1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. ‘Paralel yapının da işbirliği…’
‘Paralel yapının da işbirliği…’

‘Paralel yapının da işbirliği…’

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Sadece Hakkari sadece Cizre değil yani daha önce de Şırnak merkez ve Yüksekova'da meydana...

A+A-
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Sadece Hakkari sadece Cizre değil yani daha önce de Şırnak merkez ve Yüksekova'da meydana gelen bazı olaylarda paralel yapının da işbirliği içerisinde olabileceği istihbaratı saklama noktasında veya operasyon yapmama konusunda bazı eylemlerinin tespit edildiği konuşuldu" dedi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, "Sadece Hakkari sadece Cizre değil yani daha önce de Şırnak merkez ve Yüksekova'da meydana gelen bazı olaylarda paralel yapının da işbirliği içerisinde olabileceği istihbaratı saklama noktasında veya operasyon yapmama konusunda bazı eylemlerinin tespit edildiği konuşuldu" dedi.  İlk defa halkın oylarıyla seçilen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Bakanlar Kurulu toplantısı sona erdi. Toplantının ardından basın toplantısı düzenleyen Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın göreve gelmesinin ardından Cumhurbaşkanlığı'nda da yeni başkanlıklar kurulduğunu hatırlatarak, "Ardından bu başkanlıklar 'gölge kabine' gibi çalışacak iddiaları ortaya atıldı. Bugün Sayın Cumhurbaşkanı bu başkanlıklarla ilgili size bilgi verdi mi?" sorusuna Arınç, "Cumhurbaşkanlığı'nda nasıl bir yapılanma olduğu ne kadar başkanlık kurulduğu, bunların ne şekilde çalışacağı kesinlikle gündemimizde yoktu. Bu konu görüşülmedi. Unutmayalım bugün Sayın Cumhurbaşkanımıza güzel sunumlar yaparken bakan arkadaşlarımız kendi görüşlerini de ifade ettiler, değerlendirmelerde bulundular. Bizim de bu görüşlere, değerlendirmelere büyük bir saygımız vardır. Biz bunlardan istifade etmek isteriz, yararlanmak isteriz. Ama bu konuları uygulayacak olan da karar altına alacak olan da hükümetimizdir. Yani 'Şu başkanlık kuruldu da şöyle çalışacak' şeklinde bir cümle bile geçmedi, ne Sayın Cumhurbaşkanımızın açış konuşmasında ne diğer konuşmalarda" yanıtını verdi. Hükümetin açıkladığı "Şeffaflık Paketi"nin zamanlamasına ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın rahatsızlıkları olduğu yönündeki haberlerin hatırlatılması üzerine Arınç, "Bu konuyla ilgili bir cümle bile konuşulmadı" dedi. "CHP PARTİ SÖZCÜSÜ'NÜN AĞZI PEK ÇOK ŞEYE MÜSAİT" "Bugünkü Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki toplantıyla ilgili 'Başkanlık sistemine geçildiği' yönünde eleştiriler geliyor. Bunu doğru buluyor musunuz?" sorusunu da cevaplayan Arınç, "Bunlar o kadar temelsiz düşünceler ve iç politika içerisinde o kadar tüketilen, sakız gibi çiğnenilen konular ki bunların ciddiyeti konusunda herkes çok dikkatli olsun. CHP'nin bütün sözcüleri nerede ağızlarını açsalar başkanlık sisteminden vesaireden bahsediyorlar. Yani parti sözcülerinin ağzı pek çok şeye müsait. Hakaretleri arka arkaya sıralıyorlar, Sayın Başbakanımızı da hedefe koyuyorlar. Bunlar bir siyasetçiye yakışmaz. Bugün cumhurbaşkanımız halk tarafından seçilen ilk cumhurbaşkanıdır. 2007 Ekim ayında yapılan referandumla 7 sene sonra böyle bir seçim yapılmıştır. Ancak cumhurbaşkanının görev ve yetkileri 1982 Anayasası'ndaki gibidir. 'Bu bir çelişki midir' diye soranlara o zaman 2007'de Cumhurbaşkanı Adayı Sayın Abdullah Gül Meclis'te seçilebilmiş olsaydı, 367'nin arkasına sığınıp da Meclis'i kilitleyenler insafa gelmiş olsalardı Anayasa değişikliği yapılmayacak ve yine cumhurbaşkanları Meclis tarafından seçilmeye devam edecekti. Meclis'te cumhurbaşkanlığı seçimini kilitleyip de halkın seçmesine yol açanların şimdi bundan şikayet etmeye hakkı yoktur. Parlamenter demokratik sistem bugün Türkiye'de yürümektedir. İleride seçimler oldu, büyük bir çoğunlukla yeni Anayasanın yapılması gündeme geldi. Anayasa yapılırken de bir Başkanlık Sistemi benzeri Türkiye için uygun görüldü, halk da referandumda buna 'evet' dediyse söylediklerinizin hepsi o Anayasa'dan sonra mümkün olabilecek. Yoksa 82 Anayasası yarısından fazlası değişmiş arada akortu bile kalmamış bir anayasa olarak yürürlükte kaldığı müddetçe bunları konuşmanın hiç gereği yok. En doğrusunu Sayın Bahçeli yaptı. O da bir siyasi partinin genel başkanıdır. Dedi ki 'Anayasa'da Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın Bakanlar Kurulu'na başkanlık etmesi yetkisi vardır. Biz bu yetkiye hiçbir şey diyemeyiz.' Ama diğerleri bunları diyemiyorlar. Neden, bunu bir eleştiri konusu zannediyorlar" açıklamasında bulundu. "Bugünkü toplantıyı biz ilk defa yapıyor olsaydık arkasından yirmi tane soru soruyor olmanız lazımdı" diyen Arınç, "Ama bunu daha önce Turgut Özal 7 defa yapmış, o günün gazete küpürlerine bakın, hiçbir aklı evvel 'Bu adam başkan mı oldu -rahmetli için söylüyorum- neden hükümetin toplantısında katıldı dememiş. Sayın Demirel gider ayak dördüncü defa başkanlık etmiş, rahmetli Ecevit ayakta, karşıda fotoğrafları var. Ama hiç kimse nereden aklına geldi de Bakanlar Kurulu'na başkanlık etti dememiş. Korutürk için Evren için Cemal Gürsel için sormamış. Ama şimdi Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı, Anayasa'da 40 yıldan beri yer alan bir yetkiyi kullanıyor, 'Vay başkanlık mı ilan etti' diye saçma sapan düşünceler. Bunun çerçevesinde konuşuyorlar. Sizleri tenzih ediyorum, çok basit çok sıradan çok saçma sapan şeyler bunlar. Sayın Cumhurbaşkanı yetkisini kullanıyor ve Bakanlar Kurulu'na başkanlık ediyor. Bir daha yapar mı, kendi takdirlerine bağlı. Başbakanımızla bu konuyu müzakere ederler, belli zaman periyotları içerisinde olmasa bile ihtiyaç duyulduğunda elbette bunların kullanılma imkanı vardır. Yani 'Başkanlığa giden yol' bir gazetede herkesin başına bir kavuk koymuşlar, eski tabirlerle kimisini sadrazam, kimisini insaf vekili yapmışlar. Böyle saçmalıklarla uğraşacaklarına yani Basın Yayın İlkelerine uygun, halkı doğru bilgilendirme, halkın gözü, kulağı olma noktasında daha ciddi işler yapsalar belki daha faydalı olacak diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. "FAİZLERDE BUGÜNLERDE MUTLAKA DÜŞÜŞÜN OLMASI GEREKTİĞİNİ BAKAN ARKADAŞLARIMIZ İFADE ETTİ" Toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın faiz indirimi konusunda bir değerlendirmesinin olup olmadığına yönelik soru üzerine Arınç, "Doğru. Ekonomi Bakanımızın ve Sayın Babacan'ın sunumları içerisinde çok müspet bir tablo ortaya çıktı. Yani faizler düşme istidadı gösteriyor. Cari açığımızda en önemli rolü oynayan akaryakıt fiyatlarında 106 dolarlardan neredeyse 45-50 dolarlara düşme görülüyor. Dünyadaki gidişat içerisinde bizim üretimimizi artırmamız, sanayiimimiz artırmamız, sanayiye can suyu vermemiz. Yeniden istihdamın artması, enflasyonun düşmesi noktasında faizlerin indirilmesinin beklendiği ifade edildi. Sanıyorum, yarın veya daha sonraki gün müdür Para Piyasası Kurulu'nun toplanacağı ve orada muhtemelen faiz indirimine gidileceğini sayın bakanlarımız bir temenni olarak ifade ettiler. Merkez Bankası hüviyeti itibarıyla bağımsızdır. Senede 2 defa Bakanlar Kurulu'na sunum yapar ve enflasyon hedefini tutturamazsa bir mektupla hatasını kabul eder. Bunlar basit işlemlerdir ama doğru olanı faiz politikalarında zamanı elbette doğru takip etmek ve Türkiye'de yatırımcılara, iş adamlarına ve piyasaya rahatlık sağlayacak tedbileri alabilmektir. Türkiye'de talep enflasyonu değil maliyet enflasyonu olduğuna göre bunun da en önemli girdisi faizler olduğuna göre faizlerde bugünlerde mutlaka bir düşüşün olması gerektiğini bakan arkadaşlarımız ifade ettiler" dedi. "PARALEL DEVLET YAPILANMASIYLA İLGİLİ İRTİBAT SÖZ KONUSU İSE OLAYLARIN VEHAMETİNİ GÖSTERMESİ BAKIMINDAN İLGİNÇTİR" Arınç, Hakkari'nin Cizre ilçesinde yaşanan olaylarda 3 emniyet görevlisinin halkı kışkırttığına ve bu olaylarda paralel yapının etkisi olduğuna dair iddialara da cevap verdi. Arınç, şunları kaydetti: "Sadece Hakkari sadece Cizre değil yani daha önce de Şırnak merkez ve Yüksekova'da meydana gelen bazı olaylarda paralel yapının da işbirliği içerisinde olabileceği istihbaratı saklama noktasında veya operasyon yapmama konusunda bazı eylemlerinin tespit edildiği konuşuldu. Farklı sebeplerle kolluk güçleri hakkında açılan idari soruşturmalar var, meslekten ihraç edilenler var, yargıda hakkında iddianame tanzim edilenler ve tutuklananlar var. Şüphesiz bunların hangi suçları işlediği, dosyaların neler olduğu dosyalarında açıkça yazılıdır. Hakkari'yle ilgili olarak spesifik bir şey söylemeyeyim ama bize verilen tablo içerisinde maalesef bazı işbirliklerinin olabileceği, bu işbirliği neticesinde de olaylara müdahale etmekte veya büyümesini önlemekte gecikmiş olabileceğimiz veya bu konuda bir tereddüt bir zaafiyet oluştuğunu, buna yönelik Mülkiye müfettişlerinin, polis başmüfettişlerinin inceleme yaptığını, bazı çok açık hareketleri tespit edilenlerin de 200 civarında meslekten ihraç, 700 civarında da memuriyetten çıkarmayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini ifade ettiler. Biz bir hukuk devletiyiz, hukuk devleti içerisinde herkes yaptığının karşılığını görecektir. O bölgede yaşanan olaylarda eğer paralel devlet yapılanması ile ilgili bir irtibat söz konusu ise bu gerçekten yaşadığımız olayların vehametini göstermesi bakımından ilginçtir. Paralel devlet yapılanması adı ne olursa olsun mücadele etmemiz gereken ve kesinlikle müsamaha etmeyeceğimiz bir yapıdır. Esasen bu ayrıntılı olarak görüşülmüş, daha önce de MGK tartışması yapılmış, karar bağlanmış bir konudur. Bu konuda MİT Müsteşarımız ve bakanlarımız da neler yapıldığı ve neler yapılacağı konusunda ayrıntılı bilgi vermişlerdir." "KIRMIZI BÜLTENLE TAKİP EDİLMESİ KONUSUNDA ADALET BAKANLIĞIMIZIN YAPTIĞI ÇALIŞMA SONUÇLANMADI" Bakanlar Kurulu toplantısında Fethullah Gülen'in iadesi ve hakkında kırmızı bülten çıkarılması noktasında bir gelişmenin söz konusu olup olmadığı sorulan Arınç, "Sayın Cumhurbaşkanımızın bir sunumu olmadı, bir açılış konuşması yaptı sonra da her konuda kendi düşünce ve değerlendirmelerini ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanımızın konuşmasında ve değerlendirmelerinde Fethullah Gülen'le veya kırmızı bültenle ilgili bir cümle yoktu. Bildiğiniz gibi Sulh Ceza Hakimliği bu konuda bir karar verdi. Kırmızı bültenle takip edilmesi konusunda Adalet Bakanlığımıza bildirimde bulundu. Adalet Bakanlığımızın bu konuda yaptığı çalışma henüz sonuçlanmadı. Sonuçlandığında hukuk içerisinde bunun gereği neyse yapılacaktır. Ama bugünkü gündemimiz içerisinde bu konuyu özel olarak görüşmedik" diye konuştu. Arınç bir soru üzerine, "Özel olarak Sermaye Piyasası Kanunu'nda bir değişiklik yapılmasına ilişkin herhangi bir konuşma olmadı, bir tasarı veya teklif hazırlığı bahsedilmediği" dedi. "MİT TIRLARININ SURİYE'DEKİ BAZI TERÖR ÖRGÜTLERİNE SİLAH TAŞIDIĞI" İDDİALARI "MİT tırlarının Suriye'deki bazı terör örgütlerine silah taşıdığı" iddialarının Batı basınında tekrar gündeme gelmeye başladığını sorulması üzerine Arınç, "Böyle bir konuyu kendi aramızda ilgili bakan arkadaşlarımızla konuştuk. Fevkalade çirkin, hiçbir doğruluğu olmayan iddialardır. Nitekim Hollanda'da bir milletvekilinin bu işe alet edilmesi ve konuyu parlamento gündemine taşıması birilerinin gayretkeşliği sonucunda olmuştur... Şimdi bunları tekrar ısıtıp piyasaya sürmenin elbette amaçları ama bunların Türkiye'nin El Kaide'ye, Suriye'de Batı basınının 'cihatçı' diye tabir ettiği terör örgütlerine yardım ettiği konusu bugünün yalanı değildir. En az 1 yıldır konuşulmaktadır, defalarca yalanlanmıştır. Buna ait ellerinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. O zaman bu işleri hükümeti suçlamak için malzeme haline getiren paralel devlet yapılanmasıyla ilişkili bir takım görevlilerin herhalde ellerindeki bu yalanları tekrar ısıtarak yurt dışına servis yaptıklarını öğreniyoruz. Hiçbir geçerliliği yoktur" yanıtını verdi.
Bu haber toplam 314 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.