1. HABERLER

  2. SPOR

  3. onlar önce vatan dediler! (2)
onlar önce vatan dediler!  (2)

onlar önce vatan dediler! (2)

Çanakkale Savaşlarının bitiminden sonra Seyit onbaşı 1909 yılında başlayan askerlik hayatını 1916 yılının sonunda bitirmiştir. Geriye döndüğünde...

A+A-

1

Çanakkale Savaşlarının bitiminden sonra Seyit onbaşı 1909 yılında başlayan askerlik hayatını 1916 yılının sonunda bitirmiştir. Geriye döndüğünde köyüne, bir türlü evine giremez. Çünkü bahçede 7 – 8 yaşlarında bir çocuk dolaşmaktadır. Ve içine bir şüphe, bir korku, bir kuşku dolar. Acaba hanım yeniden evlendi mi? Ancak bir bakar ki, o arada yanlışlıkla bir kayaya basar, kaya komşularının,  çalı çırpılı duvar havlusunda bir gürültü yaratınca. Anacağızı bağırır. Gelin! Bak bakalım! Seyidimin kokusunu duyuyorum der. Ve bunun üzerine açılan kapıdan içeriye girdiğinde, küçücük bir kız çocuğu bakar korkar. Çünkü saçı sakalı birbirine karışmış, vücudu yara bere içerisindedir Seyit Onbaşının. Yorgunluktan zor ayakta duran bir insan,  ondan sonra ellerini kaldırır  “yarabbi ne büyüksün ki; benim şerefim ve namusum olan bana bir vefalı hanım vermişsin, evlendim üç ay sonra askere gittim, demek ki, bir çocuğum olmuş, şerefiyle ve namusuyla bunlara kavuştuğum için şükürler olsun.” Yunan saldırıları başladığında, Edremit bölgesinde odunculuk yaparak, odun çekerek, devletten bir lira dahi Gazi maaşı almayan Seyit Onbaşı hayatını devam ettirmeye çalışırken; 1936 yılında M. Kemal Atatürk, Edremit’le bağlantılı Balıkesir, İzmir ve Çanakkale üçgenindeki yolu açmaya geldiğinde, bütün Valiler, Belediye Başkanları, Sayın Bakanlar, Milletvekillerin bulunduğu ortamda; İlk sorduğu insan “Bizim Seyit ne yapıyor?” Kimse Seyit’i tanımaz, kimse Seyit’i bilmez. Bütün Seyit’leri getirirler ama, o Seyit değildir. En sonunda yaşlı bir amca der ki; Çanakkale’yi kurtaran Seyit filan yerde odun kesiyor. Gider bulurlar. Hemen üstünü başını silerler, temizlerler. Bir söyleme göre Edremit Belediye Başkanının, bir söyleme göre Edremit Kaymakamının takım elbiselerinden bir tanesini kravatla beraber giydirirler. Seyit bir kendine bakar, bir elbiseye bakar. Tabi bu arada Gazi Komutan beklemektedir. Bir an önce huzuruna gider.  Atatürk derki; Seyit bu elbiseler senin mi? Nerede Paşam der. Bu elbiselerin benim olmadığı belli değil mi ? Bir taraf dirseğe gelir, bir taraf diz kapağına gelir. Kravat göğsünün üzerinde kalır. Ve ondan sonra Atatürk hiddetlenir, der ki; “Biz eğer bu gün burada özgürce, namusunuzla insanca yaşıyorsak işte bunu Seyit Onbaşılara borçluyuz. Siz ne terbiyesiz ne utanmaz insanlarsınız ki bu vatanın kurtulmasında dünya savaş tarihinde adıyla şanıyla bütün dünyayı durduran bir tek insan vardır! O da Seyit Onbaşıdır. Onu dahi bilemiyorsunuz.” “Geçmişini bilemeyenler, geleceğe doğru adım atamazlar. Karanlığa giderler. Yazıklar olsun size.” Daha büyük sitemler var tabi!

*         *          *        *       *

      1 m2’ye 6000 merminin düştüğü Çanakkale topraklarında çarpışan şehitlerimiz, dönmeyi düşünmeden gitmişlerdi. Bizlere, bu hayatın yeni sahiplerine inandıklarını teslim etmeye yürüdüler… Çünkü onlara ölmeleri emredildi, hepsi birden, gözünü kırpmadan öldüler…  Çünkü; onlar önce vatan dediler!     18 Mart Şehitler Günü anma ve Çanakkale Deniz Zaferinin 100. Yıldönümünün olduğu bu günde; Bu vatan için o günden bugüne canını veren tüm şehitlerimizi saygıyla anıyorum.                                              
Bu haber toplam 272 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.