1. HABERLER

  2. SPOR

  3. “Pir-İ Türkistan” Hoca Ahmet Yesevi
“Pir-İ Türkistan”  Hoca Ahmet Yesevi

“Pir-İ Türkistan” Hoca Ahmet Yesevi

Hoca Ahmet Yesevi Türk tarihinin hayati denebilecek kadar ehemmiyetli bir dönemecinde, sanki ilahi bir tecelli gibi var olmuş, uzun ve hayırlı bir ömür sürdürmüş,...

A+A-
Hoca Ahmet Yesevi Türk tarihinin hayati denebilecek kadar ehemmiyetli bir dönemecinde, sanki ilahi bir tecelli gibi var olmuş, uzun ve hayırlı bir ömür sürdürmüş, Türk tarihinin önemli bir dönüşüm devresini kişiliği, fikirleri ve hizmetleriyle ciddi bir şekilde etkilemiş, tarihimizin en önemli tefekkür, inanç ve icraat kalelerinden biridir. Türk milletinin çok büyük bir dalga halinde, tarihindeki en önemli hareketliliği sergilediği bir dönemde, seller gibi Orta Asya’dan yola çıkıp, batıya, Anadolu’ya, Kafkaslara ve Balkanlara yönlendiği, bir böylesine önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde, bir milletin köklerinin bulunduğu yerde doğup, yaşamış, orada dergâhını kurup, okulunu açmış, öğrencilerini yetiştirmiştir. Tarihte iz bırakarak, tarihe yön vermiş Yüce Türk milletinin insanlık tarihinde çok önemli yeri olan en son ilahi din ile Müşerref olmasından sonraki asırlar içerisinde, bu dinin kabullenildiği ve bu din ile özdeşleşildiği bir dönemde,  Türk milletinin içerisinden böyle bir abide şahsiyet çıkararak, bu önemli dönüşümün nasıl özümsenmesi gerektiği yolunda topluma rehberlik etmiş olması, elbette bizim milletimiz için ilahi bir şanstır. Hoca Ahmet Yesevi’nin büyüklüğü ile ilgili vurgulanması gereken nokta; mektebinde sağlam bir Türk-İslam felsefesi ile yetiştirdiği Alperenleri, milletimizin büyük göçünün yönelmiş olduğu batıya, Anadolu’ya Kafkaslara ve Balkanlara yönlendirmiş olmasıdır. Bu durum Hoca Ahmet Yesevinin düşünce ufkunun ne kadar geniş olduğunu bizlere göstermektedir. O dönemde, Türk milletinin gelecek asırlar boyunca batıya akarak, geleceğini batıda arayacağını ve bu yeni coğrafyada yeni hâkimiyetler tesis edeceğini görüp, bir ömrü bu yola vakfetmek ve bu büyük seferin manevi köprülerini kurarak, bu büyük dönüşümün manevi zeminini sağlamlaştırmak için, yıllar boyu büyük bir sabırla insanları eğitip aynı coğrafyalara göndermek, ne büyük bir idraktir. Büyük Türk Mutasavvıfı Ahmet Yesevi, Türk dünyasının yetiştirdiği önemli şahsiyetlerden ve Türklüğün sembol isimlerinden biridir. Ahmet Yesevi’nin Türk tasavvuf geleneğinin kurucusu olması ve kendisinden sonraki büyük mutasavvflar, Yunus Emre, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli ve diğerleri üzerindeki etkisi, böylece Anadolu’nun bir Türk Yurdu haline gelmesindeki manevi rolü, İslamiyet’in dosdoğru anlayan ve anlatan, sade ve temiz üslubu, güzel Türkçemizin mimarlarından oluşu, insanlığın ihtiyacı olan yüksek değerleri daha o zamanlar dile getirdiği kardeşliğe, dostluğa, sevgi ve hoşgörüye dayalı düşünceleri bilinmektedir. Hoca Ahmet Yesevi’nin bu önemli hizmetlerinin yanında ifade edilmesi gereken en büyük hizmetlerinden birisi de dil konusunda olmuştur. Yaşadığı dönemde Arapça ve Farsça’nın Türk toplulukları üzerinde gittikçe artan tesiri ve hâkimiyetine rağmen, Ahmet Yesevi dil meselesinin bir millet için ifade ettiği önemi, milliyetin her şeyden evvel dil ile korunabileceğini tespit ederek, adeta Türkçeye yeniden hayatiyet kazandırmıştır. Arap ve Fars dillerini bilmesine rağmen, tüm hikmetli sözlerini tertemiz bir Türkçe ile söyleyerek ve bunu öğrencileri aracılığı ile yayarak, unutulmaya yüz tutmuş Türkçeyi yeniden canlandırmış, bir milleti öz diliyle barıştırmıştır. Yesevi kendisini Türkçe yazdığı için eleştirenlere şöyle demektedir. Sevmiyorlar bilginler sizin Türkçe dilini Erenlerden işitsen açar gönül dilini Ayet-hadis anlamı Türkçe olsa duyarlar Anlamına erenler başı eğip uyarlar Dil meselesinin yanı sıra Hoca Ahmet Yesevi’nin İslam dinini anlayış ve bunu Türk toplumuna iletişindeki isabet ile vermiş olduğu hizmeti de çok önemlidir. İslam’ın geniş Türk boyları arasında yayıldığı dönemlerde onun bilgiye, sevgiye ve hoşgörüye dayanan bir din anlayışıyla söylediği ve İslamlaşmakta olan Türk toplumlarına yaydığı hikmetleri, Türklerin İslamı dosdoğru anlayıp, dosdoğru yaşamasının önemli amillerinden birisi olmuştur. İslamın bilime, bilimde terakkiye, gelişmeye insan ve Allah sevgisine dayanan yönleriyle dosdoğru anlaşılıp, dosdoğru yaşandığı müteakip asırlar milletimizin İslam ile birlikte şahlandığı asırlar olmuştur. Yesevi, ilim üzerinde çok durmuş, inananların aydın kişiler olduğunu, bunların bilgisizlikten ve bilgisizlerden kısaca cahillikten uzak durduklarını anlatmıştır. “Bilgisizlik her kötülüğün kaynağıdır.”  demiştir. Yazımı Ahmet Yesevi’yi rahmetle anarak ve büyük takipçisi Yunus Emre’nin Pirinden öğrendiğini veciz bir şekilde anlattığı bir dörtlükle bitirmek istiyorum. Çalış, kazan, ye, yedir, Bir gönül ele getir Bin Kâbe’den iyrektir, Bir gönül ziyareti.
Bu haber toplam 150 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.