1. YAZARLAR

  2. ALİ AYDEMİR

  3. ŞAİRLER, ŞİİRLER; GERÇEKLERDİR
ALİ AYDEMİR

ALİ AYDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

ŞAİRLER, ŞİİRLER; GERÇEKLERDİR

A+A-

Şairler, şiirleriyle gördüklerini, duyduklarını, hissettiklerini, duygu ve düşüncelerini sunarken, hataları, çirkin işleri, zulmü ve zalimleri de mısralarıyla halka duyurmaya çalışırlar. Taltif ve takdire şayan kişileri ve olayları, güzel olan her şeyi anlatılırken; şiiri hak etmiş insanları da yüceltmek ve hiciv etmek onların görevlerindendir. Hangi kurum veya makamda olursa olsun, yanlış işler yapanları, halka baskı kuranları, işi sora sokanları eleştirmek, hatalarını şiirlerle belirtmek, şairlerin ilkelerindendir. Cesareti, yürekliliği ve atılganlığı olmayan, bulunduğu konumdan daha yukarılara çıkmak hevesinde olan ve güçlüden yana kalemlerini oynatanlar olduğu gibi, zalime, zulme, haksızlığa karşı çıkan cesaretli şairlerde, yazarlarda çıkacaktır. Şair ve yazarlar yürekli ve haykırmaları sürekli olmalıdır. Haksızlıklar karşısında susmamalı ve eğilmemelidir. Bazı politikacıların ve bürokratların keyfiliği ve görevlerini kötüye kullanmalarını, ezilen mazlumların feryatlarını dile getirmek, erdemli kişilerin görevlerindendir. Bürokrasi zincirleri bazen o kadar insanları sarıyor ki, canlarından bezdiriyor ki, asla unutulmuyor. 18 Nisan 2015 de Ankara, Keçiören, Kuşcağız Mahallesi’nde ki Neşet Ertaş Kültür Merkezi’ nde Ankara Mucurlular Sosyal Yardımlaşma, Dayanışma Kültür Derneği’nin hazırlamış oldukları gece bazı unutulmaz anılarıyla geride kaldı. Başta dernek başkanı Sayın Mustafa KÖKSAL ‘a ve tüm yönetim kurulu üyelerini candan kutluyorum. Saat 17.00 ila 22.00 arası devam eden şiir ve müzik şölenine Mucurlulardan bürokratlar, siyasiler, iş adamları, memurlar, sivil toplum örgütleri, şairler, müzik toplulukları, Türk Halk Müziği Sanatçıları izleyenlere güzel bir gece geçirttiler. Sanatçıların çoğunun Mucur’ lu olması ayrı bir özellik ve güzellikti. Mucur’dan Derviş EKİM, SaitSARGIN’ la birlikte ben de geceye katıldım. Okuduğumuz şiirlerle geceye damgamızı vurduğumuza inanıyorum.

Türkiye’ de ki tüm emeklilerin dertlerini dile getirdiğim şiiri okumam her nedense eski bir milletvekilinin rahatını kaçırdı. Milletvekili maaşlarını savunma telaşına düştü. Sahnede yaptığı konuşmada da eleştirme yolunu seçti. Şiiri okuduğumda zaten seyirciler alkışlarıyla gereken cevabı vermişlerdi. Siyasilerden sınıf ve sıra arkadaşım Rifat ERTEM’ in şiir beğenmesi ve eleştirilere her kesin açık olması gerektiğini belirtmesi gecedeki önemli anılardan birisiydi.Bu rahatsızlığın kökeni eskiye dayanıyor. Kardeşimin bir sınavda dürüst davranması, hakkı olana hakkını teslim etmesi, siyasilerin direktiflerine boyun eğmemesi sonunda sürgüne göndermeleri, bunun üzerine kendisine yazdığım ve iki sene soruşturması süren, ancak hiçbir suç unsuru olmayan şiirden dolayı husumetin devam etmesidir. Yapılan vicdansızlık ve baskılar bazen geri tepebiliyor. Haktan ve adaletten ayrılmayan, siyasi baskılara boyun eğmeyen yürekli insanlarda çıkıyor ve zulüm çarkını durdurabiliyor. Ne yazık ki, hak etmediği makamlara taşınan taşeronlar, kariyeri, kalitesi ve kabiliyeti düşük kişiler her zaman toplumun başına dertler açmışlardır. Yazılan şiirle gerçekler anlatılırken; şair, bazı oyunlarla mağdur ediliyor, sürgünler yaşatılıyor, maddi ve manevi kayıplara uğratılıyor. Siyasilere köleliğini kabul ettirmiş bazı bürokratlar da zulme ortak olmaktadırlar. Adalet yerini buluyor ama taktik ve oyunlarla açılan maddi ve manevi tazminat davası zaman aşımına uğratılıyor. Yıllarca siyasilerin emirleriyle haksızlıklara imza atanlardan birisi şimdi yerini buldu. “Şahsa dayalı eğitim uzmanı “ olarak küçük bir odada ömür çürütüyor. Huzur Mahşerde de onlardan hesap soracağım. Hakkımı onlara helal etmiyorum. Yaptığı haksız ve hukuksuz uygulamalar yetmiyormuş gibi şimdi de milletvekili adaylığına soyunanlar “EMEKLİNİN DERDİ” adlı bir şiirden rahatsızlık duyuyor ve tepki gösteriyor. Bir şiire tahammül edemeyen, eleştirileri kabullenemeyenler bu milleti temsil edemezler. İnsinler artık bu milletin sırtından. Para ve siyasi güçle insanlar üzerinde baskı kurma, korkular yaratma devirleri artık geçti. Bunların sözleri ve eylemleri kum üzerine yazı yazmadan öteye geçemez.

Şairler elbette eleştir yapacaklardır. Mazlumun, garibin, kimsesizleri hakkını savunacaklardır. Emeklilerin, asgari ücretle geçinenlerin, borç batağında çırpınanların haklarını dile getireceklerdir. Problemlere çare olacaklar milletin temsilcileridir. Kendi maaşlarını on dakikada yükseltenler; emeklileri, memurları, işçileri, esnafı, köylüyü, çiftçiyi, gaziyi, şehit ailelerini, düşünmek ve çareler bulmak zorundadırlar. Lale Devrini yeniden hortladığı, israfın tavan yaptığı bir devri yaşıyoruz. Halk korkarsa, gazeteci çekinirse, şair uykudaysa, kim gerçekleri haykıracak? İnsanlar korkutularak, üzerlerine baskılar kurarak, gözdağı vererek kazanılmaz. Hoş görü yayarak, gönüller yaparak, muhabbet yayarak insanlar kazanılmalı, hizmetler sıralanmalı, ülkemiz kalkınmalı, halkımız mutluluğu tatmalıdır.

 

                                              

           

 

 

Bu yazı toplam 339 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.