1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Nazar değmesi var mıdır?
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Nazar değmesi var mıdır?

A+A-

Evet, vardır. Kur'an-ı Kerim nazardan söz ederken açık ve kesin bir hüküm bildirmemekte, buna karşı hadisler, kesin bir ifadeyle nazarın gerçek olduğunu bildirmekteler. İşte hadisler:

Hazreti Peygamber (s.) Sallallahü aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: “göz değmesi (nazar) haktır, gerçektir. Eğer kaderin önüne geçecek bir şey olsaydı Göz değmesi (nazar) olurdu. (Müslim Selam/42)

Esma binti Umeys (r.a.) der ki: “Ya Resûlallah! Cafer’in çocuklarına çok nazar değiyor. İstirga yapayım mı (şifa için okuyayım mı, ya da birisinden okumasını isteyeyim mi?) dedim. O: “Evet! Lakin kader ile yarışan bir şey olsaydı nazar değme işi onu geçerdi"” buyurdu.(Tirmizi Tıb/17, ibn-i Mace Tıb/33)

Bu hadis-i şerifler, nazar kaderi değiştirir anlamında değildir. Sadece nazar değmesinin çok güçlü olduğunu ifade etmektedir. Bir kimseye nazar isabet eder ve o da hastalanırsa, bu da kaderdir. Yani ezel ilminde Allah onun öyle olacağını biliyordu, demektir. Öyle olunca, insanın tedavi için ilaç kullanması, tıbbî müdahalede bulunması, okuması ve okutması gibi sebeplere sarılması da kaderdir ve yapılması da gereklidir.

Bir de şunu unutmamalıdır! Nazar sadece hased edici gözle bakandan meydana gelmez, bilakis bir kimsenin kendi çocuğunu ya da bir malını gördüğünde “ne kadar, güzelleşti! Ne kadar gelişti gibi” düşündüğünde ona da nazar isabet eder. Bu konuda bir hatıramı nakletmek istiyorum. Ben bunu anlattığımda ihsan isimli bir vatandaş: “Vallahi hocam doğru söylüyorsun. Benim bir kuzum vardı. İki üç aylık iken beş altı aylık gibi gelişti. Bir ara dikkatimi çekti de ‘Bu kuzu ne kadar çabuk gelişti’ diye içimden geçtiği anda o kuzu olduğu yerde yattı can veriyordu, bıçağı zor yetiştirdim, dedi. Ben de “Mâşâallah, bârakallah” deseydin nazarın ona zarar vermezdi, dedim.

Nazar’ın çaresi:

a-            (Nazar değmeden önce ise) kıskandığı ya da çok hoşuna gittiği bir şeyi gören kimsenin “Mâşâallah, bârakallah” demesi.

b-           B- Nazar değdikten sonra ise, nazarın etkisinin geçmesi için rukye yapılması. Yani okunması ya da okutulması.

Ne okunacak? İşte hadisler:

Ebû Saîd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Cebrâil aleyhisselâm, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:

- Ey Muhammed, hasta mısın? diye sordu. Hz. Peygamber de:

- Evet, dedi. Cebrâil aleyhisselâm: şöyle dua etti:

“Bismillâhi erkıyke, min külli şey’in yü’zîke, min şerri külli nefsin ev aynin hâsidin, Allahü yeşfîk. Bismillahi erkıyke”

Allah’ın ismiyle seni rahatsız eden her şeyden sana okurum. Her nefsin veya hasetçi her gözün şerrinden Allah  sana şifâ versin. Allah’ın adıyla sana okurum” diye dua etti. (Müslim, Selâm/ 40)

Rukye, yukarıda da geçtiği gibi, halkımızın tabiriyle, hastaya okumak demektir. Burada bizzat Cebrâil aleyhisselâm’ın Hz. Peygamber’e rukye yaptığını yani okuduğunu görmekteyiz. Mânası bilinen kelimelerle ve şirk unsuru taşımayan sözcüklerle, bilhassa âyet-i kerîmelerle rukye yapmak câizdir. Yasaklanmış olan rukye, Câhiliye dönemindeki gibi, birtakım tılsımlı  ve bozuk mânalı kelimelerle yapılan rukyelerdir.

Ebû Said el-Hudrî (r.a)'den rivayet olunduğuna göre: "Resulullah (s.a.s), "Cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırım"gibi dualarla cinlerin ve insanların nazarından Allah'a sığınırdı. Sonra Muavvezeteyn (Felak ve Nas sureleri) nazil olunca bu sureleri okumaya başladı diğer duaları terketti" (İbn Mace, Tıb, 34).

Ayrıca, Resûlullah’ın (s.a.s.) nazar değmesine karşı Muavvizeteyn (Felâk ve Nâs), ihlas ve Fatiha sûrelerini, ayetelkürsî’yi okuduğu; ashabına da bunları okumalarını tavsiye ettiği rivayet edilmektedir (Tirmizî, Tıb, 16; İbn Mâce, Tıb, 32).

İbn-i Abbas (ra) şöyle rivayet etmiştir: Allah Rasûlü (s) Hasan ve Hüseyin’e, (nazar değmesine karşı Allah’a) sığınır ve şöyle derdi: “Babanız İbrahim (as) şu dualarla, oğulları İsmail ve İshak için nazardan korunmak isterdi: ‘Eûzü bikelimâtillâhittâmmeh min külli şeytânin ve hâmmeh. Ve min külli aynin lâmmeh’.

Türkçesi: bütün şeytanlardan ve her zehirli hayvandan ve nazarından korkulan kötü gözlerden, Allah’ın tam ve mükemmel kelimelerine sığınırım.

Bazı alimler Fatiha suresi, Ayetelkürsî, felak ve Nas surelerini, Kalem Suresinin son iki ayetini ve yukarıdaki hadisleri ve bunlara benzer duaları yazıp ya da yazdırıp muska olarak taşımanın caiz olduğu görüşündedirler. Zamanla bu muskanın çöpe atılacağı mahzurunu da unutmamalıdır. Onun için en güzeli bunları okumaktır.

Nazar boncuğu vb. takmak caiz değildir.

Ukbe b. Nâfi`den merfû` olarak şu hadisi rivayet eder: "Kim temîme (mavi boncuk) takarsa Allah onun işini tamamlamasın. Kim bir ved`a (katır boncuğu) takarsa Allah onu korumasın. (Ahmed İbn Hanbel, 4/ 154)

ِUkbe bin Amir (r.a.) şöyle rivayet eder: Hazreti Peygamber Sallallahü aleyhi ve sellem’e bey’at etmek üzere bir kaç kişi geldiler. Rasûlullah Sallallahü aleyhi ve sellem dokuz tanesinin bey’atlarını kabul etti, bir tanesini kabul etmedi. “Ya Râsûlallah! Dokuzunun bey’atini kabul ettin, bunu bıraktın? dediler. Efendimiz  buyurdular ki: “Onun üzerinde temîme (nazarlık) var.” Sonra elini sokup o nazar boncuğunu çıkartıp attı ve: “Kim Temîme takarsa şirk koşmuş olur.” (Müsned-i Ahmed 4/156)

Temime: nazar değmesin diye takılan mavi boncuk, kaplumbağa kabuğu, at nalı, bazı otlar ve ne olduğu okunmayan bir takım tılsım dedikleri yazılardır. Allah’ın korumasını bırakıp da bunlardan yardım beklemek İslam akidesiyle bağdaşmamaktadır.

Bir İslam büyüğüne at nalında uğur var mıdır, diye sormuşlar. O da “Hiç zannetmem! Atın ayaklarında dürt tane var ama at genede kamçı yemekten kurtulamıyor, demiş.

Önemli uyarı:

İnsanlardan bazıları rukye tedavisi (okuyup üfleme) talep ettikleri zaman, okuyan kişinin inancının sağlam olup olmadığını, maksadını, ilmini araştırmıyorlar. Bu sebeple de sahtekârlara, büyücülere ve kötü maksadlı olanlara yöneliyorlar. O bozguncular, yapıcı olmaktan çok yıkıcıdırlar. Hatta onların içinde niceleri vardır ki, haram olan şeyleri yahut bid'atları, ya da şirk olan şeyleri insanlara emrederler. Böyle kimselerin şerlerinden muhafaza etmesini Yüce Allah (c.c.)'dan dileriz.

Rukye (okuyup üfleme) talep eden kimseye gereken şey, dikkatli olması ve işini sağlam yapmasıdır. Yani, ya kendisi okumalı, Yahut da buna ehil olan imanlı ve ihlâslı kimseleri bulmalıdırlar. Şunu da iyi bilmelidir ki; eğer şeriatın uygun gördüğü şartlar uygun olmazsa, rukye yapmak caiz olmaz,fayda yerine zarar getirir.

Bu yazı toplam 616 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.