1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Ölüm üzerinde düşünme ve ibret alma! -4-
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölüm üzerinde düşünme ve ibret alma! -4-

A+A-

Ses ve görüntü gayet netti. Sayfaları çevirdikçe gizli açık her ne yaptıysa hepsinin kaydını gördü. Ayriyeten yaptıkları sırasında kalbinden geçirdiği gizli düşünceler de not edilmişti. Bir kez daha çöktü. Bazıları gruplar halinde toplanıyor, toplu olarak hareket ediyorlardı. Başlarında bazı kişiler vardı. Kimisi önderiyle kavga ediyordu “senin yüzünden bu hale düştük” diyenleri duydu. Bazıları ise önderinin yanında olmaktan mutlu idi; “iyi ki senin ardında olmuşum” diyorlardı. Bir kaçış yeri bulabileceğini düşündü. Bu kadar kalabalık olduğuna göre bir yerlerden kaçabilirdi. Eh olmadı, kalabalıkta kaybolabilirdi. Kendisi gibi düşünen milyarlarca insan gibi o da o yana bu yana ümitle koştu. Her gittiği yönden muhafızlarca geri döndürüldü. Ümidini kaybetti, tükendi. Bir kez daha çöktü. Sonra mahkeme başladı. İnsanlar tek tek çağrılıyor; hesapları görülüyordu. “Bu kadar insan var, sıra bana gelene kadar…” diye düşünecekti ki sıra kendisine geliverdi. Adıyla çağrıldı; nasıl oldu anlamadan kendisini buldular ve Hakim-i Mutlak olan Allah cc’nün huzuruna çıkardılar. Tek başına idi; sağına baktı, cehennem alevlerini gördü. Solun baktı; aynı alevleri gördü. Arkasına baktı, aynı alevleri gördü. Önüne baktı, eline verdikleri kitap önünde açıktı ve amelleri kendisini bekliyordu. Bir kez daha çöktü. oku kitabını diye hitap edildiğini duydu. Sanki bütün hücreleri bir kulak olmuş gibi, sanki bütün kâinat aynı sözü söylemiş gibi dehşetle duydu bu sözü.  “her şey ortada; diyebileceğim bir şeyim yok” diye inledi. “şahitler dinlensin” dedi aynı ses. Bir anda dünyada iken karşılaştığı, bir şekilde bir araya geldiği herkes getirildi. Her biriyle ayrı ayrı davasının görüleceğini anladı. Annesi, babası, eşi, çocukları, arkadaşları, iş yerindekiler, müdürler, başkanlar, işçiler, komşular, akrabalar.. hatta çaycı, toplantı yaptığı firma temsilcisi, mahalle bakkalı, caminin imamı-müezzini…   Her biri tek tek geliyor, O’nun aleyhine konuşuyor, O’ndan hak talep ediyorlardı. Bir tanesinin bile lehinde konuşmadığını, hepsinin sadece kendini korumaya çalıştığını dehşetle fark etti. Her şeyin bittiğini anlıyordu. Yolun sonuydu ve kendisini kurtarabilecek hiçbir şey yoktu. O sesi bir kez daha duydu:  “biz, sana bizim ayetlerimizi düşünüp onlara tabi olacak kadar bir ömür vermedik mi? Ayrıca size elçimizi de göndermedik mi?” (Fatır/37) sKırık dökük bir sesle “evet Ya Rabbi. Hem ömür verdin; hem ayetlerini gösterdin. Hem de Peygamber gönderdin. Ama ben yanlış yolu seçtim. Bana bir kez daha imkân verirsen doğru yolu seçip, Senin istediğin gibi bir kula olacağım. Söz veriyorum!” Birden gözlerini açtı. Yatağında bir ölü gibi upuzun yatıyordu. Kan ter içindeydi. Elini kolunu yokladı; hayatta idi. Mahşer hayatı değil, kabir hayatı değil; dünya hayatında idi. Daha ölmemişti. Rabıta-i mevt yapmaya niyet etmiş; yatağına uzanmıştı. Ölmeden önce ölmeyi tecrübe etmiş; geleceğini şimdiden görmüştü.  Artık ne yapacağını, nasıl yaşayacağını çok iyi biliyordu. Son sözlerini tekrar etti:  “evet, Ya Rabbi. Hem ömür verdin; hem ayetlerini gösterdin. Hem de Peygamber gönderdin. Ama ben yanlış yolu seçtim.  Bana bir kez daha imkân verirsen doğru yolu seçip, Senin istediğini gibi bir kula olacağım. Söz veriyorum!”

 

 

Bu yazı toplam 228 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.