1. YAZARLAR

  2. ASIM ATABEY

  3. SAHURDA TENEKE ÇALMA ŞİMDİLERDE DAVUL
ASIM ATABEY

ASIM ATABEY

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

SAHURDA TENEKE ÇALMA ŞİMDİLERDE DAVUL

A+A-

 

            Ramazan aylarında, sahura kalkmak bir sorundu. Evlerde ve insanlarda saat yoktu. Horozlar insanlara vakti bildiriyordu. Bir de TENEKE ÇALMA adedi vardı. Şu bildiğimiz gaz tenekesi. Bir kişi teneke bulur. Bir de değnek olur. Değnek ile tenekeye vurunca, tenekeden ses çıkar. Tenekeci aynı zamanda evlerin önüne gelince, kimin evinin önünde ise adını söyleyerek, emmi, dayı, diyerek çağırır. İnsanları sahurlarını yapmak üzere uyandırırdı. Bu durum hem bir görevdi. Hem de Ramazan ayına ayrı bir manevi haz katardı. Tenekeci geldi. Gelmedi. Çok geç geldi. Çok erken geldi. Söylentiler eksik olmazdı.  

            Teneke çalanlar çok MÂNİ söylemeyi de bilirlerdi. Üç beş evi geçince bir durur. Mânisini söyler. Herkesi sahur için uyandırırlardı. İlk on beş gün geçince tenekeci bahşiş toplamaya çıkar. Her eve varır. Sahur tenekesini ben çalıyorum. Allah tuttuğunuz oruçlarınızı kabul etsin der. Bahşişimi istiyorum der. Ailelerde bahşiş olarak para verir. Kimi zaman da evde bulunan yiyecekler verir. Tenekeci Ramazan boyu tenekesini çalmaya devam eder. Son günlerinde ikinci bir kere bahşiş toplamaya yine çıkar. Bu gelenek bu günlere kadar sürdü geldi.

            Son yıllarda Ramazan tenekesi çalmanın yerini, davul çalma adedi aldı. Davula erişmek kolaylaştı. İstediği zaman davul alınabiliyor. Tenekeye göre davul çalması hem kolay. Hem daha çok ses çıkarıyor. Köylerde tek bir kişi davulu ile insanları sahura kaldırıyor. Büyük şehirlerde mahalleler ve evler çok olduğu için, davulcular kendilerince çözüm buldular. Bir pikap ya da bir taksi buluyorlar. Şoför aracı kullanıyor. Davulcu da aracın içinde davulunu çalıyor. İnsanları uyandırıyorlar.

            Davulcularda on beş gün olunca bahşiş toplamaya çıkıyorlar. Davulları ellerinde. Evlere geliyorlar. Kapının önünde davuluna vuruyor. Ramazan davulunu ben çalıyorum diyor. Arada bir mâni söylüyor. Ailelerde bahşişini veriyor. Şimdiler de bahşişler genelde para olarak veriliyor. Bu bir Ramazan aylarında sahur geleneğidir. Dün bu sahur tenekesi ya da sahur davulu çalındı. Bundan sonra da çalınmalıdır. Bu gelenek önemlidir. Devam ettirilmelidir.

            Günümüzde saat konusunda bir sorun yoktur. Kol saatleri var. Duvar saatleri var. Televizyonlarda saat takip etmek mümkündür. Bilgisayarlar var. Cep telefonları var. Hele cep telefonlarını ayarlıyorsun. Her gece aynı saat gelince alarm çalıyor. Kişiler de kolayca uyanıyor. Uyanmama diye bir sorun yok. Ancak bunun manevi havasının yerini doldurulamıyor. Senenin birinde Ramazan davulu çalacak kişi bulunamamış. Hiç de ihtiyaç olmadığı halde insan gece o davul sesini duymak istiyor. Teneke veya davul sesini duymadığı zaman,  bir boşluğa düşmüş gibi oluyor.

            Önceki yıllarda çabanlar tarafından yapılırdı. Hem eğlence olarak, hem kış mevsimin yarı olduğunu anlatmak bakımından. Köyün çobanları ve kendilerine yakın arkadaşlar içlerinden birine çoban kürkü giydirirler. Koyunların boyunları, ineklerin boynuna takılan çan denir, zil denir. Takırdak denir. Bunlardan çobanın kürkünün çok yerlerine takarlar. Yürüdüğü zaman çanlar ses çıkarır. Kalın ses çıkaranlar,  ince ses çıkaranlar. Bu seslere uyarak hem çoban oynar. Hem yanında bulunan arkadaşları oynarlar. Gürültü şamata eksik olmaz. Bu arada evlere gelirler. Evin genellikle hanımlarını çağırırlar. Kapıda maniler söylerler. Kışın yarı olduğunu anlatırlar. Bu arada evin hanımından bahşiş isterler.

            Dönemine göre evin hanımı evde olan bulgur, yağ, yumurta, kuru üzüm, ceviz, badem, elma, armut, iğde ne varsa çobanlarına ve onunla gezen gençlere veriler. Bu arkadaşlar akşamdan köyü dolaşmaya başlarlar. Gece yarıya kadar gezme işini tamamlarlar. Topladıkları yiyecekleri bir evde ortaya dökerler. Önce toplananlardan yemekler yapılır. Birlikte yerler. Kalan yiyecekleri de kendi aralarına paylaşırlar.

Çobanlar için hem bir eğlence olur. Hem de bir yardımlaşma olur. Bundan sonra kışın bitmesini, baharın gelmesini beklerler. Bu gece çobanlar tarafından yapılan eğlenceler özellikle on yaşından küçük çocuklar için yaşam boyu unutamayacakları bir hatıra olur.

            Günümüzde aileler ve davar ve sığırlar kalmadığı gibi bu kış yarı eğlenceleri de yok olmaktadır. Ancak unutulmaması ve unutturulmaması gereken bir gelenektir. Yerel yönetimler, özellikle muhtarlar bu geleneğin yaşatılmasına önem vermelidirler.

           

Bu yazı toplam 1223 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.