1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Ölüm üzerinde düşünme ve ibret alma! -3-
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Ölüm üzerinde düşünme ve ibret alma! -3-

A+A-

Sorular bitmişti ancak hiçbirine cevap verememişti. yazık” dedi, gelen iki melekten biri; “çok yazık. Bu kadar yıl imkân verilip de şu dört sorunun cevabını öğrenmeden gelmene çok yazık!” “bizimle gel” dedi, öteki.. cevabını beklemeden, gelmeyi isteyip istemediğini sormadan alıp götürdüler.. Mezarlıkta kimse kalmamıştı… Güzel bir bahçeye geldiler. Ağaçlarda kuşlar cıvıldıyor, minik minik dereler çağıldıyordu. Çocuklarının koşup oynadıklarını gördü, eşi de çok güzel bir villanın önünde ayakta duruyor, kendisine bakıyordu. Bir ümitle sordu: “burası benim mi; beni buraya getirdiğinize göre?” “senin için hazırlanmıştı” dedi, gelenlerden biri; “ancak buraya sahip olmak için gereken bedeli ödemedin. Bu yüzden burayı kaybettin” Üzüntüsünden kahroldu. Böyle bir yer için neler verilmezdi.  Dünyadaki ev için yıllarını harcarken, bu güzel bahçe ve içindekiler için hiç yatırım yapmadığı için kahroldu. Bu kadar değerli bir yatırımı nasıl da kaçırmıştı.. Tam “burada kalmamın bir yolu yok mudur?” diye soracaktı ki, alıp götürdüler. Başka bir yere getirdiler. Burası da bir bahçe gibiydi ancak her yer yanıyordu. Ağaçlar alev alevdi; derelerde su yerine alev akıyordu. Taşlardan alevler çıkıyordu. Birden bire her alev huzmesinin yanında bir bilgi notu olduğunu gördü. Alevin kaynağını not etmişlerdi..  Bazılarını okudu: … tarihinde söylediği yalanın karşılığı; … tarihinde yaptığı yolsuzluğun karşılığı; … tarihinde aldığı rüşvetin karşılığı; … tarihlerinde kılmadığı namazların karşılığı… Bunlar hep kendi hayatı idi. Yapıp ettikleri ve yapmayı terk ettikleri birer alev kapanı olmuş; kendisini bekliyordu. “burası senin mekânın” dedi yanındakilerden biri; “ahiret hayatında ikametgâhın burası olacak.” Gök kubbe üzerine çökse ancak bu kadar yıkılabilirdi. Çöktü kaldı.. Geri döndüler; mezarını ve mezarda yatan bedenini gördü. Herkes dağılmış, kimse kalmamıştı. “bütün sevdiklerim yalanmış” diye hayıflandı. “artık bedeninle ve dünya ile irtibatın kalmadı” dedi, yanındaki. “bulunduğun boyut, berzah boyutudur. Senin için kıyamete kadar burada bekleyeceksin. Hiçbir şeyle irtibatın olmayacak;  sadece şu pencereden ahiretteki yurdunu seyredeceksin” “durun” demeye kalmadı; önünde devasa bir pencere açıldı. Biraz önce gezdirildiği ve burası Cehennem’deki ikametgâhındır dedikleri yeri bir bütün olarak gördü. Alevlerin sıcaklığı yüzünü yaktı. Öyle bir âlemdi ki seyrediyordu ancak içindeydi. Alevler içindeki kendisiydi. Hem içinde hem dışındaydı. Kaçmak istiyor, kaçamıyordu. Korunmak istedikçe yanıyordu. Bir kez daha çöktü. Vakit hesabını çoktan kaybetmişti. Saat, gün, ay, yıl, asır.. ne kadar vakit geçti, bilmiyordu.. Bazen ateşlerle yanıyor; bazen elinden kaçırdığı o güzel bahçenin hayaline kapılıp hasretle kahroluyordu. Birden bir ses duyuldu; kulakları sağır eden bir ses. Her şeyin birbirine karıştığını gördü. Önündeki ekran kapandı. Derin bir sessizlik, korkunç bir yalnızlık her tarafı kapladı. Sanki uzay boşluğunda idi; bütün yıldızlar sönmüş ve müthiş bir karanlık içre tek başına kalmıştı. Azabın bittiğine sevinmişti; ancak sevinci ne kadar sürecekti? Kulakları sağır eden sesi tekrar duydu. Birden bire bedeniyle tekrar birleştiğini fark etti. Sağını solunu yokladı; kendine dokundu. Evet, yaşıyordu; eli, ayağı, gözü kulağı yerli yerindeydi. Tam “çok şükür” diyecekti ki etrafında olanları gördü.  Dört bir yanda kendisi gibi insanlar vardı. O kadar kalabalıktı ki. Sanki bütün insanlığı tek bir meydana toplamışlardı. Bahar mevsiminde topraktan çıkan fasulyeler gibi topraktan insan çıkıyordu. Her çıkan şaşkınlıkla kendini yokluyor, sonra etrafına bakınıyordu. Dudaklarından herkesin dudağından dökülen bir söz döküldü: “Bu Rahman olan Allah’ın va’d ettiği mahşer günüdür. Peygamberlerin söyledikleri doğru imiş!”(Yâ Sîn/52) Birden yanına birisi geldi. Sol eline bir kitap verdi. “bu, senin yapıp ettiklerini kaydettiğimiz kitaptır. İçindekilere bir göz at istersen. Birazdan bunlarla yüce mahkemeye çıkacak ve hesap vereceksin” Kitabın sayfalarını açtı. Kendi hayatını an-be-an kaydetmişlerdi.

 

 

 

Bu yazı toplam 161 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.