1. HABERLER

  2. SPOR

  3. şehidimiz!
şehidimiz!

şehidimiz!

     Değerli okurlarımız!      Gazetemizin internet sayfasında, köşe yazarlarımızın yazmış olduğu yazıların sonunda yorum bölümü bulunmaktadır....

A+A-

alaattin karaer foto

     Değerli okurlarımız!

     Gazetemizin internet sayfasında, köşe yazarlarımızın yazmış olduğu yazıların sonunda yorum bölümü bulunmaktadır. Bu bölüm tüm okuyucularımıza açıktır. Olumlu – olumsuz görüşleriniz bizler için ışık tutmaktadır. Olumlu beğeniler, elbette bizleri mutlu etmektedir. Her yazarımızın da kendi tarzında yazı biçimleri ve görüşleri vardır elbette!

     Ben ne tarihçiyim, ne de edebiyatçı! Gezdiğim ve gördüğüm yerleri, seyretmiş olduğum sanat etkinliklerini, ülkemizin sanatçılarını, onların eserlerini, ölümlerini, bayramlarımızı, kutlanan günlerimizi, en önemlisi de vatan uğrunda canlarını veren şehitlerimizi de elimden geldiği kadar doğaçlama olarak yazmaya sizlerle paylaşmaya çalışmaktayım. Hiçbir görüş ve düşünce ayırt etmeden, her yazıyı da bir doğum yıl dönümü günü pastasını süsler gibi, atasözleriyle, karikatürlerle ve resimlerle süsleyerek sizlere sunmaktayım. Gittiğim ve davet edildiğim tüm etkinlikleri yazmaktayım. Kendime ait olmayan yazıları belgelerden yaralanarak yazmaktayım. Ön yargıdan uzak değerlendirme yaparak, tahammüllü olmak en güzel duygudur sanırım. Yedi yıl önce yazmış olduğum yazıyı yeniden sizlerle paylaşmak istedim. Ailesinin acısını yenilemek istemem, yeniden baş sağlığı ve sabırlar dilerim. Şehidimiz Vedat Kutluca’nın cenazesinden döner dönmez kaleme almıştım yazımı. Hani derler ya; bir insan doğuştan kadersiz oluyor diye! Vedat Kutluca’nın kadersizliği kendisi için yazdığım yazıda da kendini gösterdi. Belki de o günlerde şehitlerimiz hakkında birçok yazı ile karıştırıldı mı? Teknolojinin azizliğine mi? uğradı bilemiyorum. Ha bugün yazım çıkacak ha yarın derken, gazetemizi aradım, sordum! Yok! Benim yazım yok! Yeniden gönderiyorum. Özür diliyorum, yiğit Vedat Kutluca!

*     *     *     *     *

      Hayatının baharında, aramızdan ayrılan, kahpe kurşuna hedef olan Şehit Piyade Er Vedat Kutluca’nın cenaze törenine katılmak üzere yola çıkmıştık. Aracımız Kırıkkale Cumhuriyet Meydanından geçerken, kalabalık gurupların törenine katılmak için araçlara binmek ve hareket etmek üzere olduklarını gördük. Bir an kendimizi Ay yıldızlı bayrağımıza sarılı şehidimizin tabutunu taşıyan aracın arkasındaki konvoyun içinde bulduk… Aracımızda yedi yıl önce Diyarbakır’da özel harekatta görevliyken şehit olan Kırıkkaleli  polisimizin eşi de vardı. Onun hangi duygular içinde olduğu elbette bilinemezdi. Aracımızda bir suskunluk vardı. Şehit eşinin bedduaları sessizliği bozdu. Kızgındı, öfkeliydi. Genç yaşta, küçük çocuğu ile dul kalmak kolay değildi. Yıllar önce yaşamıştı bu tabloyu. Ateş düştüğü yeri yaktığı için yananlar ancak anlıyordu bu tablodaki yaşananları. Giden canlar bir daha gelmiyordu. Keskin’e uzun kuyruklar halindeki konvoyla yaklaşıyorduk ki; kalabalık ve araçlar daha da çoğaldı. Keskin girişinde güvenlik görevlileri, araçların girmesine izin vermediler. Daha sonra anladık, neden izin vermediklerini. Bizim şoför farkında olmadan, şehit aracının arkasından devam etti. Dar köy yollarını andıran Keskin sokaklarından yavaş yaş ilerleyen araçlar şehidin evine doğru ilerliyordu. Tüm evler bayraklarla donatılmıştı. Kadınlar, çocuklar meraklı bakışlarla geçen konvoyu izliyordu. Kimi kadınlarımız gözlerinden akan yaşları silmekteydiler. Evin hemen yakınında aracımızdan inerek, kalabalık olan cenaze evine doğru ilerlediğimizde, cenaze aracını geri geri sokmaya çalışıyorlardı. İşte o an patlayan bir fişek gibi kadınların, erkeklerin, gençlerin, çocukların ve orada bulanan tüm insanların haykırışları… Arkamdan ilerleyen kadının; kuzum… kuzum… evine, yuvana geldin kuzum diye haykırışı… Bayılanlar… Hıçkırıktan kendine hakim olamayanlar… Erkeklerde ağlar! “Aslan yeğenim! Böyle mi gelecektin” diye hıçkırıklara boğulan erkek sesi… Cenaze arabasındaki tabutun üzerine ağıtlar yakılarak hücum eden yüreği yanık insanları görevlilerin zor teskin etmeye çalışmaları. Elde mi üzülmemek! Tanıyıp, tanımamak. Gözlerimden akan yaşa hakim olamıyordum. Camiye doğru ilerleyen konvoyu takip ederek ilerledik. İşte bizim insanlarımız! Neşede ve kederde birlik olmak böyle olmalıydı. Böyle kalabalık, böyle birlik ve beraberlik her zaman tek yumruk halinde olunmalıydı. Her düşünce ve görüşten tanıdığım insanlar vardı.  Bize de bu yakışırdı. Hep bir ağızdan terörü lanetleyen sloganlarla son yolculuğuna uğurluyorduk şehidimizi. Bu topraklar için canını feda eden yiğit şehitlerimiz. Keskin'i, Keskinlileri yasa boğan bugün, aynı zamanda onların gurur kaynağı olduğu bir gündü bugün. Bu topraklar için, vatanı için şehit onbaşı gibi yiğit Vedat Kutluca için ne kadar gururlansalar az bile. Bu topraklar üzerinde özgürce yaşayan bizler için, elini taşın altına değil bedenini taşın altına koyan yiğit geçlerimiz, Yattığınız yer nur içinde, gül bahçesi olsun. Tüm Türkiye’yi sevenlerin başı sağ olsun. Tüm şehitlerimiz ile birlikte seni de saygıyla anıyoruz ve son yolculuğuna uğurluyoruz, Yiğit Şehit Piyade Er Vedat Kutluca!  

     

Bu haber toplam 496 defa okunmuştur
Etiketler : ,
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.