1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. Namazın maddî-manevî faydalarından bazıları
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

Namazın maddî-manevî faydalarından bazıları

A+A-

Namaz, İslam dininin beş şartından, esasından, temelinden birisidir. Kur’an-ı Kerim’de yetmişten fazla ayette namazdan bahsedilmektedir. Namazla ilgili yüzlerce hadis vardır. Na yazık ki, asrımızda (Müslüman olduğu halde) zaman zaman namazın gereksiz olduğunu savunanlar türemiş ve şöyle demeye başlamışlardır:

“Efendim, namaz kılmak farzdır ama, kime? Namaz Hz. Muhammed’in zamanında yaşayan Araplara farzdır. Çünkü Araplar pis ve kirli idiler. Çok tembel idiler. Sabahları, öğleye kadar yatarlardı. Yata yata karınları şişerdi. Kalkınca da uyuşuk uyuşuk gezerlerdi. Bu yüzden de çok hastalanırlardı.

İşte Hz. Muhammed (S.) onları bu durumdan kurtarmak için, sağlığın temeli temizlik olduğu gerekçesi ile onlara önce abdest almalarını emretti. Sonra erken kalkmaları için sabah namazını kılmalarını emretti. Onları uyuşukluktan kurtarmak için de, bir spor hareketi olan namazı emretti. Zengin olanlar, aç kalmak sureti ile açların hallerini bilsinler diye orucu emretti..v.s..

Şimdi ise ben erkenden kalkıyorum. Elimi yüzümü güzelce yıkıyorum. Kahvaltımı yaptıktan sonra dişlerimi fırçalıyorum. Sonra da işime koşup, akşama kadar çalışıyorum. Çalıştığım işim ise, bana spor hareketlerini zaten yaptırıyor...v.b.”

Bu yazımda, durumun onların dediği gibi olmadığını; namazı Hz. Peygamberin değil, Allah’ın emrettiğini, bütün insanları yaratan Allah olduğunu ve dolayısıyla herkesin Allah’ın kulu olduğu için, namazın, Arap olsun, başkası olsun, kirli olsun, temiz olsun, tembel olsun, çalışkan olsun, herkese farz olduğunu, Yüce Allah’ın kesin emri olduğunu; bununla beraber, namazın maddî-mânevî, sıhhî, siyasî, ahlâki, ailevî, sosyal v.b. birçok faydaları olduğunun bir kısmını bu günün pozitif-müsbet ilim ve bilimleri ile de ispat edilerek açıklamaya çalışacağım.

Öncelikle şunu belirteyim ki, namaz ve diğer ibadetler, ilk etapta Yüce Allah’ın emri olduğu için ve onun rızasını kazanmak için yapılır. Değilse, şu faydası var, bu yararı var diye yapılan ibadetin bir sevabı olmaz. Hakiki Müslüman Allah rızasını ön plana aldıktan sonra, ibadetlerin hikmetleri üzerinde de düşünüp şöyle böyle yararları vardır, demesi kaymak üstüne bal dökmek olur.

İşte namazın maddi- manevi faydalarından bir kısmı şunlardır.

1-Namaz vücudu dinlendirir, iş kazalarını önler...

Hadislerde beyan edildiğine göre, namaz ve zikrullâh, insana hem manen, hem de bedenen dinçlik ve zindelik bahşediyor. Dinç bir vücut ve salim bir kafa ile çalışan kimse elbette işinde daha verimli ve daha başarılı olur.

Bundan bir müddet evvel Avrupa’da düzenlenen “İş kazalarını önleme” seminerine bir Türk doktoru sunduğu teklifle, namazın iş kazalarını önlemekteki büyük rolünü ortaya koymuştur. Bu teklife göre iş kazaları daha çok can sıkıntısı, bıkkınlık, biteviyelik yahut monotonluktan ileri gelmektedir. Modern sanayide iş bölümü nedeniyle bu haller çok görülmektedir. Bunları gidermek için dikkat tazelemek lazımdır. Bunun için Alman Ruh Hekimi Prof. Sultz, zihnî ve bedenî rahatlamayı ve gevşemeyi temin için bir metot geliştirmiştir. Bu hekim Hind yogasından faydalanarak bunu yapmıştır.

Prof. Sultz’un metoduna göre işçiler günün belirli saatlerinde iş yerlerinde cemaat halinde topluca bazı hareketler yapmaktalar. Bu alıştırmaları yapan işçiler daha verimli olmaktalar. Halbuki namaz bu işi daha kolay ve daha iyi görmektedir. Bu hakikati izah eden Türk Doktoru büyük alâka toplamış ve bunun üzerine Belçika Hükümeti, namaz kılacak Müslüman işçilere ayrı ibadet yerleri açmıştır.

2-Namaz günahlara kefarettir. Çünkü sevaplar günahları siler, yok eder. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz (s.) şöyle buyurmuştur: 

 “Nerede olursan ol Allah’tan kork, O’na karşı gelmekten sakın. Günahın arkasından da hemen bir sevap işle ki, onu silsin. insanlara da güzel ahlakla muamele et.”

Bir ayet-i kerimede de şöyle buyurulur:  “Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi vakitlerinde) ve geceye yakın vakitlerde (akşam, yatsı ve sabah vakitlerinde) gereği üzere namazı dosdoğru kıl. Şu bir gerçektir ki, bu hasenat (beş vakit namazın sevabı) günahları siler, yok eder. Bu, ibretle düşünenlere bir nasihattir.” (Hud: 114)

3-Namaz bir mü’minin “Ben Allah’ı seviyorum” sözünde sadık olup olmadığının bir ölçüsüdür. Seven, sevdiğinin davetine icabet eder.

Cenab’ı Allah günde beş defa müezzinin ağzından “Hayye alessalâh, Hayye alelfelah” (Haydin namaz kılmaya, haydin kurtuluşa), diyerek kendisini sevenleri kendisi ile konuşmaya davet ediyor. Rabbi kuluna: “Gel kulum istediğin verilecek, seninle konuşalım” derken kul günde beş defa bu daveti reddederse sonra da “Ben Allah’ı çok seviyorum...” derse, bu sözünde ne kadar samimiyetsiz olduğu meydana çıkmaz mı?

Bir hadis- kudsî’de Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:

“Namazı kulumla kendi aramda ikiye taksim ettim, yarısı benim, yarısı da kulum içindir. Kulum için istediği vardır. Kul, “Elhamdü lillahi Rabbil âlemîn” (Hamd âlemlerin Rabbisi olan Allah’a mahsustur) deyince Allahü Teâlâ: “kulum bana hamdetti” der. Kul: “Errahmanirrahîm” (Allah Rahman ve Rahîmdir, kullarına çok merhametlidir) deyince Allah (c.c.): “Kulum bana sena etti, beni övdü” der. Kul: “Mâliki yevmiddîn” (O, kıyamet gününün yegane tek sahibi ve hâkimidir) deyince Allah: “Kulum beni ululadı” der. Kul: “İyyâke na’büdü ve iyyâke nestîn” (Ancak sana ibadet ve kulluk eder, ve ancak senden yardım dileriz) deyince Allah Teâlâ: “İşte bu, kulumla benim aramdadır, kulum için istediği vardır” buyurur. Kul: “İhdinassırâtalmüstekıym. Sırâtallezîne en’amte aleyhim ğayril mağdûbi aleyhim veleddaallîn.” (Bizi doğru yola, kendilerine ikram ve ihsan ettiklerinin yoluna ilet; gazaba uğramışların ve sapıtmışların yollarına değil.” deyince Allahü Teâlâ: “Bunlar da kulum içindir. Kulum için ne isterse o vardır” buyurur.  Aklı ve imanı olan bir kimse böyle bir fırsatı kaçırır mı?

4-Seven sevgilisinin mektubunu okumaktan haz duyar, zevk alır.

Namazın içinde olan şartlardan biri de kıraattir. Yani Kur’an okumaktır. Kur’an Allah’ın kullarına gönderdiği bir risaledir, mektuptur, mesajdır. Gerçekten namaz kılan, namaz kılarken zevk alır, onun tadına doyamaz. Buna şu olayı örnek verebiliriz:

Zatürrika Gazvesi’nden dönüş esnasında İslâm ordusu bir vadide mola verir. Ordu, gece bu vadide konaklayacaktır. Efendimiz sorar: “Bu gece bizi kim bekleyecek, gece nöbetini kim tutacak?” Muhacirlerden Ammâr b. Yâsir, ensardan ise Abbâd b. Bişr ayağa kalkar ve nöbet görevini üstlenirler. Peygamberimiz onlara vadinin ağzına gitmelerini ve gece boyunca güvenliği sağlamalarını emreder. Nöbet yerlerine vardıklarında Abbâd, Ammâr’a sorar: “Ne zaman uyumak istersin; şimdi mi, sonra mı?” Ammâr şimdi uyuyacağını söyleyerek ilk nöbeti Abbâd’ın tutmasını ister ve uyumak için biraz uzağa gider. Abbâd ise kıbleye yönelir ve namaza durur. O güzel sesiyle Kehf Sûresi’ni okumaya başlar. Gökteki yıldızlar, çevredeki ağaçlar, kuşlar ve bütün canlılar onun zikrine ortak olur. Bu sırada onu fark eden bir düşmanın attığı ok, Abbâd’ın vücuduna isabet eder. Ancak Abbâd’ın, namazını bozmaya hiç de niyeti yoktur. Oku vücudundan çıkarır ve namazına devam eder. Adam bir ok daha atar, bu ikinci ok da hedefini bulur. Ancak bu ok da Abbâd’ı namazından vazgeçirmez. Adamın attığı üçüncü ok Abbâd’ı oldukça bitkin bir hale getirir. Abbâd selamını verip namazını bitirdiğinde Ammâr’ı uyandırır. Ammâr arkadaşının vücudundan akan kanları dehşetle görür ve şaşkın bir hâlde sorar: “Sübhânallah, adam sana ilk oku attığında neden beni uyandırmadın?”

Abbâd şöyle cevap verir: “Kehf Sûresi’ni okuyordum. O kadar güzeldi ki yarıda bırakmak istemedim. Rasûlullah’ın verdiği nöbet görevini yerine getiremeyeceğimden korkmasaydım, okumaya devam ederdim.” (Ahmed 3/343-344)

Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.