1. YAZARLAR

  2. DEMİR DOĞAN KANDEMİR

  3. SAYIN VALİMİZİN OKUMASINI İSTERİM
DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

SAYIN VALİMİZİN OKUMASINI İSTERİM

A+A-

Kel Ali’nin otelinin yakınlarından başlayan ve eski Kaymakam binâsının bulunduğu yokuşta musalla taşı vardı. Cenâzelerin namazı musalla denilen taşta kılınır, sonra mezarına defnedilirdi.

***

Büyüklerimiz: Er nâmıyla anılır demişler. Ben de yazıma Er’i, nâmıyla anarak başladım. Keskin’den Çalış köyüne giderken Çalış yolunun sol tarafında Keskin’in eski mezarlığı vardır.

***

“Gençlik buya deli devre akardım” demiştim. Şu günlerdeki adı Kartaltepe olarak anılan tepenin adı l950’lili yıllarda Çanptepe idi. ben de “Çantepe’den bizin köye bakardım” dedim.

***

1950’lili yıllarda Çantepe denilen tepe de futbol direğine benzer direk vardı ve direğin üstündeki parça da kocaman bir çan vardı. Ancak, çan’nın dili yoktu. Yine büyüklerimizin anlattığına göre Keskin’deki Fişekhâne İstiklâl Savaşı sırasında mermi üretmiş, ürettiği mermiyi İğdebeli ve Bâlâ üzerinden Ankara’ya ulaştır mış. Keskin’in ilk Ortaokulu, Ermeniler’in kilisesi imiş.

***

Özellikle Keskin’in gençleri, eski Kaymakamlık Binâsı’nın olduğu yere Kapalı Pazar günleri musalla adı verilen tepeye çıkar ve oradan çarşıya inerek gezinirlerdi. Ben de zaman, zaman musalla taşına kadar çıkar, oradan Çantepe’ye vararak Seyfli köyüne doğru bakardım. Musallanın yokuşuna “biterdim” dediğim sebepsiz değildir.

***

Çalış’tan, Emin Efendi köyünden Keskin’e, gelip Keskin’e, girerken karşıdaki “Attepesi” ni görürsünüz. Attepesi’ne çıkar, “Çalık, çiğdem kaza, yiye doyar da” dediğimin sebebi de budur.

***

Alime’ nin feryâdını duyar da, Murtaza’ya kara kefen biçerdim” dediğimin sebebi, Alime adındaki kadının, Murtaza adında biri tarafından kesilerek öldürülmüş olduğunu anlatmak içindir, duyarak bildiğim budur.

Gelincik açardı, büklü derede, “Destan olmuş söylenirdi yörede” “Nigola’nın soğuk suyu nerede?” İçim yanar koşam, koşam içer dim” dediğimin sebebi yaz günleri yakıcı sıcaklarda Nigola adı verilen suyun çok soğuk olduğunu, “İçim yanar koşam, koşam içerdim” dediğim de sebepsiz değildir.

1950’lili yıllarda Nigola denilen suyun altında Zirat Bahçesi vardı. Bu bahçede çeşitli fidanlar yetiştirilir, ihtiyacı olan yere gönderilirdi. Keskin’de şimdiki Meslek Okullarının olduğu yerde Keskin Ziraat Dâiresi, çeşitli fidanlar yetiştirir, ihtiyacı olan yere gönderirdi.

***

Âcizâne biz, 10 yıl Delice İlçesi Mâliye Veznedarlığı görevini başarıyla îfâ ettim. Delice’de; Celal Delice adında biri vardı ki, bu kimse kendine evet kendine “Kuru Celal” derdi ve Kuru Celal, Keskin İlçesi’nin eski durumunu bilir Keskin’in çok iyi işleyen İlçe olduğunu anlatırdı. Ben bu duruma çok sevinirdim. Delice, bir zamanlar Keskin’in Nâhiye’sidir. O sebeple Kuru Celal Keskin’i, çok iyi bilen biridir.

Sulu Mağara olarak anılan yer; Kilise, Kâlise, Keskin Orta okulu’nun karşısında bir yerdir. Mağara’dan çıkan suyun hayat; ölümsüzlük suyu olduğu söylenirdi. “Mağara’dan hayat suyu çıkardı” dediğimin sebebi de budur.

“At Çeşmesi patıl, patıl akardı” dediğimin sebebi, At Çesmesi, eski adıyla hırıstıyan, şimdiki adıyla Yenice mahallesi’nin bir köşesindedir. O köşeden geçerken patıl, patıl, üç demir lüle’den akan, oralardan geçenler suyun akışını ötelerden duyar, dinler, duygulanırlardı, bunlardan biri de ben idim.

At Çeşmesi’nin hemen üst, poyraz tarafında Keskin’de yaşamış, Keskin’de ölmüş Ermeni Vatandaşlarımızın mezarlığı vardı. Bu mezarlık sökülmüş, mezarlık yerine Mal Müdürlüğü Lojmanı yapılmış, daha sonra, îmâra açılmıştır. Cenâze kemiklerinin nereye taşındığını bilmiyorum.

***

Keskin’de Millet Bahçesi vardı. Köylülerin bir kısmı hayvanla rını bahçedeki ağaçlara bağlar, yem torbalarını hayvanlarının başına takar, işlerine giderdi. Millet bahçesinin yakınlarındaki binâ 1950’lili yıllarda Keskin Belediye Başkanlığı binâsı idi. O binânın yakınında, halkın “Gümüşken” dediği bir çeşme vardı.

Vardı diye geçmiş zaman kipi kullandım ise de o çeşme hâlâ vardır. Son gördüğümde, ilk gördüğüm özelliğini yitirmişti. Bel kide onun için geçmiş zaman kipini kullanmışımdır.

Keskin’de eski Devlet Hastânesi ile eski Hükûmet Konağı’nın temeli 1948 yılında atılmış, 1952’de binâlar hizmete açılmıştır. Keskin Devlet hastânesi Millet Bahçesinin olduğu yere yapıldı. Keskin Devlet hastânesi daha sonra Meslek Okulu olarak kullanıldı. Hükûmet konağının yerinde bâzı esnafların işyeri vardı. Örnek olarak Nalbant Mehmet Taner’in işi yerini bilirim.

“Gümüşken’de bacım esvap yıkardı, Ocağında duman, duman tüterdim” dediğimin sebebi de Gümüşken Çeşmesinin gürül, gürül akışıdr. Hanım analarımız, gelin bacılarımız esvaplarını Gümüşken’de yıkarlardı. Onların çamaşır kazanlarının altında yanan, Denek Dağı’ndan getirilen odunlar gibi yandığımı yakıl dığımı hissederdim, çok üzülür, odunların kesilip yakılmasına genç yüreğim râzı olmazdı. Daha sonra Keskin TEMA Temsilcisi olacağımı nereden bilebilirdim? Şu anda Keskin TEMA Temsilci si değilim. Yararlı olamadığım için 18.7.2019 târihinde bu görev den ayrıldım.

***

1950’lili yıllarda rahmetli Belediye Başkanı Zühtü Pehlivanlı Keskin’de Panayırlar düzenlerdi. Panayırlarda AT yarışları yapı lır, pehlivan güreşleri tutulurdu. Bir keresinde Adapazarlı Yağlı ve Millî Güreşçi Âdil Atan Keskin’e, gelmiş Süleyman adında bir pehlivanla Sulu Han’da güreş tutmuş, rakîbini sallayıp savurmuş ve o pehlivan hayvan barınağı olan bir odanın rezesini kırarak içeride sırtüstü düşmüştü. Sırt üstü düştüğünü nereden biliyorsun, gördün mü diyorsanız? Diyorum ki, o pehlivan, hayvan barınağından çıktığında sırtında hayvanların tersi vardı. Yenildiğini kabul etmeyen pehlivanla Âdil Atan yeniden güreş tutmuş, bu defâ o pehlivanı, halkın gözü önünde eze, eze sırtını yere getirmişti...

***

Panayırın birinde Ahîli’den Hüseyin Pehlivan’ın oğlu Mustafa Pehlivan, adını bilemediğim bir pehlivanla güreş tutmuş, bir ara Mustafa pehlivan, o pehlivana ötelerden hücum etmiş; olduğu yerde duran o pehlivan, Mustafa pehlivan önüne geldiğinde aya ğına ve ensense basmış, Mustafa Pehlivanı sırtüstü yere düşür müştü. Biz gençler de Âhili Mustafa Pehlivan’ı, seviyor ve onun gālibetini bekliyorduk. Keskinli Gençler olarak çok fenâ hâlde bozulmuş, Âhili Mustafa Pehlivan’ın yanlış yaptığını kabul edemiyorduk, amma artık her şey bitmişti…

***

“Yeğin atlar koşu yolun tutardı, “Yiğitler, yiğitçe cirit atardı, hanlarında Mecnun, Leylâ yatardı, “Önlerinden gelir, gelir geçer dim” dediğim de sebepsiz değildir. Keskin’de birkaç adet han vardı. Bu hanların altında hayvanlar, üstünde insanlar barınırdı.

Keskin’in Haftası, Pazarı Perşembe günüdür. Çevre İl, İlçeler’ den Çarşamba günü öğleden sonra insanlar Keskin’e, gelir ve o hanlarda yatardı. Atlılar, atlarıyla yarışlara katılır, Arzubağı’nda cirit oynarlar, pehlivanlar sulu handa yağlı güreş yaparlardı. Lokanta ve diğer esnaflar iyi para kazanırlardı. Keskin’de büyük manifatura mağazaları, çok sayıda terzi, berber demirci ve diğer esnaflar vardı. Sonra;

***

Zenginler, Keskin’in ileri gelen seçkin insanları Keskin’den birer, ikişer gittiler. Keskin’in dertlerini dinleyen kalmadı, Keskin’imin dertlerini kimse dinlemedi, kimse dinletemedi.

Yurduma, yuvama yokluk dolmaya, gurbet beni çeke, çeke almaya başladı. Zâten ben Keskin için önemli biri değildim. 5.2.1964’de girdiğim memûriyet sınavını ilk sırada kazandım ve Delice Mal Müdürlüğü’ne Muhasebe Memuru olarak atandım. Çün ki;

Keskin’i, yokluk kavurmaya başlamıştı. Bir an önce kendimi, sâdece kendimi kurtarabilirdim. Sâdece kendimi kurtarabildim. Keskin’de, Posta yolu sokak 5 numaralı kira oturduğum evden çıkıp ve göçüp Keskin’den gittim. Çün ki, acı poyraz Keskin’in küllerini savurmaya başlamıştı.

***

Bir zamanlar Keskin Kırşehri’nin Kazâsı, Kırşehri’de Ankara’ nın Sancağı’dır. Sancağı yöneten kimsenin unvânı Mutasarrf’tır. Mutasarrıflık Kaymakamla Vâli arasındaki makamdır. Merhum amcam Cemal Kandemir “Yesâri Mahlası ile yazardı.”Vâridât-ı Yesâri” eseri vardır. Keskin’den birkaç adet İlçe, bir de İL çıkmıştır, bu İlçeler ve İL’in adı aşağıdadır.

1-Delice. 2-Çelebi. 3-Bahşili, 4-Yahşihan. 5-Balışeyh. 6-Kırıkka le. Kırıkkale daha sonra İL olmuştur. Bugün Kırıkkale’deki, nüfusun 3/ de biri Keskin’lidir.

***

Bana kalırsa Keskin’i, araştırıp incelerken Kırıkkale’deki yaşlı Keskinlilerden de Keskin soruşturulup araştırılmalıdır Keskin, Delice’de İlköğretim Müdürlüğünde Ankara Yıllığı vardı. O yıllıkta okumuştum. O yıllıkta yazılı olduğuna göre Keskin 1859 İlçe olmuş ve bir süre sonra Kırıkkale’de askerî Fabrikalar kurul maya başlayınca Keski’nin Merkezi, Keskin’e bağlı köyleri nüfusunu, Keskin kaybetmeye başlamıştır.

Keskin ve Kırıkkale’den milletvekili seçilenlerin tümü Ankara’ dadır. Bunlardan Keskin’e, hiç birinin faydası olmadığı gibi Kırıkkale’ye de faydası olanların sayısı azdır. Ancak Kırıkkale’ den seçilen bir ya da iki milletvekili Kırıkkale’ye Üniversitenin gelmesini ve Kırıkkale’nin İL olmasını sağlamışlardır. Eksikleri min bağışlanması ricâsıyla…

SAYIN VÂLİMİZ ZÂTI ÂLÎNİZE GELİNCE:

Kırıkkale’nin diğer Vâlilerinden farklı olarak Keskin’e önem verdiniz ve önem vermeye devam ediyorsunuz. Keskin ve çevresinde Sulu Mağara olarak bilinen yerin bir an önce hizmete açılması için önemli gayret gösteriyorsunuz. Kırıkkale’de yayımlanan İL gazetesinde çalışmalarınızı severek okuyorum. “Keskinli Yetîmi” Demir Doğan Kandemir olarak, Sizi Takdîr, Tebrik ediyor, derin saygılarımı sunuyorum. 17.12.2019

 “Keskinli Yetîmi” Demir Doğan Kandemir

****

KESKİN’DEN ESİNTİLER

Gençlik bu ya deli devre akardım,

Çantepe’den bizim köye bakardım,

Zaman, zaman ben de inerçıkardım,

Musalla’nın yokuşuna biterdim.

 

Attepesin küsküç ile oyar da,

Çalık, çiğdem kaza, yiye doyarda,

Alime’nin feryâdını duyar da,

Murtaza’ya kara kefen biçerdim.

 

Gelincik açardı büklü derede,

Destan olmuş söylenirdi yörede,

Nigola’nın soğuk suyu nerede,

İçim yanar koşam, koşam içerdim.

 

Demirciler, demirini döverken,

Marangozlar hızarını bilerken,

Kuru Celal Keskin’imi överken,

Sevincimden kanatlanır uçardım.

 

Marağa’dan hayat suyu çıkardı,

At Çesmesi patıl, patıl akardı,

Gümüşken’de bacım esvap yıkardı,

Ocağında duman, duman tüterdim.

 

Yeğin atlar koşu yolun tutardı,

Yiğitler, yiğitçe cirit atardı,

Hanlarında Mecnun-Leylâ yatardı,

Önlerinden gelir, gelir geçerdim.

***

Sonra birer, birer gitti zenginler,

Zenginleri, örnek aldı renginler,

Keskin’imin dertlerini kim dinler?

Vekil olsam bilekleri bükerdim.

 

Yurduma, yuvama yokluk dolunca,

Gurbet beni çeke, çeke alınca,

Güneş yorgun düşüp akşam olunca,

Mehtâb olur, sularına düşerdim.

“Yetîmi” yim, yokluk seni kavurdu,

Acı poyraz küllerini savurdu,

Beş İlçe, bir İli Keskin doğurdu,

Ben Keskin’i, İL olarak seçerdim.

12.7.1995 Kırıkkale

“Keskinli Yetîmi”

Bu yazı toplam 1621 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.