1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Niye ağladığımı kimse anlamadı.
Niye ağladığımı kimse anlamadı.

Niye ağladığımı kimse anlamadı.

       Senelik iznimin bir kısmını  oğlumun yanında geçirmek üzere hafta sonu, İstanbul'a geldim. Şimdi gelmemizi istiyor. Bakalım ilerde isteyecekler...

A+A-
ALAATTİN KARAER

       Senelik iznimin bir kısmını  oğlumun yanında geçirmek üzere hafta sonu, İstanbul'a geldim. Şimdi gelmemizi istiyor. Bakalım ilerde isteyecekler mi? Onun için gidip geliyoruz. İlerde bu beraberlikler zor yaşanır.

      Oturduğu evin karşısında bir okul var. Pazar günü evin salonundaki pencereden dışarıyı seyrediyorum. Karşıdaki Dr. Tevfik Sağlam Ortaokuluna girenler çıkanlar var. Veli toplantısıdır diye düşündüm. Ancak öğrenciler de görünüyordu. Akşam saatlere kadar devam etti... Sonradan 10 Kasım hazırlığı olduğunu düşündüm. Pazartesi sabah bu okuldaki 10 Kasım törenini izlemeyi düşündüm. Evin penceresinden görülmesine ve duyulmasına rağmen... Çünkü yıllar oldu okullardaki törenleri görmeyeli! Saat dokuza yaklaşırken öğrenciler okulun bahçesinde yerlerini aldılar. Yerlerinde durdurmak kolay mı bu yaştaki çocukları. Öğretmenler sarmış etraflarını. Konuşmayın, kesin sesinizi, önünüze dönün... gibi öğrenciliğimizde duyduğumuz sözler... Siren sesinin, arkasından İstiklal Marşı devam etti. İşte o sıralar yandaki, tam karşıma gelen apartmanın sakinleri salonlarının pencerelerini açmış vaziyette esas duruştalar. Atatürk'e olan saygılarını bir dakikalık sürede olsa göstermeleri gurur vericiydi. Bir dakikalık saygı duruşuna gelmeyen, tahammül edemeyenleri çok görmüştüm. Açılış konuşmaları, şiirler... BİR TUTKUDUR MUSTAFA KEMAL Bir Tutkudur Mustafa Kemal; Nice sevdalara değişilmeyen. Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur, Bir baştır, vazgeçilmeyen...   Bir Türküdür Mustafa Kemal; Suskun ağızlarda söyleşir, durur. Çaltıburnu'nda gözetir denizi. Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur... Beni etkileyen; 1923’te 10 yaşındaki Amerikalı bir çocuk Mustafa Kemal Paşa’ya bir mektup yazıp resim istemesi ve o günkü çocuğun yıllar sonraki duygusu! Türk tarihinin en karışık günlerinde çocuğa cevap yazan Gazi, bir de tavsiyede bulundu: Türkler hakkında her söylenene araştırmadan inanma! Curtis LaFrance, o zamanlar 10 yaşında bir çocuktu. Amerikan bağımsızlık mücadelesinin kahramanı, yeni kıtaya ‘özgürlük’ fikrini aşılayan Fransız Lafayette’in soyundan geliyordu. Özgürlük hikayeleriyle büyümüştü. Çok uzak bir ülkede, tam 9000 kilometre ötede, Anadolu’da verilen Kurtuluş Savaşı kanını kaynattı. ‘Angora'(Ankara) adlı küçük şehirde kurulan yeni devletin Reis’iyle yapılmış bir röportaj gördü bir gazetede. Heyecanlandı, etkilendi. Yaşına başına bakmadan oturup – tesadüfe bakın ki, Cumhuriyet’in ilanından tam bir gün önce, 28 Ekim 1923 günü – Gazi Paşa’ya bir mektup yazdı. Bir imzalı fotoğraf istedi uzaktaki kahramanından. Pek umudu yoktu ama, çocukluk heyecanıyla bekledi yine de. Derken bir gün bir mektup getirdi postacı. İlk kez kendi adına yazılmış bir mektup. 10 yaşındaki ‘Mister’ Curtis LaFrance’a. Hem de kimden! Çocuk içgüdüsüyle uzaktan önemini anlayıp hayran olduğu Gazi Mustafa Kemal’den. ’ Curtis’in, ilkokul son sınıf öğrencisiyken, babasının daktilosunda oturup yazdığı mektup şöyle : ‘Gazi Mustafa Kemal Paşa Angora-Türkiye Sayın Efendim, Ben 10 yaşında, Amerikalı bir çocuğum. Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum. Siz ve Bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum. Türkiye hakkında bir defterim var ve şimdiden siz ve Bayan Kemal hakkında birçok yazı ve resim topladım. Lütfen bir Amerikalı çocuğa bir küçük not ve bir imzalı fotoğrafınızı gönderin. Birgün, Türkiye’yi görebileceğimi umut ediyorum. Saygılarımla, Curtis LaFrance’ Türk tarihininin belki de en zorlu dönemlerinde, Amerikalı küçük bir çocuğu ciddiye alan, vakit ayıran, oturup eliyle bir mektup yazan Gazi Mustafa Kemal, bir de bu mektubu İngilizce’ye çevirtip daktilo ettirmiş. Adeta Türkiye Cumhuriyeti’nin hâlâ bugün bile uğrayacağı haksızlıkları önceden bilmiş ve 27 Kasım 1923 tarihli mektubunda Curtis’e şu nasihatte bulunmuş: 'Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti – Hususi Ankara, 27.11.1339 (1923) Mister Kurtis LaFrans’a Mektubunuzu aldım. Türk vatanı hakkındaki alâka ve temenniyatınıza (iyi düşüncelerinize) teşekkür ederim. Arzunuz vechiyle (arzu ettiğiniz şekilde) bir aded fotoğrafımı leffen (ilişikte) gönderiyorum. Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegâne tavsiyem, Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarıyla (gerçekmiş gibi) bakmayıp kanaatlerini mutlaka ilm; ve esaslı tedkikata (araştırmalara) isnad ettirmeye (dayandırmaya) bilhassa atf-ı ehemmiyet eylemeleridir (önem vermeleridir) . Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı (başarılı ve mutlu olmanızı) temenni eylerim. Türkiye Reisicümhuru Gazi Mustafa Kemal’ LaFrance iş hayatına atıldıktan sonra Ankara’da Polatlı Belediyesi’ne itfaiye aracı sattığını, yıllar önce ise gemiyle çıktığı bir Akdeniz gezisinde İstanbul’u ziyaret ederek çocukluk hayalini gerçekleştirdiğini söylüyor.  ‘1938’de Atatürk’ün ölüm haberi geldiğinde 25 yaşında bir delikanlıydım.      Niye ağladığımı kimse anlamadı.’  
Bu haber toplam 247 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.