1. HABERLER

  2. SPOR

  3. SARIKAMIŞ
SARIKAMIŞ

SARIKAMIŞ

Yaşlı anne en küçük oğlunu gözyaşları ve dualarla gönderiyordu. Yeni Filiz Mehmet tüfeğini kapmış, kasaturasını kapmış ayağında soğuk kuyu dediğimiz...

A+A-
Yaşlı anne en küçük oğlunu gözyaşları ve dualarla gönderiyordu. Yeni Filiz Mehmet tüfeğini kapmış, kasaturasını kapmış ayağında soğuk kuyu dediğimiz lastik ayakkabı, ayrıca anasının ona ördüğü yün çorap. Allah’a emanet ol kuzum, kınalım diyordu. Memleketin her tarafından bunun gibi kınalı kuzular dualarla, gözyaşları ile cepheye gönderiliyordu. Kimi nişanlılı, kimi bekar, kimisi ise evliydi. Bu Mehmetler daha yirmisine yeni basmışlardı. Gençler cepheye giderken beli bükülmüş ihtiyarlar vatan için can vermeye koşmazlar mı? Onlarda koştular. Sarıkamış’ta buluştular. Sayıları 100 binleri bulmuştu. Rus’a karşı içimizdeki ermeni uşaklarına karşı Allah diye diye Allahu Ekber dağlarına yöneldiler. Aman Allah’ım bu ne soğuk, bu ne kış. Kar, tipi, fırtına. Adım atmak neredeyse mümkün değil. Zar zor ilerliyorlar. Aç, susuz, sıla geride kalmış. El sallayan analar, bacılar, kardeşler, sevgililer hayal meyal geliyor gözlerine. Ananın aman evladım gavur ilen iyi döğüş ki ezanlar susmasın. Gavur ellerine düşmeyelim. Ya nişanlı kız yiğidim seni bekleyeceğim. Ya yavuklusu olanlar gizli gizli konuşup da evlenmeyi hayalleyen keklik sekişli kızlar. Bunlar hayal meyal gözlerinin önünden gitmiyordu. Bir taraftan düşmanla buluşmak, onlara hadlerini bildirmek vatanını nasıl olurda hayalsizce saldırılar. Bunların hesabını yapıyorlar onlara ders vermek istiyorlardı. Olmadı. Yaradan bu kınalı kuzuları gavurla karşı karşıya getirip kahramanla savaştırmadı. Gavurun göğsüne süngüyü saplamak, hayaller yavaş yavaş sönmeye başladı. Ne sevgili, ne nişanlı, nede gözü yaşlı anaların el sallayışı vardı. Var olan amansız kış, amansız soğuk, amansız fırtına. Dağlar gibi kar yığınları. Göz gözü görmüyor. Yayan yapıldak yorulan asker düştüğü yerde kalıyor kar fırtınası üzerine yorgun oluyor, öyle uyuyor ki bir daha kalkamıyor. Rüyalarında gavurla çarpışıyor, sevgilisiyle buluşuyor, nişanlısıyla evleniyor, ihtiyar anasının elinden doya doya öpüyor, bu rüya mahşere kadar devam ediyor. Mehmetler gavura silah sıkmadan vatan yolunda yorganlarının kar olduğu yerde öylece şehitlik mertebesine erişiyorlar. Allah’ın Resulüne yoldaş oluyorlar. Gül bahçesinde beyaz çiçekler içerisinde kınalı elleriyle anasını, eşini, aşkını, sevgilisin bekliyorlar. Hepsini ağzından çıkan şu söz cennet bahçelerini süslüyor. Yaşasın Vatan. Biz de 100 yıl önce yaşasın vatan diyenlere Allah’tan rahmet diliyor, önlerinde saygı ile eğiliyoruz, vatan yaşayacak diyoruz.    
Bu haber toplam 124 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.