1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Park ve Ötesi
Park ve Ötesi

Park ve Ötesi

11.12.2011’târihinde Kırıkkale’de, mahalleme gidecek otobüsü beklerken çevreme bakıyorum ki ne göreyim?   Otobüs durağında belediye ekmek...

A+A-

11.12.2011’târihinde Kırıkkale’de, mahalleme gidecek otobüsü beklerken çevreme bakıyorum ki ne göreyim?   Otobüs durağında belediye ekmek satış büfesinin hemen ardında ve bir kahvehânenin yakınında 2 adet küçük park var.   Parkın çevresinde adını bilemediğim kırmızı tâneli süs bitkileri var. Tâneler ve o tâneleri bağrından çıkaran toprak ve bitkiler, hâl diliyle gülümsüyor, yaşama aşkı, yaşama sevinci sunuyorlar.   Kırmızı tâneler, insanlara yaşama aşkı, yaşama sevinci veriyor da insanlar bu aşkı, bu sevinci, bu sevdâyı fark ediyor, yaşıyorlar mı? Çoğu insanlar böyle bir şey yaşamıyor, gözlerini bileyip çevresine bilenmiş, keskin gören gözleriyle bakmıyorlar.   İnsanlar; bu aşkı, bu sevinci bu sevdâyı bakınız nasıl yaşamışlar? Bitkileri bağrında barındıran parklar, vefâsız insanların sallayıp savurdu poşet, pet şişe, kâğıt ve diğer kirli şeylerle doldurulmuş. Bu nasıl yaşama aşkı, bu nasıl yaşama sevinci?   Bu satırları okuyan bayan ve baylar! Kırmızı tâneli bitkiler, diğer bitkiler gibi, Zevâl bulmaz sonu gelmez Allâh’ı zikrederek, o güzel renge büründüklerini, aşk ile şavk ile kulağıma fısıldıyor, zihnime ve zihinlere nakşediliyorlar. Ancak; bâzı zihinler bu aşkı, bu sevgiyi, bu sevinci duymuyor, almıyor, kabul etmiyorlar.   Yanlış düşünce tarzınızı terk ettiğiniz takdirde, yukarıda yazdığım özellikler, hattâ daha güzelleri sizin zihninize de işlenecek, sizin zihninizde yer bulacak, sizin zihninizde onları benimseyecektir.   Kırmızı tânelerin ve onları yetiştiren bitkilerle diğer bitkilerin Allâh’ı zikrettiğini duymuyor, küçük-büyük parkları, dinlenme yerleri ile cadde ve sokakları, her tür kirli şeylerle kirletiyorsunuz. İnsanlar, kendinize geliniz! Yaratan insanı tertemiz yarattı. İnsan hem kendini hem yeryüzünü kirletiyor. Keskinli şâir hemşehrimiz Yesâri’nin aşağıdaki beytlerine göz atınız, kulak veriniz!   Karşıda bir çoban kaval çalardı, Dinlerdi nağmesin koyaklar bile. “Ağaçlar eğilip her doğruluşta, Aşkla fısıldardı yapraklar bile. Diyor da;   Çobanı, kaval sesini, ağaçların eğilip doğrulduğunda yaprakların aşkla fısıldadığını dinleyen sâdece koyaklar! Bitkilerin, Allâh’ı zikrettiğine inananlar, bitkilerin yüzünü, gözünü kirletmezler.   Parkın ve her varlığın zikrini, günün birinde acı acı duyar, acı çekerek dinlersiniz amma o zaman iş işten geçmiş olur.   Bitkileri oraya dikenler! Onlar elbette bu şehre, Kırıkkale’ye huzur getirmek için bitkileri diktiler. Niçin huzur getirmiyor da huzûru bozuyorsunuz? Allahtan korkmuyorsanız, bâri kuldan utanın. Kuldan utanmak önemli, hem de çok önemlidir.   Otobüs durağındaki pek çok insanın gözünün önünde o yerleri nasıl kirletebiliyorsunuz? O nasıl bir insan ki, barındığı çevreyi kirletiyor? O nasıl bir el ki, temiz yerleri kirletiyor?   Parkın yakınında bulunan ve otobüs durağına gelen insanlar! Siz, o yerleri kirleten, berbat eden insanları, biraz ince, biraz iğneli, biraz da acıyla karışık tatlı sözlerle uyarınız?   Neme lâzım mı diyorsunuz yoksa? Unutmayınız doğru ile yanlışı duyurmak, Müslüman’ın görevidir. Neme lâzım demek, azgınları değil, ibâdet eden, hattâ tatlı uykusunu terk edip, teheccüd namazı kılan birkaç milleti yok etti. Yaşamak istiyorsanız, yaşatmayı üstün tutunuz!

Belediye, çevreyi-parkları kirletenlere cezâ yazamaz mı? İnsanları kirli yaşamaya zorlayanlar cezâsız mı kalmalı? Kirletenin; temiz yaşayana cezâ vermesi gibi tavrı kabul edilebilir mi? 13.12.2011 1751-1752    
Bu haber toplam 206 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.