1. HABERLER

  2. SPOR

  3. NE OLMUŞ OLABİLİR? SİZ SÖYLEYİN!
NE OLMUŞ OLABİLİR? SİZ SÖYLEYİN!

NE OLMUŞ OLABİLİR? SİZ SÖYLEYİN!

         Allah’ın insanlara yüklediği sorumluluklardan biri OKU emridir. Okumuyoruz. Emirlerinden biri de fidan dikin emridir. Bir insan ölüyorken bile...

A+A-
         Allah’ın insanlara yüklediği sorumluluklardan biri OKU emridir. Okumuyoruz. Emirlerinden biri de fidan dikin emridir. Bir insan ölüyorken bile elinde bir fidan varsa onu toprağa diksin emridir. Bir başka ifade de şöyledir. Kıyametin kopacağını biliyor olsanız bile fidan dikiniz emridir. Dikiyor muyuz? Hayır. Dikmiyoruz. Şahsım olarak fidan dikme, ağaç yetiştirme konusunda üzerime düşen görevi yapmak için çabalarım. Bir sonbahar günü pazara gittim. Üç kilo badem çekirdeği, bir kilo zerdali çekirdeği, bir kilo da ceviz çekirdeği satın aldım. Kasım ayının içinde, havaların güzel olduğu bir gün araziye gittim. Boş bir alana bir derenin yamacına götürdüğüm tohumları diktim. İki üç gün uğraştım. Tohumları diktim. Tahminen dört dönüm kadar yere tohumlarımı diktim. Nisan ayının sonları oldu. Şu benim diktiğim tohumlar çıkmış mı diye bakmaya gittim. Allah’ıma çok şükürler olsun. Benim diktiğim tohumların yüzde doksanı çıkmış. Çok sevindim. Temmuz ortalarında tekrar gittim.  Otuz cevizim, altı yüz bademim, dört yüz zerdalim çıkmış. On beş santim kadar boyları uzamış. Üç gün gittim. Tüm fidancıkların dibinin otunu aldım. Çevrelerindeki toprağı gevşettim. Havuzlarını yaptım. Sonbahar geldi. Aynı yere yine gittim. Ancak gördüm ki, yaz sıcakları benim ceviz ve zerdali fidanlarımı kurutmuş bademlere bir şey olmamıştı. İkinci sene Kasım ayının içinde pazara gittim. Ceviz ve zerdali sıcaklara dayanmıyor diye, bu sefer hep badem satın aldım. Havanın iyi olduğu bir gün, yine alana gittim. Badem çekirdeklerimi diktim. Hatta giderken Mustafa diye bir komşum var. O da beraber gidelim ağabey dedi. Onunla badem çekirdeklerini, önceki yıl yaptığım şekilde boş yerlere diktik. Üzerinden kış geçti. İkinci yıl, Mayıs ayı içinde ne oldu diye bakmaya gittim. Ohh.  Ne güzel. Bu sefer diktiğimiz bademlerin hepsi de çıkmış. Bir yıl önce diktiklerim de artık arazide görünür olmuşlar. Temmuz ayı içlerinde yine havanın çok iyi olduğu günlerde, üç dört gün yine gittim. Tüm fidanların dibini yabani otlarını temizledim. Çevrelerini belledim. Bir gün çalışırken uzaklardan motosikletli bir adam geldi. Yakınıma kadar geldi. “Ne yapıyorsun hemşeri dedi.” “Bak işte çalışıyorum. Bu fidanların çevresini belliyorum dedim” “Senin mi? burası dedi”  “Değil. Benim değil dedim”. Adam şaşırdı. Baktı ben kendimi işe kaptırmışım. Ter içindeyim. Çalışıyorum. “Ula hemşerim sende de hiç akıl yokmuş dedi.” “Bak bu sözün doğru. Bende akıl yok. Olsun yine de ben bu fidanlar büyüsün diye çalışıyorum dedim” Motosikletli başka bir şey demedi. Gitti. Ben de tüm fidanların dibini açmak için, iki üç gün çalıştım. Bitirdim işi. Bir gün gazetemizin köşe yazarlarından Doğan Kandemir ve Şeker Dedeye fidanlarını göstermek için gittik. Onlar da yaptığım çalışmaları ve orada verdiğim emeği gördüler. Hatta Doğan Bey, ASIM’IN BAHÇESİ DİYE bir de köşe yazısı yazdı. Üç yıl oraya gittim geldim. Artık bademler kendileri büyürler diye, bir daha oraya gitmedim. 2014 ün Ekim ayı içinde, Üniversite Hastanesinde, benim HISIM’IN kardeşi yatıyor. Onu ziyaretten dönerken, Allah rızası için diktiğim bademler nasıl oldu. Artık ürün verme çağına geldiler mi? diye bakmaya gittim. Ne gördüm biliyor musunuz? Bin kök fidandan ancak on kadar fidan orda burada kalmış. Üzüldüm mü? Ağladım mı? Bilmiyorum.  Ama bin kadar fidandan eser kalmamış. On yıllık hayalim, böyle bir acı ile son buldu. Ne olmuş olabilir? Ben yok olma nedenini çözemedim. Siz ne dersiniz?  
Bu haber toplam 125 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.