş dolar!’ diye bağırdı acemice. Daha fazlası yoktu cebinde. Umutla bir başkasının kendi teklifini arttırmasını bekledi.

Sessizlik yine bozulmadı. Müzayede yöneticisinin ‘Satıyorum satıyorum saaaaat…tım.’ demesiyle tablo sadece 5 dolara kadının oldu. Müzayede yöneticisi satılan tabloyu bir kenara koymak yerine çerçevenin arka yüzünü herkesin görebileceği biçimde yukarı kaldırdı. Tablonun arkasında katlanmış küçük bir kâğıt parçası vardı.

Yine herkesin gözleri önünde kâğıdı aldı ve açtı. Özenli bir el yazısıyla yazılmış notlara göz gezdirdikten sonra kalabalığa döndü. ‘Bayanlar ve baylar; müzayede bitmiştir!’ Sonra kâğıt üzerindeki notu seslice okudu.

                   ‘Kim eşimin bu mütevazı emeğine değer vererek bu tabloyu satın almışsa eşime verdiğim değerden çok daha azını hak eden servetim de onundur.’

Ailemizde birbirimiz için yaptığımız her işin ardında böyle bir not olmalı mı dersiniz? " Karımın benim için yaptığı her şey benim değer verdiklerimden çok daha değerlidir " gibi." Kocamın benim için yaptıkları onun sahip olduklarından çok daha paha biçilmezdir " gibi. Ve çocuklarımızın bizim için sevgiyle yaptıkları kendi ruhlarını taşırıp da ortaya koydukları güzel şeylerin ardında yazılı bu notu okuyabiliyor muyuz?

                    Dünya belki de bir açık artırma salonudur. Gördüğümüz her şeye birileri paha biçer. Sırf başkalarının biçtiği değerler üzerine yeni değerler eklemek için ömrümüzü bizim için en değerli olanları unutarak hatta bazen kırarak tüketiyor olabiliriz.

Sevimli bir çocuğun babası ve annesi olmanın değeri borsalarda ölçülemiyor. Fedakâr ve sadık bir eşin bizim için yaptıklarını hiçbir insan kaynakları uzmanı hesaplayamıyor.

Oysa hepsi antika... Kimsenin görmediği kimsenin fark etmediği kadar özel ve güzel değerler.

Evet değerli okurlarım kimse kimsenin nasibini yiyemezmiş fakat nasip sana gelmez senin nasibe yürümem gerekir. İbret almamız dileğiyle Selam ve dua ile.