1. HABERLER

  2. SPOR

  3. Nazmi Yükselen!
Nazmi Yükselen!

Nazmi Yükselen!

    Aşklarımızı, sevdalarımızı, acılarımızı, yaşadığımız iyi-kötü olaylarımızı dile getiren bizden birer parçadır türkülerimiz! Dinler...

A+A-

1

    Aşklarımızı, sevdalarımızı, acılarımızı, yaşadığımız iyi-kötü olaylarımızı dile getiren bizden birer parçadır türkülerimiz! Dinler geçeriz… Bazen hüzünleniriz, bazen ağlarız. Yerine göre oynarız. Kimin yazdığınla ve kimin bestelediğinle çok ilgilenmeyiz. Çoğu zaman söyleyenle bütünleştiririz. Fakat hepsinin ayrı birer hikayesi vardır türkülerimizin “Ormancı” türküsünü bilmeyenimiz yoktur. Çoğu gecelerimizde bizleri kah efkarlandırır, kah neşelendirir.

ORMANCI TÜRKÜSÜ

Çıktım Belen kahvesine baktım ovaya Bay Mustafa çağırdı, dam oynamaya, Ormancı da gelir gelmez, yıkar masayı, Söz dinlemez Ormancı, çekmiş kafayı Aman Ormancı, canım Ormancı Köyümüze bıraktın yoktan bir acı…

     İşte o türkünün bestecisi Nazmi Yükselen de yok artık aramızda! 1926 yılında Milas'ta doğdu. İlk ve ortaokulu Milas'ta okudu. 1948  yılında İstanbul radyosunun açtığı sınavı kazanarak, "Halk Türküleri" sanatçısı  oldu. Daha sonra Ankara radyosuna geçti ve Muzaffer Sarısözen'in yönettiği  "Yurttan Sesler Korosu"nda "misafir sanatçı" olarak çalıştı. Sahne çalışmaları da  oldu. 1958-1962 yılları arasında İzmir radyosunda çalıştı. 1974 yılında Milas'a  geldi. 42 adet plak doldurdu. Üç filmin dublaj müziğini yaptı. 1982'de Kültür  Bakanlığı tarafından devlet sanatçısı seçildi. Tedavi  gördüğü Milas'taki özel bir hastanede 89 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendiğimde Ormancı Türküsünün hikayesini araştırdım.

ORMANCI''NIN ÖYKÜSÜ

     Muğla’nın Yatağan İlçesine bağlı Gevenes Köyü'nde 1922 yılında dünyaya gelen Mustafa Şahbudak  ağa çocuğudur. Köy Muhtarı Tevfik Cezayirli  Mustafa'nın en yakın arkadaşıdır. Bu ikili her akşam köy kahvesinde “dama” maçı düzenler iddialı ve dostça yapılan bu karşılaşmalar kahvehanedekiler tarafından ilgi ile izlenir. 1946 yılının bir Temmuz gününde Mustafa Şahbudak ve Muhtar Tevfik Cezayirli  yine dama tahtasının başına otururlar. Oyunun yarısında “Sarı Memet” lakaplı Orman Memuru Mehmet İn  çıkagelir. Mehmet sarhoştur. Bir gün önce  komşu olan Çiftlik Köyü'nde yangın çıkmıştır. 1946 seçimlerinin evrakı Yatağan'a gönderilecektir. Seçim evrakını Yatağan'a  köy bekçisinin götürmesi zorunludur. Ormancı ise  yangın evrakının bir an önce ilçeye götürülmesi için bekçiyi muhtardan ister. Muhtar Cezayirli  “Olmaz  daha acil olan seçim sonuçlarının ulaştırılması gerekiyor. Bekçiyi gönderemem” diye cevap verir. Bunun üzerine ormancı ile muhtar arasında tartışma başlar. Muhtar Tevfik Cezayirli  “Ayıp ediyorsun Mehmet  bize müsaade et” der. Ormancı kahveye geri döner dama masasını bir yumruk atar. Mustafa Şahbudak  bu davranışa tahammül edemez ve ormancıyı tokatlar. Olayın büyüyeceğini anlayan köylüler  ormancıyı sakinleşmesi için kahvenin arka tarafına götürürler. Ormancı bağırarak küfürler savurmaktadır. Küfürler Mustafa Şahbudak'ın tahammül sınırını daha da zorlar. Şahbudak  yerinden kalkar ormancının üzerine yürür. Ormancı Mehmet  kamasını çıkarıp Mustafa Şahbudak'ı kolundan yaralar. O zaman Mustafa Şahbudak ormancıyı korkutmak için  belindeki tabancayı çıkarır  yere doğru ateş eder. Muhtar ormancının ikinci kez kama vurmaması için elini tutar. Fakat  Mustafa tetiği çoktan çekmiştir... Ormancı Mehmet İn  bunun üzerine kaçmaya başlar. Mustafa Şahbudak kaçmasın diye  bir el daha ateş eder. Bu ateş de öldürmek için değil  kaçmasına engel olmak içindir. İkinci atışta Mehmet İn  yere düşer. Arka cebinde tabaka olduğu için  ona bir şey olmaz. Ama  Mustafa Şahbudak  kaza kurşunu ile dostu Tevfik'i vurmuştur. O günlerin imkansızlıkları içerisinde Tevfik'i  tahta bir sal üzerinde köyden 23 kilometre uzaklıktaki Muğla Devlet Hastanesi'ne götürürler. Tevfik çok kan kaybetmektedir. Mustafa  Doktor Veli Bey'e  “Babamın selamı var  bu adamı iyileştir” diye yalvarır. Doktor Veli Bey  “O ölecek  önce senin kolunu saralım” diye yanıt verir. O sırada Tevfik eliyle işaret edip Mustafa'yı yanına çağırarak  “Ben ölüyorum  hakkını helal et” dedikten sonra can verir. Yıllardır her şeyi unutmaya çalışan Mustafa'ya bir gün arkadaşları  Tahir Usta adında bir değirmenciden bahsederler. Bu değirmenci  annesinin akrabasıdır. Değirmenci Tahir Usta aynı zamanda türkü de bestelemektedir. Gevenes Köyü'nde yaşanan bu acı olay Tahir Usta tarafından bestelenmiştir. Düğünlerde okunan  herkesin diline düşen türkü  ORMANCI'dır... 16 Mart 2015 tarihinde aramızdan ayrılan sanatçının; Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!
Bu haber toplam 167 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.