1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Saygıdeğer öğretmenim-Kaya Sak
Saygıdeğer öğretmenim-Kaya Sak

Saygıdeğer öğretmenim-Kaya Sak

Değerli Can Dostlarım!..24 Kasım günü her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Aslında ben yok Anneler Günü, yok Babalar Günü yok Sevgililer...

A+A-
Değerli Can Dostlarım!..24 Kasım günü her yıl Öğretmenler Günü olarak kutlanmaktadır. Aslında ben yok Anneler Günü, yok Babalar Günü yok Sevgililer Günü vs... vs... bu türlü günleri ne hikmetse bir türlü tasvip edemiyorum çünkü anne, baba, öğretmen, sevgili hayatımızın bu çok önemli varlıklarının senenin sadece bir gününde hatırlanması bana pek samimi görünmüyor ama ne var ki madem cumhurun tercihi bu yönde ve bu yüzden ciddi bir sektör oluşmuş bize ancak itaat etmek düşer. Öğretmenlik mesleği yeryüzünde mevcut mesleklerin en mükemmelidir ve en mukaddesidir. Bakara Suresi'nin 31'nci ayetinin başında Rabbimiz "Allemel Ademe esmae külleha" (Allah Ademe bütün isimleri öğretti) buyurmaktadır. Haşa sonsuz kere haşa Allah'a meslek isnat edilmez çünkü o her şeyden münezzehdir. Benim bu ayeti bu noktada arz etmemin yegane sebebi mesleğin önemini ve mukaddesatını anlatmak içindir. Öğretmenliği bu mertebeye çıkaran hususların başında da yeryüzündeki bütün meslek sahiplerini yetiştirenlerin ki buna öğretmenlik de dahil öğretmen olduğu gerçeğidir, Çünkü işleyip yetiştirmesi için eline ham madde olarak "Körpe İnsan Ruhu" verilen tek meslek erbabı öğretmendir. Öğretmenlerim beni bağışlasınlar ama ders saatinde dersine girip eline verilen müfredatı klasik tarzda anlatıp zil çalınca sınıftan çıkıp giden insana öğretmen denemez çünkü öğretmen bir toplumun geleceğinin planlayıcısıdır, onun içindir ki bu gün "Hadisat-ı Alem"den şikâyet etmeye hakkı olmayan bir tek kesim vardır o da öğretmen kesimidir. Çünkü sokağımızı süpüren temizlik elemanından tutun da devletin en tepesindeki cumhurbaşkanına kadar her kademedeki insanları yetiştiren öğretmendir. Öğretmen: Zil çaldıktan bir dakika geç sınıfa girmenin en büyük veballerden biri olduğuna inanan ve meslek hayatı boyunca da bu ve buna benzer hak davanın, geleceğin temiz, edepli, vicdan sahibi ve en mükemmel müspet ilimle donanmış bir neslin yetişmesi mücadelesini veren İhsan Akça ve onun gibilere, Mostar Köprüsü üzerinde kavgaya tutuşan biri Sırp biri Boşnak iki öğrencisinin ırmağa düştüğünü görünce tereddütsüz suya atlayıp onları boğulmaktan kurtaran ama kendisi boğularak şehit olan Merhum Adem Tatlı gibilere , atacağı her adımda Allah'a hesap vereceğini bir an bile unutmayan, asla satın alınamayan, ciddi bir mesuliyet duygusuna sahip nesiller yetiştirmek için hayatı dahil hiçbir dünya metaını ciddiye almayan eğitim gönüllülerine denir.Öğretmen toplumun en saygın insanıdır. Bendeniz Elmadağ Atabarut Ortaokulu'nun 1956-57 mezunlarındanım. Okulumuzun müdürü aynı zamanda Türkçe öğretmenimiz olan Merhum Remzi Şat son derece disiplinli, otoriter ve bir o kadar da sevecen ve babacan bir insandı. Öyle ki kendisinden hem çok korkardık hem de çok severdik yıllar sonra okulun bir işi için odasına gittiğimde bana sigara ikram etti ben kendisine teşekkür ettim ve almadım adamın gözleri doldu ve "Ne mutlu bana ki senin gibilerinin bu terbiye ile yetişmesinde katkım oldu ise" dedi Muhterem Can Dostlarım !.. Muallim-i Ekmel olan Efendimiz Hazreti Muhammed (s.a.v.) öyle bir öğretmendi ki: İnsanların bir mal gibi panayırlarda alınıp satıldığı, kız çocuklarının diri diri toprağa gömülerek öldürüldüğü, beşerin vahşette sırtlanları geride bıraktığı, dişsiz olanın hayat hakkı olmadığı ve mutlaka bir dişlinin keskin dişleri arasında parçalanmaya mahkûm olduğu, insani değerlerin hiç birinin işlemediği, hamurdan yaptıkları putlara önce tapan sonrada acıkınca onları yiyen böyle cahil zifiri karanlık bir toplumdan en mükemmel öğretmenliği sayesinde Hazreti Ebubekirlerin, Hazreti Ömerlerin, Hazreti Alilerin, Hazreti Osmanların ve "Benim ashabım gökteki yıldızlar gibidir hangisine tutunursanız kurtulursunuz" dediği abide şahsiyetlerin insanlığa kazandırma say ve gayreti ona "Muallimi Ekmel" yani öğretmenlerin en mükemmeli unvanını kazanmıştır. Bu müthiş gelişmeyi ve Atatürk'ün 1921'de gösterdiği "Öğretmenler yeni nesil sizin eseriniz olacaktır" hedefinin neresinde olduğumuzun hesabını yapmalarını bu günkü acı tabloya bakarak başlarını iki ellerinin arasına alıp çok ciddi düşünmeleri gerektiğine inanıyor ve kendilerine bu konuda milletimizin de yürekten inandığını tahmin edebiliyorum. Ancak merhum Mehmet Akif Ersoy'un Safahat'ında ki Umar mıydın? Şiirinin ülkemizin bu günkü hal-i pürmelâlini gözler önüne seren mısralarını orijinali ve sadeleştirilmişi ile aynen aktarıyorum: Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde... (Yüzünden utanç perdesi sıyrılıp inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...) Ne çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde! (aynen) Vefa yok, ahde hürmet hiç, emanet lâfz-ı bî-medlûl; (Vefa yok, verilen sözde durmak hiç, emaneti koruma sözde kalmış; Yalan raiç, hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl. (Her yerde yalan geçer akçe, nankörce davranış itibarlı, hak ise bilinmez olmuş.) Yürekler merhametsiz, duygular süflî, emeller hâr; (Yürekler kaskatı. Duygular aşağılık, arzular bayağı;) Nazarlardan taşan ma'nâ ibadullahı istihkâr. (Bakışlardan taşan anlam ise Allahın kullarını küçümsemek.) Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş: (Beyinler ürperir, yâ Rap, ne korkunç devrim olmuş;) Ne din kalmış, ne îman, din harâp îman türâb olmuş! (Ne din kalmış, ne îman, din harab iman toprak olmuş!) Mefâhir kaynasın gitsin de, vicdanlar kesilsin lâl... (Övünülecek şeyler kaynayıp gitsin de kesilsin sesi vicdanların?) Bu izmihlâl-i ahlâki yürürken, durmaz istiklâl! (Bu ahlâki çöküş sürüp giderken, devam etmesi imkânsız bağımsızlığın!) Allah yar ve yardımcımız olsun, ayrıca Cumanız da mübarek olsun.
Bu haber toplam 202 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.