1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Ölüm ve ötesi
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölüm ve ötesi

A+A-

Bazı sivri akıllıların “Kabir azabı Kur’an’da yok” diyerek kendilerinin kabir azabından kurtulacaklarını zannediyorlar. Oysa bu konuda birçok ayet vardır. İşte birisi: Yüce Rabimiz, Nuh süresinde, Nuh kavminin suya boğulduktan sonraki durumlarını şöyle anlatıyor: “Hatalarından dolayı boğuldula ve ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.” (Nuh/25) Daha kıyamet kopmadığına göre, bunların girdikleri ateş, ölümlerinden sonra kıyamete kadar olan ‘Alem-i berzah’ kabir alemi denilen yerde ruhların bekletildikleri yerdir. Burası da Hz. Peygamber’in hadis-i şeriflerinde buyurduğu gibi “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir çukurdur, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.

Diğer bir hadis-i şerif bu konuya daha net bir açıklık getirmektedir:  Bera b. Azib (r.a.)den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Peygamberle beraber esnardan bir adamın cenazesinde bulunmuştuk. Beraber kabre vardık. Daha lahid (kazma işi) tamamlanmamıştı. Rasûlullah (s.) oturdu. Bizler de etrafına oturduk. Sanki başlarımızda kuş varmış gibi (kimse kıpırdamıyordu). Elinde bir çöp vardı, yeri eşeliyordu. Mübarek başını kaldırdı ve iki ya da üç kere şöyle buyurdu: “Esteîzü billâhi min azâbilkabri” (Kabir azabından Allah’a sığınırım.) Bir mü’min kul, dünyayı bitirip ahirete yönelince onun üzerine gökten yüzleri güneş gibi parlayan bembeyaz yüzlü melekler inerler. Yanlarında cennet kefenlerinden bir kefen ve cennet kokularından kefene saçılacak güzel kokulu şeyler getirirler. Gelip göz alabildiğince dolup otururlar. Sonra ölüm meleği ‘Azrail’ (as.) gelir ve başucunda oturur ve “ey temiz ve güzel nefis (can, ruh)! Çık rabbinin mağfiretine ve rızasına” der. Ruh, su kabından suyun damladığı gibi çıkar. Onu eline alır ve hemen diğer melekler göz kırpması kadar zaman içinde onun elinden alırlar ve o getirdikleri kefene sararlar ve üzerine o kokulardan dökerler. O kişiden o zaman yeryüzündeki en güzel kokular gibi kokar dağılır.” Efendimiz devamla buyurdular ki: Melekler o ruhu alıp meleklerden mukarreb meleklerin yanlarından geçerken onlar: “Bu güzel, hoş, tayyib ruh kimdir?” derler. Onlar da, bu kişinin dünyada çağırıldığı en güzel ismini söyleyerek: “Bu, falan oğlu falandır” derler. Böylece ta dünya semasına (birinci kat semaya) varıp, kapının açılmasını isterler. Kapı onlara açılır. Oradaki melekler de onlara katılarak ondan sonraki, ondan sonraki, ta yedinci kat semaya kadar bunlara eşlik ederler. Allah Azze Celle: Bu kulumun kitabını İlliyyîn’e (yüceler yücesi kitaba) kaydedin ve tekrar dünyaya iade edin. Çünkü ben onları topraktan yarattım, tekrar toprağa iade edeceğim ve sonra tekrar oradan dirilteceğim” der. Böylece ruhunu, cesedine iade ederler. Ona iki melek gelir ve onu (ruhu) oturturlar ve: Rabbin kimdir? diye sorarlar. Rabbim Allah’tır, der. Dinin nedir, derler; Dinim İslam’dır, der. Size peygamber olarak gönderilen şu adam hakkında ne dersin, derler. O, Resûlullah Sallallâhü aleyhi vesellemdir, der. Bu konuda bilgin nedir, derler. Allah’ın kitabını okudum, iman ettim ve tasdik ettim, der. Gökten şöyle bir nida gelir: “Kulum doğru söyledi. Cenneti ona döşeyin ve ona cennet elbiseleri giydirin ve ona cennetten bir kapı açın” ona cennetin hoş kokuları gelir ve güzellikleri (görünür). Göz alabildiği kadar kabri genişletilir. Onun yanına güzel giyimli, güzel yüzlü ve güzel kokulu bir adam gelir. “Seni, sevindirecek bir şeyle müjdeliyorum; İşte (dünyada iken cennete gideceksin diye) va’d olunduğun bu gündür” der. Ey güzel yüzlü insan, bana ne güzel şeylerle geldin, sen kimsin? der. O da: ben senin Salih amellerinim, yaptığın hayırlarım, der. (O zaman o kişi:) Ya rabbi! Kıyameti kopar da çoluk çocuğumun, mallarımın yanına gideyim, der. Efendimiz devamla şöyle buyurdu: kâfir bir kul ise, dünyada işi bitip ahirete yöneldiği zaman, onun üzerine semadan simsiyah yüzlü melekler yanlarında simsiyah elbiselerle inerler. Göz alabildiği kadar gelip etrafında otururlar. Sonra ölüm meleği (Azrail as.) gelip başucunda oturur ve: “Ey habîs, pis nefis (can) çık Allah’ın gazabına (doğru)” der. Ruhu cesedinden yaş yünden şiş çeker gibi ayrılır. Ölüm meleği onu eline alır almaz öbür melekler hemen onu alırlar ve o getirdikleri siyah elbiselere sararlar. Ondan, yeryüzündeki en pis kokan cifeden daha pis, daha kötü bir koku çıkar yayılır. Onu alıp semaya doğru yükselirler. Giderlerken yolda uğradığı her melek topluluğu: “Bu habîs, pis koku nedir?” derler. Onu götüren melekler de bu adamın dünyada en sevmediği bir isimle: “Bu, falan oğlu falandır” derler. Ta ki dünya semasına vardıklarında semanın kapısının açılmasını isterler. Kapı açılmaz. Bu anda Rasûlullah (s.) şu ayeti okudu: “onlara göklerin kapıları açılmaz. Onlar, deve iğne deliğinden geçinceye kadar cennete de giremezler”(A’raf/40) Allahü Teâlâ şöyle buyurur: “Bunun kitabını yerin en alt tabakasında bulunan ‘Siccîn’ dosyasına kaydedin.” Onun ruhu aşağıların aşağısına atılır. Sonra Rasûlullah s. Şu ayeti okudu: “Allah'a şirk koşan kimse, gökten düşüveren ve kuşların didik didik edip kapıştığı birine yahut rüzgârın uzak ve ıssız bir yere savurduğu kimseye benzer.”(Hac/31) sonra ruhu cesedine iade olunur. Cesedinin yanına getirilir. İki melek gelip o ruhu oturturlar ve: “Men rabbüke-Rabbin kimdir?” derler. O “hââh, haah, şey, şey; bilmiyorum” der. Melekler: “vemâ dinüke-Dinin nedir” derler. O gene: “Aah, vaah, bilmiyorum” der. Melekler: “kendi içinizden size gönderilen şu adam (Hz. Muhammed) hakkında ne dersin?” derler. O gene: ah vah, bilmiyorum” der. Bir münadi şöyle nida eder: “yalan söyledi, ona ateşten bir döşek serin. Ona cehenneme doğru bir kapı açın da onun zehiri ve yakıcı sıcağı ona gelsin” der. Kabri öyle daralır, öyle sıkar ki kaburgaları birbirine geçer. O anda çok çirkin suratlı, çok çirkin giyimli ve çok pis kokulu bir adam gelir yanına: seni kötülüklerinle, sana va’d olunan bu gününle müjdeliyorum, der. Sen kimsin ki bana kötülükler getirdin, der. O: ben senin kötü, pis amellerinim, der. Adam (hiretteki azabının daha kötü olacağını anladığı için) ya rabbi, kıyameti koparma!, der. (Ebu Davud sünnet-kader/27, Ahmed 4/287, 288) Nesâî ve İbn-i Maceh, zühd/31 hadisin bir kısmını değişik lafızlarla tahric etmişlerdir.)

Bu yazı toplam 207 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.