DEMİR DOĞAN KANDEMİR

DEMİR DOĞAN KANDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

SARKİS-ZEKÎ

A+A-

Merhum Celal Delice’den aldığım bilgiye göre, önce Sarkis; sonra Zekî, Çorum’un Sungurlu İlçesi’ndendir.  Sarkis-Zekî Ermeni vatandaşımızdır. Sarkis-Zekî İslâm Dînini incelemiş, Ermeniliği bırakmış, sonra Müslüman olmuştur. Müslüman olduktan sonra Sungurlu’da Müslüman Meclisine giden Sarkis’e;  Müslüman Meclisinde bulunanlar Sarkis’e, “Sen daha dün Ermeni’ydin. Şimdi Müslüman oldun da bir şey mi? oldun gibilerden davranıp;

Buyurun, şuraya oturun diye yer ve saygı göstermemişler. Sarkis’de boş bulduğu ayakkabılığa yakın bir yere oturmuş. Lâkin, Mecliste bulunanların, kendine karşı davranışlarını ve İslâmiyeti doğru bilmedikleri için de üzülmüştür.  Aynı zamanda şâir olan Sarkis-Zekî aşağıdaki şiiri yazmış ve dünyânın içine salmış. Şiir, Sarkis ve Zekî ile ilgili bilgiler, merhum Celal Delice’den alınmıştır. 15.6.1966

***

Tesaddî eyleme sadrı,

O kim âlî nesebtendir.

Oturmak pâye mecliste,

O bir hayâ-i edebtendir.

 

Tekaddüm eylemiş tebbet,

Gulhüvallâhü ehad üstüne,

Biri medheder Allâhı;

Biri zemmi Lehebtendir.

Zekî

Bir meclisin başköşesinde, en şerefli yerinde oturmak hoş bir şey olsa da o yeri, “buyurun siz oturun” diye başkasına teklif etmek, o kimselerin yüce soydan geldiğini; bir mecliste kademe, kademe oturmak ise, o kimselerin utanma ve edeb duygusuna sâhip olduklarını gösterir.  1991 yılında 14’üncü yüzyıldan günümüze Çorumlu Şâirler adlı eserinde, bir zamanlar, Çorum Senatör’ü, olan Abdullah Ercan- ‘Ercânî, Mahlasıyla şiir yazmaktadır.’ Zekî’yi şöyle tanıtıyor.

Zekî, 1842’de Çorum’un Sungurlu İlçesinde doğdu. Adı Sarkis Narlıyan. Şiirlerinde Zekî Mahlasını kullandı. Ermeni Okulun’ daki öğrenimini bitirdikten sonra Sungurlu’daki Medrese’ye devam ederek, Müderris Ömer Efendi’nin derslerini izledi.  Öğrenimi bitince Sungurlu’daki kimi Devlet Dâirelerinde görev aldı. 1864’de Mâliye Sandık Emîni oldu. Bir süre sonra Tahrîrat Kâtipliğine getirildi. Bu görevdeyken Ermeni Cemati adına Mahkeme Üyeliğine atandı. 1875’de Kırşehri Cezâ Hâkimliğine atandıysa da gitmeyip Sungurlu’da kaldı. Kimi aydın ve bilgin den Sûzî, Yamadılı Ahmet, Sâlimbeyli Deli Boran gibi şâir ve âşıklardan oluşan çevre edindi. Bir ara şâir Sûziyle Osmanlı Farmason Örgütünün çalışmalarına katıldı. Uzun süredir çektiği verem hastalığından kurtulamayarak, 1882’de öldü.  Şiirleri, ölümünden sonra akrabaları Hırant Sudayan tarafından ‘Setredilmiş cevherler’ yâhut Zekî Narlıyan ve bâzı Eş’ârı adıyla 1912’de Amasya Matbaasında bastırılarak yayınlandı. Tanıdınız mı, önce Zarkis’i, sonra Zekî’yi, neler yapmış?

***

Müslümanlar! İslâm Dînini ebenizden, dedenizden duyduğunuz gibi yaşamayın. Araştırın, doğruyu öğrenin, doğruyu yaşayın. Küçük, büyük neredeyse bütün Müslümanların elinde akıllı telefon var. O telefonlarla İnternet’i, açın İslâm dînini doğru öğrenin, doğruyu yaşayın ve yaşatın. Değerini bilirseniz akıllı telefonlar, Hıristiyan bilgisiyle Müslümanlara sunulan kıymetli hediyedir.  Hükûmetin bildiğiniz mal, aslında milletin malıdır. Milletim! Malınıza sâhip çıkın, kendi ellerinizle malınızı mahvetmeyin ve malınızı koruyun. Yüsrâ’yı, ‘yürrâ’ yazmayın ve okumayın.

“Batıya bakınız, fen ilmi ziyâde,

Müslüman bilgisiz, pek çoğu piyâde.

Bu yazı toplam 3561 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.