1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. SANAT KALEMİ Van Tren Gezimiz! (3)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

SANAT KALEMİ Van Tren Gezimiz! (3)

A+A-

alaattin-karaer--kose-yazisi4-019.jpg   

Saat 19.00 yaklaşıyordu Kayseri’den hareket ettiğimizde… Güneş yavaş yavaş batmaya ve havada kararmaya başlamıştı. Bir anda vagonda bir sessizlik hakim oldu. Herkes kompartımanına çekilmişlerdi. Anlaşılan akşam atıştırmasını herkes gizli gizli yapıyor gibi geldi bana!

     İki hafta önce, Kurban bayramında geldiğimiz babamların evi biraz ilerdeydi. Şu anda annemle karşılıklı divanda uzanmışlar yatıyorlardır. Babam, garanti televizyonun karşısında Flaş tv’yi seyrediyordur. Nereden bilecektim, Van tren turu dönüşümüzden 10 gün sonra babamın ölüm haberini alacağımızı!

alaattin-karaer--kose-yazisi1-046.jpg    

Fazla geçmeden koridora çıkmaya başlandı. Yüzler gülüyordu, demek ki karınlar doymuş, herkesin keyfi yerine gelmişti.

     Yaşımız kaç olursa olsun, içimizdeki çocukluk ölmüyordu. Şakalaşmalar, espriler…

     Bir ara restaurant bölümüne geçtik, biraz oturduk, fakat bizi açmadı. Bizim mekanlar daha rahattı.

     Kayseri’den sonra; Sarıoğlan, Karaözü, Yeniçubuk, İhsanlı, Şarkışla, Hanlı, Gözmen, Bedirli, Kalın, Yapı… duraklarını göremedik veya farkında olamadık!

     Sivas’a yaklaşıyorduk.

alaattin-karaer--kose-yazisi2-042.jpg    

Sivas deyince aklıma geldi. Tarih; 24 Temmuz 1984

     Ben Kırıkkale’de M.K.E. Kurumu Çelik Çekme Boru fabrikasında memuriyete başlamıştım. Tıp fakültesini bitiren eşim, mecburi hizmet kurasını çekecekti. O yıllarda M.K.E Kurumunda mecburi hizmetli doktor çalıştırıyordu. Sağlık Bakanlığına başvurduğumuzda kabul etmediler ve kuraya girecek, kurada neresi çıkarsa orada mecburi hizmetini bitirecek demişlerdi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin semerelerini görüyorduk o zamanlar. Okulu bitiren doktorlar, mecburi hizmet sürelerince de, uzmanlık sınavlarına giremeyeceklerdi. Sağlık Bakanlığının cevabı netti. Kurasını çekecek ve çektiği yere gidecek. Sizde o sürede askerlik yapıyorum diye düşününüz diye dalga geçer gibi cevap veriyorlardı müsteşar durumunda görev yapanlar…

    Ben zaten askerlik görevini yapmıştım, bir daha yapardık ne yapalım. O zaman paralı askerlikte yoktu ki!

    Eşim mecburi hizmet kurasını çekti.

    Sivas-Suşehri Verem Savaş Dispanseri Baştabibi olarak…

    Yeni memuriyete başladığım için izin hakkım yoktu. Farika doktoruna başvurdum. Durumu anlattım. Eşimle Sivas – Suşehri’ne gideceğimi. Hasta olmayan birisine rapor veremem dedi. Doğru söylüyordu. Hep doğrularda bizi buluyordu.

     Sivas’a oradan 130 km. mesafedeki Suşehri…

     Uzatmayalım…

     7 Nisan 2017 Perşembe günü cep telefonum çalıyordu. Bilmediğim bir numara arıyordu. Açtım. Yıllar önce doğduğum Kayseri’deki gecekondu mahallede evimiz yana yana olan, Duran Salihoğlu arıyordu. 50 yılı geçmişti görüşmeyeli.  Sohbet. Analar, babalar, çocuklar soruldu…

     O da okumuş Defterdar olmuş, çocuklarını okutmuş. Doktor olan oğlunun yanında, Sivas’a yerleşmiş, orun bakıyorlarmış…

     Annesi Şerife teyze, babası Salih amca yaşıyorlarmış. Babasının çok iyi olmadığını söyledikten sonra görüşme dilekleri ile konuşmaza son vermiştik.

     Arasam mı acaba diye aklımdan geçti. Çocukluk arkadaşımı görmek istiyordum. Fakat saat geç olmuştu. Neyse dönüşte uygun saat olursa aramayı düşünüyordum.

      Saat 22.30 gibi Sivas Gar’ındaydık. Fazla kalınmayacaktı. Birkaç poz resim çekeyim diye, nasıl indik, bindik hatırlamıyorum. Acele işe şeytan karışırmış. Çok güzel çıkmadı fotoğraflar!

 

 

 

     Uykucuların, uyku saati gelmeye başlamıştı. Kopartmandaki, yatakların açılış şekillerini görevli göstermişti. Temiz yastık ve çarşaflı yataklar. 2 kişilik biri altta bir üstte olmak üzere. Kompartımanların kapı anahtarlarını da vermişti görevli.

     Bahsetmemiştim. Şirin küçük bir oda düşünün. Masa, lavabo, klima, priz, çöp kutusu, buzdolabı… Buzdolabında iki küçük meyve suyu, kraker, çikolata, bardak su, ikram olarak konmuş…Tuvaletler her vagonun başında ve sonunda, biri alaturka, biri alafranga…

     Ben altta yattım. Trenin raylardaki sarsıntısı ninni gibi geliyordu.

     Sivas’tan; Taşlıdere, Bostankaya, Yenikangal, Çetinkaya, Demiriz, Akçamağara, Akgedik, Hekimhan…

alaattin-karaer--kose-yazisi3-025.jpg    

Malatya’dan sonra, Elazığ’a kadar; Batalgazi, Fırat, Kuşsarayı, Pınarlı, Baskil, Şefkat, Yolçatı… duraklarını ve istasyonlarını görme olanağımız olmadı uykuda olduğumuz için!

     Sabah erken kaldığımda belimde ağrı hissetmedim. Bel fıtığına iyi gelmişti sanırım sarsıntı!

 

     Sabah güneşin doğuşuyla birlikte güzel manzaralar kendini gösteriyordu.

     Sabah kahvaltısın için çay demleme işini her zaman olduğu gibi Yeşim Demirci üstlenmişti. Bana torpil olsun diye Kompartımanlarına kahvaltıya davet ettiler. Rahat yok ki! Av. Mustafa Duman ajan gibi beni takip etmiş. Oda kuruldu kahvaltının başına!

 

devam edecek…

 

Bu yazı toplam 287 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.