1. HABERLER

  2. SPOR

  3. oğlum’a !
oğlum’a !

oğlum’a !

     2010-Oğlum askerde!  Yedi yıl önce yazmıştım oğlumun doğum gününde… 30 Eylül 1985 Pazartesi günü okullar açılmış, kızım ilkokula...

A+A-

    çağdaş

2010-Oğlum askerde! 

Yedi yıl önce yazmıştım oğlumun doğum gününde… 30 Eylül 1985 Pazartesi günü okullar açılmış, kızım ilkokula başlamıştı. Öğretmeni sormuş! - Kaç kardeşsiniz? - Kardeşim yok öğretmenim! 1 Ekim 1985 Salı günü okula gittiğinde, öğretmenine; - Benim bir kardeşim oldu öğretmenim demiş. Doğru söylemişti kızım. Pazartesi günü kardeşi yoktu. Pazartesi günü geç saatlerde eşimin doğum sancıları sıklaşmış ve devlet hastanesine götürmüş ve sabaha karşı da, doktor ve hemşirelerin gözünüz aydın dediğinde, gün ağarmaya başlamıştı. Bir oğlumuz olmuştu. Doktor ve hemşirelerden sonra ilk gören ben olmuştum. Babaannesi de, doğum için Kayseri’den gelmişti. Babaannesine müjdelediğimde nasıl sevinmişti. Sevinirken de gözlerinden yaşlar da akmaya başlamıştı. Bende ona çekmişim, görüntümle tezatlaşıyorum bu konuda. Türk filmlerini seyrederken çok gözyaşı dökmüşümdür. Benim de gözlerimden yaşlar süzülmeye başlamıştı. Neden ağladığını anlamıştım. Bir yıl önce ablam kalp ameliyatından kurtulamamıştı. 32 yaşındaydı. O aklına gelmişti. O gün bugün evlat acısıyla yanar durur annem. Onun da bu sevinci yaşamasını, görmesini istemişti. Bir de ilk erkek torunu oluyordu oğlum. Nedense bizim Anadolu insanının erkek çocuğa düşkünlüğü fazladır. Özellikle de kadınlarımızın. Belki de kız çocuğu istememelerinde, kendi çileli hayatlarını görüyorlardır. Belki de haklıdırlar kadın olarak. Anadolu'da daha da zor kadın olmak kız olmak. Erkeklerle aynı özgürlüğe sahip olamamanın öfkesidir, kızgınlığıdır. Kendi çileli yaşamlarını kızları torunları çekmesin diyedir. Oğlum ikinci çocuğumuz olarak bu dünyada yerini alacaktı.  İşte o günkü çocuğumuz, büyüdü de adam oldu derler ya! Hukuk Fakültesini bitirerek istediği meslek olan Avukatlığı seçti. Yedek subay olarak askerlik yaptı. Kendi kararıyla İstanbul’un yolunu tuttu, hayatını orada sürdürmeye devam ediyor. Yıllar öncesinin kara gözlü sevimli çocuğu, şimdi yakışıklı birazda çapkın bir delikanlısı oldu. Babasına çekmemiş. Sözü nereye getireceğim. Geçen gün katıldığımız bir düğünde nikah memuru söylemiş, eşimin dediğine göre; “Kız evden gider, oğlan elden gider.” Bizim oğlan da elden gitmişti şimdiden.  Kırıkkale dışında olduğu için, oğlumuz da, evli olan kızımız da yok yanımızda. Neyse canları sağ olsun, mutlu olsunlar, gelecek günler ve yaşam onları bekliyor. Biz büyükleri olarak onların iyi insan olması için gerekeni yapmaya çalıştık, çalışıyoruz. Biz ne yaparsak yapalım, belli bir yaştan sonra olaylar sizin yani bizim dışımızda gelişiyor. Aynı su gibi yolunu buluyor. Bir ırmağın, bir kaynaktan doğup yatağını bulduğu gibi, insanda aile çevre, sosyal ve genetik etkiyle kişiliğini buluyor. Annenin ve babanın yapabildiği ise, küçük taşkınlara engel olabilmek. Ne kadar etkili olunabiliyor o da ayrı bir tartışma konusu. Kayseri’ye beraber ziyarete gittiğimizde; dedesi devamlı bana da bakarak takılır; “Baba oğluna bir bağ bağışlamış ta; oğlu ona bir salkım üzüm vermemiş.” diye! Biz ne bağ bağışlıyoruz, nede bir salkım üzüm! Ona gönül sevgimizi bağışlıyoruz. Ne kadar büyüseler de onlar bizim çocuklarımız... Yaşam ve yaşamak en güzel günlerde onların da hakkı... Geçen yıl da doğum gününde birlikte olamadık. Bu sene de olamayacağız. Küçüklüğünde sana yaptırdığımız pastanın üzerindeki mumları üfleyişin gözlerimin önüne geldi.  Sevimli kara gözlü, şimdi ise yakışıklı delikanlı olan oğlum. Gerçi kuzguna yavrusu güzel gelirmiş derler. Öyle de olsa böyle de olsa benim oğlum, aslan oğlum gerçekten yakışıklı. Sana ne şirket, ne villa, ne de bir araba gönderiyorum. Sana yüreğimi gönderiyorum. Ayrıca, doğum gününün pastası benden, üzerindeki mumları birlikte üfleyelim. Babalar gününde ablanla birlikte aldığınız akıllı telefonu kullanmaya başladım. Yani sayenizde ben de akıllandım. Fakat, check-in(çekin), whatsapp falan diyorlar onları daha beceremiyorum. Artık sen pastanın mumlarını üflerken gönderirsin. Biz de geri kalmayalım uyalım çağımızın teknolojik gelişmelerine! Doğum günün kutlu olsun Oğlum! Yaşamda seni nasıl bir hayat bekliyor bilemem ama, sen benim kara gözlü, sevimli küçük oğlumsun. Her zaman yanındayım.

 pasta

            Sağlıklı, mutlu, başarılı nice nice yılların olsun...

Bu haber toplam 224 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.