1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Sende baba oldun!
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Sende baba oldun!

A+A-

sanat kalemi

  alaattin-karaer-kose-yazisi-005.jpg   30 Eylül 1985 Pazartesi günü okullar açılmış, kızım ilkokula başlamıştı.

     Öğretmeni sormuş!

     - Kaç kardeşsiniz?

      Kardeşim yok öğretmenim!

      Aynı günün gecesi geç saatlerinde, eşimin doğum sancıları sıklaşmıştı. Kirada oturduğumuz evimiz, şimdiki Valiliğin otoparkının olduğu yerde bulunan,  Devlet hastanesinin yakınındaydı. Kırıkkale’ye geleli bir yılı aşkın bir süre olmuştu. Yabancısı sayılırdık ve fazla tanıdığımız yoktu. Hastaneye gittik, eşimi doğum odasına aldılar. Ben dışarıda beklemeye başladım. Kadın-Doğum doktoru aile dostumuz telefon üzerine hemen geldi. Saatler ilerlemeye başladı. Eşimin feryatları yükselmeye başladı. Kendisi doktor olmasına rağmen, demek acı ve ızdırap meslek tanımıyordu. Ben panikledim. Bu feryatların sonundaki insanın sonu sağlam olmazdı. Çocuktan da vazgeçmiştim. Eşim sağ salim kurtulsaydı diye düşünmeye başlamıştım. Doktor ve hemşirelerin gözünüz aydın dediğinde, gün yeni yeni ağarmaya başlıyordu. Bir oğlumuz olmuştu. Doktor ve hemşirelerden sonra ilk gören ben olmuştum.

      Babaannesine müjdelediğimde nasıl sevinmişti.

      Birde ilk erkek torunu oluyordu oğlum. Nedense bizim Anadolu insanının erkek çocuğa düşkünlüğü fazladır. Özelliklede kadınlarımızın. Belki de kız çocuğu istememelerinde, kendi çileli hayatlarını görüyorlardır. Belki de haklıdırlar kadın olarak. Anadolu da daha da zor kadın olmak, kız olmak. Erkeklerle aynı özgürlüğe sahip olamamanın öfkesidir, kızgınlığıdır. Kendi çileli yaşamlarını kızları torunları çekmesin diyedir.     

     Kızım; 1 Ekim 1985 Salı günü okula gittiğinde, öğretmenine;

     - Benim bir kardeşim oldu öğretmenim demiş.

     Doğru söylemişti kızım.

     Pazartesi günü kardeşi yoktu.

     Oğlum, İkinci çocuğumuz olarak bu dünyada yerini alacaktı. İşte o günkü çocuğumuz, bugün İstanbul Barosuna kayıtlı serbest avukat olarak görev yapmaktadır.

     Birkaç yıl önce, Çocuklarımın yazdıkları bir mesaja cevap yazmıştım.

   “ Belki bende filmlerde, romanlarda hayal ettiğiniz baba profilini sergileyemedim, yüreğimin sevdiklerimle olduğunu. Kendinden çok sevdiklerini düşündüğümü belki hissettirmiyorum ama, yüreğim onlar için çarpıyor. Sizleri seviyorum. Bizlerin görmediği güzel ve mutlu günler sizler görün istiyorum.”

      Oğlum’dan cevap gelmişti;

    “Şu koca şehirde fiziken yalnızdım yıllardır. İnatla İstanbul’a kafa tuttum, tutuyorum da… Yalnızda olsam en başta babamın varlığını bilmek hissetmek ayakta tuttu hep.

Sen çok özel bir insansın bizim için.  Biz senin yüreğini biliyoruz. Fazlasıyla hissettiriyorsun. Dünyanın öbür ucuna bile gitsek senin varlığını hissediyoruz. Ve bu her insanın sahip olabildiği bir duygu değil. Biz çok şanslıyız.

    Kendinden çok çocuklarını düşünen bir babamız var ve biz çok şanslı çocuklarız. Seni çok seviyoruz.

    Çok duyguluyum şu an. Daha fazla yazamıyorum. Seni canımdan çok seviyorum babam.”

      Çocuklarımız ne kadar büyüseler de, bizlerin gözünde yine çocuk. 

      Yıllar nasıl geçti gitti. Göz açıp kapayıncaya kadar…

       Ömür su gibi akıp gidiyor. Ne zaman, nasıl büyüdün…

      Yıllar öncesinin kara gözlü sevimli çocuğu, büyüde de kendisi de baba oldu. Kendisinin de kara gözlü bir oğlu oldu şimdi.

      “Kız evden gider, oğlan elden gider.” derlermiş.

      Canları sağ olsun, mutlu olsunlar, gelecek günler ve yaşam onları bekliyor. Biz büyükleri olarak onların iyi insan olması için gerekeni yapmaya çalıştık, çalışıyoruz. Biz ne yaparsak yapalım, belli bir yaştan sonra olaylar sizin yani bizim dışımızda gelişiyor. Aynı su gibi yolunu buluyor. Bir ırmağın, bir kaynaktan doğup yatağını bulduğu gibi, insanda aile çevre, sosyal ve genetik etkiyle kişiliğini buluyor. Annenin ve babanın yapabildiği ise, küçük taşkınlara engel olabilmek. Ne kadar etkili olunabiliyor o da ayrı bir tartışma konusu.

      Yaşam da seni nasıl bir hayat bekliyor bilemem ama, sen benim kara gözlü, sevimli küçük oğlumsun. Artık sende baba oldun, sorumluğun arttı. Her zaman yanındayım dediğim cümlemi değiştiriyorum artık. Her zaman yanınızdayım.

     İyi ki varsınız…

     Sizi çok seviyorum…

     Doğum günün kutlu olsun Oğlum!

 

 

 

 

 

Bu yazı toplam 601 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.