1. HABERLER

  2. SPOR

  3. SANCAK VE SANCAKTAR “3”
SANCAK VE SANCAKTAR “3”

SANCAK VE SANCAKTAR “3”

Avustralyalı der ki, “bu savaşta asil bir milleti yakından tanımış ve vatanları için büyük fedâkârlıklara katlandıklarını görmüş olduk.” *** Mehmetçiği...

A+A-
Avustralyalı der ki, “bu savaşta asil bir milleti yakından tanımış ve vatanları için büyük fedâkârlıklara katlandıklarını görmüş olduk.”

***

Mehmetçiği hayırla anan düşman askeri olduğu gibi; kahraman, bir o kadar da güzel ahlâka sâhip Komutan ve erlerimiz var.

***

Kendilerine edilen iyiliklere karşılık düşman askerleri ne yapmış? Düşman askerleri esir aldığı Müslüman askerleri bir ahırda toplayıp benzin dökerek yakmış.

***

Osmanlı askerleri, yaralı düşman askerlerini kucaklayıp düşman mevziine götürmüş. Osmanlı askeri geri dönerken, düşman askeri; o askerimizi kalleşçe sırtından, arkasından kurşunlamış.   Düşman, Osmanlı siperlerine yakıcı gaz bombası bile atmış. Bütün bunlar, savaş haberi veren muhabirlerce anlatılmıştır. Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet ve mağfiret diliyorum.

***

Şu hakkı teslim etmemiz yerinde olur: 628 mevcudu tümüyle şehit olan 57’inci Alay’ın Anlı, Şanlı Sancağı; Avustralya’nın Melbourne Müzesinde sergileniyor, dosta, düşmana, dünyâya tanıtılıyor.   57’inci Alay’ın Sancağının tanıtım plaketinde aşağıdaki sözler yazılı.   57’inci Alay’ın Sancağı Gelibolu savaş alanından getirildi amma bu Sancak esir değildir. Türk Ordusunun geleneklerine göre, Alay’ın Sancağı, Alay’ın son eri şehit oluncaya kadar muhafaza edilir.   Bu Sancak, sonuncu muhafızın altında yattığı ağaca çekilmiş olarak bulundu. Kahramanlık timsâli olarak karşınızda duran Türk Alayının Sancağını; “SELAMLAMADAN GEÇMEYİNİZ!” Sistemin böyle güzeline Türkiye’den ve cânı gönülden çok selâm ve saygılar.

***

Beşir oğlu 1894 doğumlu Kayseri Medresesinde okumuş olan Halil dayım, büyüklerimden aldığım bilgiye göre, Çanakkale’de kayıplar arasındadır. Bel ki dayımda herhangi Alay’ın imamı, yada bir askerî birliğe komuta etmiştir; bilemiyorum.   Rahmetli Anam Hacca Hanım, Halil dayımın sarığını yıllarca cehiz sandığında sakladı. Zaman zaman “Gardaş kokuyo” diye o sarığı öptü, kokladı, okşadı. Sonra bu sarık, Halil dayımın hayrına Seyfli köyü câmiinin mihrabına konuldu ve merhum Anam, “ölünceye kadar, Halil dayımı bir gün olur gelir” diye bekledi...

***

Rahmetli Anamın anlattığına göre ben küçükken, ”O ne hoca, O ne hoca?” diyerek oynarmışım. Bu çocuk hoca olmak istiyor düşüncesi ile beni hocaya gönderip dinimi öğrenmeme sebep olan Anam, dökülmüş saçlarıma bakarak; “Kel oğlum! Ölmüşlerimizin rûhuna, Halil dayının, Beşir ve Ömer dede’nin, Kamer ve Dudu, “Tûtî” Ebe’nin rûhuna okuyor musun?” diye beni sorgulardı.

***

İlâhi sistem öylesine güzel sistemdir ki, 24 Şubat 1989 târihinde Yüce Allah, 90 yaşında Anamın rûhunu Yüce Katına aldı. Mezarlığı gezip dolaşınız! Kabirlerin üstünde çeşitli çiçeklerin yanında sarı ve mor süsenlerin de açtığını görürsünüz. Bu demektir ki, mânevyâtı olan erler, şehitler, gaziler, Müslümanlar yer altında iskân olunmaz, her biri çeşitli çiçekler hâlinde yeryüzüne çıkıp salınır, kabristanı gül ve cennet bahçesine çevirir, her varlık kendine has, hâl diliyle Allâh’ı zikreder. Tüm Müslümanlara Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyorum. 15.6.2014 Yavru ceylan gözlerini süzerken, Sarı süsen kabristanı bezerken, Kel olmuş başında üzgün gezerken, Yaralı kalbine bastığım dağlar.

Bu haber toplam 195 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.